Niki Lauda. Bugünlerde Mercedes garajında Toto Wolff’ün yanında gördüğümüz, açık sözlü demeçlerini bazen saçma, bazen de fazla net bulduğumuz bu kahramanın Formula 1’de çok özel bir hikayesi, kendisi hakkında da çekilmiş bir sinema filmi var.

Kalbindeki yarış tutkusunun peşinde koşabilmek adına ailesi ile tartışan, güvenli bulmadığı bir yarışta büyük bir kaza yaparak ölümden dönen, geri dönmesi çok zor diyenleri şaşırtarak kazasından 1.5 ay sonra pistlere geri dönen bu büyük adam, pist şartlarını güvenli bulmadığı için şampiyonluktan vazgeçip pite dönecek kadar da cesur. Evet, cesaret o şartlarda ölümüne yarışmak kadar, şampiyonluktan vazgeçip pite dönebilmektir de.

F1Today hazırlamış, bana da tercümesi düştü.

Çaylak kariyeri

Niki Lauda bir yarış pilotu olarak doğmadı. Oldukça zengin bir ailede, yarışlara karşı olan ebeveynler tarafından büyütüldü.

Mini’lerde sürmeye başladıktan sonra tek koltuklular dünyasına geçti. Formula Vee ve spor otomobillerden geçerek Formula 2’ye ulaşmak isteyen Lauda, şampiyonluktan sonra bozdurduğu sigortasından aldığı 30000 sterlin ile 1971’de March takımına katıldı ve Almanya’da, Hockenheim pistinde bir March 712M ile Formula 2’ye girdi. 3 Nisan 1971’de sıralama turlarında poldeki Ronnie Peterson’dan neredeyse 2.5 saniye yavaş bir şekilde 14. oldu.

Aslında biraz savruktu. Avusturyalı, ilk sezonunda sekiz puan kazandı ve Rouen’de podyuma çıktı. Formula 2’nin o zamanlar çok rekabetçi bir yer olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Mevcut Formula 2 standartlarından çok farklıydı.

F2 sezonu ikinci yıl daha iyi gitti. Üç podyum ile şampiyonada beşinci oldu. Bu sırada zaman zaman Formula 1’de de sürüyordu ve BRM kendisine 1973 için bir kontrat önerdi. Belçika GP’de, Zolder’de Lauda beşinci olarak ilk puanlarını aldı. Ferrari ise dramatik 1973’ün ardından yeniden organize oluyordu ve Luca di Montezemolo Lauda’ya bir kontrat önerdi, Avusturyalı da kabul etti.

Ferrari’deki ilk sezonlar

Scuderia’daki ilk anlarından itibaren Lauda hızlı olduğunu gösterdi. Arjantin’deki ikincilik sezonun ilk Avrupa yarışı Jarama’daki zaferle devam etti. Polden başlayan Lauda, Ferrari 312B3-74’üyle takım arkadaşı Clay Regazzoni de dahil herkesi gerisinde bırakmıştı. Emerson Fittipaldi bile yarışta tur yedi.

Lauda, sezonun geri kalanında da böyle performanslar gösterdi. En hızlı pilottu ve takım arkadaşı Regazzoni ile hiçbir sorun yaşamıyordu. Ancak mekanik şanssızlıklar ve devam eden hataları ile birlikte Avusturyalı, Zandvoort’ta bir yarış daha kazanmakla yetinmek zorunda kaldı.

İtalyan ekipteki ilk yılında 38 yılında şampiyona dördüncüsü bitirdi. 1975’te Ferrari sezona 1974’ün aracıyla başladı. Güney Afrika’da piste çıkan 312T ile Lauda artık durdurulamaz oldu. Ferrari pilotu 64.5 puanla şampiyon oldu.

