Merhaba değerli F1 severler!

İki hafta önceki Britanya GP’si, sezonun en keyifli yarışı olarak dikkat çekmişti. Keyif faktörünün bu yarışta da bizleri etkisi altına alabileceğini düşünüyorum. Neden bu şekilde düşündüğümü nedenleriyle anlatmaya çalışacağım. Bu arada geçen yarışın aksine, Mercedes’in evinde, sürpriz bir mağlubiyet alabileceğini de düşünenlerdenim.

Bu yarışın Vettel için ayrı bir önemi var, burası Vettel’in doğup büyüdüğü kasabaya 30 dakika mesafede. Ancak Vettel’in evinde yapılan bir yarış olmasına rağmen, Vettel şimdiye kadar burada hiç yarış kazanamadı. Geçen sene kazanmaya çok yaklaşmıştı, ancak… Neyse Ferrari taraftarları için kötü anıları deşmeyelim.

Öncelikle pist konusunda bilgi vermeye başlayacağım ve sonra da favoriler kısmında beklentilerimi yazarak sürpriz faktörünü anlatacağım.

Çok teknik olmayan, sıradan bir pist… En önemli karakteristiği, “tam düz olmayan” düzlüğü. 3’ncü sektördeki Mercedes tribünlerinde dalgalanan pek çok bayrak göreceğiz.

Pist

Pist sezonun kısa pistlerinden. Sadece 4574 metre. Uzunluk olarak Kanada ve Avusturya karakteristiğinde bir pist. Kanada ve Avusturya pistleri gibi kısa olmasına rağmen, o pistlerden fazla viraja sahip. Toplamda 17 viraj var. Bu virajların 4 tanesi tam gaz geçiliyor. Geriye kalan 13 viraj, downforce üreten arabalar için fark yaratabilecek sayıda ve nitelikte.

Geçen senenin pole derecesi 1:11,212 idi. Bu sene rahatlıkla 1:10’lar görülecektir. Şahsen, bu tip kısa pistleri sevmem. Nedeni çok fazla tur bindirme yaşanıyor olması ve pistte her daim kirli hava olması. Ayrıca kısa pistlerde, arabaların devamlı surette birbirine yakın seyretmesi nedeniyle de pist üzeri sıcaklıklar yüksek olur. Yüksek pist ısısı hem arabaların, hem de lastiklerin en büyük düşmanıdır. Bu nedenle bu haftanın en önemli konularından birisi ısının yönetilmesi olacak. Isının yönetilmesi konusunda en önemli yardımcılardan biri ise pistin tam gaz geçilme oranının düşük olması olacak. İngiltere ve Avusturya pistlerinin %75-%78 civarındaki bir bölümü tam gaz geçiliyordu. Burada oran yaklaşık %60 civarında. Yani motorların daha az zorlanacağı bir pist.

Cuma günü için 38 derece, Cumartesi için 34 derece pist sıcaklıkları öngörülüyor. Pazar günü için ise zaman zaman 25–30 derece arasında dalgalanan hava sıcaklıklarına yağmur eşlik edecek gibi bir tahmin var. Dolayısıyla Cuma antrenmanların ve Cumartesi antrenman ve sıralama turlarında elde edilecek dereceler Pazar günü için çok anlam ifade etmeyebilir.

Tur başına yaklaşık 1,5 kg civarında yakıt kullanılıyor. Kurallarca izin verilen 110 kg yakıt miktarı fazla fazla yetecektir, yakıt tasarrufu göreceğimizi pek sanmıyorum. Takımlar Cuma günkü antrenmanlarda, özellikle 2’nci antrenmanlarda, araçların yakıt tüketimlerine bakacaklardır. O tüketime göre yeter miktarda yakıt ile yarışa çıkacaklardır. Zira izin verilen 110 kg yakıtın tamamının depoya koyulmasının tur zamanlarına olumsuz etkisi var. Depoya koyulan fazladan her 10 kg’lik yakıtın tur zamanlarına etkisi yaklaşık 0,3 saniye. Önceden belirttiğim gibi, Cuma günü ile yarış gününün hava sıcaklıkları arasında sıcaklık farkı olacağı için, takımlar yakıt tüketimi konusunda da doğru bir tespit yapmakta zorlanacaktır. Araçlar fazladan soğutma ihtiyacı nedeniyle Cuma günü biraz daha fazla yakıt tüketeceklerdir. Bu hesaplamayı doğru yapıp, yeter miktar yakıt ile çıkan takımlar, yarış temposunda fark yaratacaktır.