1976’dan önce Lauda bir diğer rakiple karşılaştı, James Hunt. Hunt Lauda’nın tam tersiydi. Lauda her şeyi pragmatik metotlarla yaparken, Hunt daha çok bir parti hayvanı ve çapkındı. 1976 sezonu boyunca ikili pist üzerinde düzenli olarak yan yanaydı ve her zaman adil bir şekilde yarıştılar. Lauda sezonun ilk dokuz yarışında sekiz podyum ve beş zafer elde etti. İngiltere GP’nin ardından McLaren adına süren Hunt’ın 23 puan önündeydi.

1976 Almanya GP öncesinde yaşananlar

Eski Nürburgring’ın aşırı uzunluğu 1 Ağustos 1976’daki yarışa gidilirken büyük tartışmalara neden oldu. Pistin sürücülerin güvenliğini sağlayabilmesi için beş kat daha fazla görevliye ve doktora ihtiyacı vardı.

Lauda yarıştan haftalar önce bir toplantı yapılması için çağrıda bulundu. Tehlikeli şartlar altında yarışmak istemiyordu. Lauda’ya göre standartlar o kadar kötüydü ki, yarışa başlamak güvenli değildi. F1 daha sonra Almanya GP’nin son kez orada yapılacağına karar verdi. Bu kısmi olarak pistin zor yapısının pist görevlisi ve doktor ekiplerinin bulunacakları yerlerin yapılmasına izin vermemesiydi. Bu, 70’lerdeki güvenlik standartlarının bile altındaydı. Sporun o zamanlarda da amatör olmadığı açıktı. Aksine aşırı profesyonel bir şekilde yönetiliyordu.

Pist dardı, çok az kaçış alanı vardı ve yangın araçları için olan kötü kaçış yolları bulunuyordu. Lauda, Flugplatz ve Pflanzgarten bölgesindeki virajların araçları havalandırabileceğinden endişe ediyordu. Hava şartları da pistin farklı noktalarında çok değişken olabiliyordu, yarış zamanında da sis riski çok fazlaydı.

Lauda tüm bu endişelerini dile getirdi. Yarıştan 3 hafta önce bu sorunların farkındaydı, çünkü o zamanlar Formula Super-Vee yarışında ölümcül bir kaza olmuştu. Lauda alınan tedbirleri yeterli bulmamıştı. Boykot çağrısında bulundu ve sonunda bir oylama yapıldı. Sonucu ise tek bir oy belirledi. Yarış devam edecekti.

1976 Almanya GP

Lauda’nın yarıştan önce ortaya attığı endişeler yarış haftası başladığında gerçeğe dönüştü. Yeterli güvenlik görevlisi yoktu. Pistin yarısı ıslak, yarısı kuruydu. Yarıştan önce yağmur vardı ve çoğu araç yağmur lastiği ile başlamaya karar verdi.

‘Yeşil Cehennem’de’ hızlı olduğu bilinen Jochen Mass ise slicklerle başlamaya karar verdi. Regazzoni beşincilikten çok iyi fırladı ve hemen arkasında polden başlan Hunt vardı. Mass üçüncü, Lauda dördüncüydü. İlk turun sonunda neredeyse her pilot slickler için içeri girdi. Üçüncü turun başında Jochen Mass diğer herkese neredeyse yarım dakika fark açmıştı.

Lauda ise kayıp zamanı kapatmaya odaklanmıştı. İşleri hızlandırma mücadelesi içinde, muhtemelen aracında bir şeyler kırıldı ve Bergwerk’te duvara çarptı. Ferrari’nin yakıt tankı patladı ve Lauda’yı alevler içinde bıraktı. Guy Edwards yanan Ferrari’den kaçınmayı başarmıştı, ancak Hans Ertl ve Brett Lunger araca çarpmaktan kurtulamadı. Bu üç sürücü durdu ve Lauda’nın aracına doğru koştu. Orada Arturo Merzario da kendilerine yardım etti.

Valdığında Lauda’nın yanıkları çok ciddi durumdaydı. Kazada kaskını kaybetmişti ve çoktan çok zehirli dumanları solumuştu bile, bölgede hiçbir tıbbi destek yoktu. Kazadan sonra Lauda’nın bilinci açıktı ve aracından çıkmak için ayağa kalkmaya da çalıştı, ancak sonra komaya girerek düştü.

Bundeswehr’den bir helikopterle Koblenz’e götürüldü ve oradan da Trauma-Klink von Ludwigshaven’e sevk edildi. Bu klinik, ağır yanıklar üzerinde deneyimliydi. Sonraki günlerde Lauda hayatı için savaştı.

Kazanın sonuçları

Lauda klinikte başına gelenleri anlatıyor: “En büyük sorun benimle ne yapacaklarını, fiziksel durumumu açıkça konuşuyorlardı ve neler yapmaları gerektiğine karar vermeye çalışıyorlardı. ‘Ona oksijen verirsek ölür’ dediklerini duydum. Her şeyi duydum, bunu onlara sonradan anlatmıştım. Marlene (eşi) odaya girdi ve ağladığını duydum. Çok kötüydüm ve Pazar gecesinden Pazartesi sabahına kadar çektiğim acı artık dayanılmayacak seviyedeydi. Kendimi mutlu bir şekilde bir rüya dünyasına dalarken gördüm, rahatladım, sonra korktum, devam etmek zorundaydım, bunu yapmazsam ölebilirdim, bu konsantre olmamda bana yardım etti, hayatta kalmak için her şeyi yapacağımı biliyordum.”

Beş gün içinde Lauda yoğun bakımdan çıkarıldı. Bu sırada Enzo Ferrari Lauda’nın yerine geçecek kişiyi çoktan aramaya başlamıştı bile. Lauda hakkındaki haberleri merak eden Emerson Fittipaldi Ferrari’den bir teklif aldı. “Niki’nin nasıl olduğunu bilmek istemiştim, Ferrari’den biri aradı ve bana ‘Bizim için sürmek ister misin?’ diye sordu. Sadece hastanede olan arkadaşımı ziyaret etmek istemiştim.”

Takım Avusturya’da kazanan Hunt’ı protesto etmek için yarıştan çekilmişti, Zandvoort için ise Lauda’nın yeri için Carlos Reutemann ile anlaşıldı. Lauda ise bu süreçte geri dönmek için çalışıyordu.

Ferrari’nin takım menajeri Daniel Audetto, Ferrari’nin başka birine bakmasının normal olduğunu söylemişti: “Bu Formula 1’in zor kısmıdır. Eğer bir bağ koparsa o bağı değiştirmek zorundasınız.”

Hunt Zandvoort’ta kazandı ve artık Lauda’nın sadece iki puan arkasındaydı.

Yüzyılın dönüşü

Altı hafta sonda, Lauda Maranello’ya geri dönmüştü. Pek çok gazeteci ve taraftarın gözleri önünde Niki araca bindi, ancak orada panik atak geçirdi. Sonrasında şunları söylemişti: “Kazadan sonra araca ilk oturuşumda ikinci vitesi bulamadım, süremediğimden çok korkmuştum. Korku içimde büyüdü, yavaş bir tur attım ve pitlere geri döndüm ve Cumartesi sabahı Monza’ya gittim, turları üst üste koyarak hızlandım ve en hızlı Ferrari oldum.”

Lauda sıralamalarda beşinci olmuştu. Bu süreçte İtalyan pistte bir skandal vardı. McLaren, kural dışı yağ kullandığı için yarış hakemleri tarafından sorgulanıyordu. Hunt ve Mass yarışa 27. ve 28. sıradan başladılar. Hunt 11. turda spin attı ve Lauda Ferrari’nin evinde Peterson, Regazzoni ve Laffite’nin arkasında dördüncü sırada bitirdi.

Hunt ise sonraki Kuzey Amerika yarışları olan Kanada ve Amerika’da kazandı. Mosport’taki yarış öncesinde Hunt’ın Silverstone’daki zaferi silinmiş, Lauda ise üç puan öndeydi. Aslında ikinci bitirmişti ve böylece zaferi kazanmış oldu. Fuji’deki son yarışın başında önde olacaktı.

Japonya’da yarışı bırakması ve Ferrari’den ayrılması

24 Ekim 1976’da Japonya’da olanlar geçmişi seven F1 taraftarları arasında çok iyi bilinir. İlk iki turu yoğun yağmur altında geçilen yarışta Lauda hayatını riske atmamayı seçti ve yarışı bıraktı.

Bu ise özellikle Enzo Ferrari’nin kendisinden nefret etmesiyle sonuçlandı. Lauda’nın açıklaması ise çok basitti. O şartlar altında sürmenin tehlikeli olduğunu ve kendisini güvende hissetmediğini söylemişti. Kazasından sonra gözleri sulanmaya başlamıştı, çünkü göz kapaklarını hareket ettiremiyordu. Güvenliğini tercih etti ve Ferrari’sini güvenli bir noktaya çekti. Hunt ise yarışın büyük bölümünde liderdi, bir pit stop yaptı, geri düştü, ancak sonunda üçüncülüğü aldı. Üçüncülük onun şampiyonada Lauda’yı geçmesine yetiyordu.

Enzo Ferrari’nin Lauda’dan memnun olmadığı açıktı, ancak 1977’de de takımda tutuldu. Avusturyalı oldukça istikrarlı bir sezon geçirdi ve bu da ona rahat bir şampiyonluk kazandırdı. İçten içe geriliyordu, yeni takım arkadaşı Carlos Reutemann’dan memnun değildi. Ferrari’nin kendisinden soğuduğunu hissetti: “O adama dayanamazdım, destek vermek yerine Reutemann’ı takıma alarak beni zorda bıraktılar.”

Sezon sonunda Ferrari’den ayrılmaya karar verdi.

Brabham ile zaferler ve McLaren ile üçüncü dünya şampiyonluğu

Lauda, 1978 sezonunun başından önce Brabham ile anlaştı. O yıl 44 puanla şampiyona dördüncüsü oldu. Sonraki yıl ise felaket geçecekti. Lauda ve Brabham yeterli hıza ulaşamamıştı ve Avusturyalı pilot Kanada GP hafta sonunda kaskını kenara bırakmaya karar verdi.

Lauda, 1982’de McLaren ile Formula 1’e geri döndü. Bu kombinasyon, 1984’te kendisine üçüncü dünya şampiyonluğunu kazandıracaktı. 1985 sezonundan sonra ise Formula 1’i tamamen bıraktı.

1978 İsveç GP’de Anderstorp pistinde ortaya çıkan ve ‘Fan car’ adını alan Brabham BT46B, Lauda’nın ellerinde 35 saniyeye yakın farkla kazanmıştı. Gordon Murray’ın bu mucizesi daha sonra yarışmadı.

1979’da kurduğu Lauda Air adındaki kendi havayolu şirketine odaklanmaya karar verdi. 1991’de Lauda tekrar büyük bir mücadele ile karşı karşıya kaldı. Uçaklarından biri, Wolfgang Amadeus Mozart adındaki bir Boeing 767-300ER Tayland’da düşmüştü ve 223 kişi hayatını kaybetmişti. Lauda Air Flight 004 Tayland Havacılık Departmanı tarafından incelemeye alındı.

Niki Lauda bu soruşturmanın her dakikasında olay yerinde tam olarak neler olduğunu araştırmaya koyuldu. Lauda sonrasında bu kazanın hayatının en zorlu kısmı olduğunu söylemişti.

Almanya’daki kazasından daha zorlu bir süreç. Korkunç kazasından sonra ikinci bir şansa sahip olmuş ve buna iki elle sarılmıştı.

Birkaç ay önce bir akciğer nakli ameliyatı geçirdi ve Melbourne’de tekrar Mercedes garajında olmayı umuyor. Şimdi ise üçüncü şansını yaşıyor.

Geçmiş olsun Niki! Yakında görüşürüz!

1 YORUM

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]