Dikkatli okuyucularım yüksekliğin motorlar üzerinde yaptığı olumsuz etkiyi anlattığım yazılarımı hatırlayacaktır. Özellikle “Avusturya GP’si analizi” başlıklı yazımda ve sonrasındaki “F1 teknolojisine giriş” yazımda bu konuya değinmiştim. Bazı okuyucularım, bu pistin Avusturya gibi kısa olması ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle, özellikle Mercedes’in performans olarak geride kalacağını düşünebilirler. Ancak iki pistin birbirine benzerlikleri, kısa olmalarıyla ve hava sıcaklıklarının yüksek olmasıyla sınırlı. Avusturya’da Mercedes’i en zorlayan konu pistin aşırı yüksek rakımıydı. Hatırlarsanız Avusturya ortalama 700 metreden yüksek bir rakıma sahipti. Bu pist Avusturya gibi yüksek bir pist değil, pistin en yüksek yeri sadece 159 metre civarında. Dolayısıyla hava sıcak olsa da, özellikle favorilerden Mercedes’in Avusturya kadar zorlanmasını beklemiyorum.

İki tane DRS alanı var. Bu DRS alanları, neredeyse pistin yarı uzunluğu kadar. İlk DRS alanı, 17’nci viraj ile 2’nci viraj arasındaki uzun mesafe. Bu DRS alanı 1’nci viraj tarafından kesildiği için geçiş yapılamayabilir. Ancak 4’ncü ve 6’ncı virajlar arasında yer alan ve 1000 metreye yakın uzunluğa sahip ikinci bölgede bolca geçiş seyrederiz.

Pit’te kaybedilen süre 19–20 saniye civarında. Beklenen pit stop sayısı ise 1. Çünkü seçilen lastikler de oldukça muhafazakar. Rahatlıkla 1 pit ile geçilebilecek lastikler seçilmiş durumda.

Kritik Virajlar ve Ayarlar

Bildiğiniz üzere her pist için, 1 ile 5 arasında bir downforce değeri veriyoruz. Monza en az downforce isteyen pist olduğu için değeri 1, Monaco’nun değeri 5. Hockenheim’ın değeri 3,5. Çünkü tam gaz geçilen bölüm az. Downforce isteyen orta hızlı ve hızlı viraj sayısı ise oldukça fazla, 13 adet. Mekanik yere basmanın daha az etkili olduğu bir pist, sadece 4 virajı bu kapsama sokabiliriz.

En kritik viraj, aynı zamanda geçiş yapılabilecek en önemli bölge olan 6’ncı viraj. 1000 metreden biraz fazla uzunluğa sahip düzlükten sonraki bu virajda, hem frenleme önemli, hem viraj alış açınız önemli, hem de çekiş önemli. Zira pilotlar iyi çekiş yakalayamadıkları zaman, geçtikleri rakibin hemen karşılık verme imkanı oluyor.

Onun dışında çok teknik gerektiren, ani yön değişimleri içeren, aşırı yüksek G kuvvetlerinin beklendiği virajlar yok. Son derece basit bir pist.

Bu yarışın Mercedes için de iki anlamı var. İlk anlamı, markanın global merkezine 1 saat mesafede. İkinci anlamı da Mercedes’in motor sporlarındaki 125’nci yılı bu hafta sonu kutlanacak. Gördüğünüz renkler, bu hafta sonu yapılacak kutlamalar için özel olarak seçilmiş…

Favoriler

Son yarışlarda Mercedes ile rakiplerinin arasındaki farkların azaldığına tanık olduk. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi, rakipler Merc’e yetişmek için yoğun güncellemeler getirdiler. ikinci nedeni de Mercedes güncelleme yarışında biraz boş vitese attı. Zira puan farkı buna izin verdi.

Ancak burada Mercedes tamamen yeni bir paketle geliyor. Mercedes cephesinden yapılan, “Herkesin bir bakışta fark edeceği yenilikler getireceğiz.” açıklaması alışıldık Mercedes açıklamalarına göre hayli iddialı. Bu açıklama bize bu yarışta, özellikle yarış temposunda, Mercedes’in yine favori olduğunu gösteriyor.

Sıralamada tamamen farklı bir senaryo görebiliriz. Ferrari’nin sadece sıralamalarda açığa çıkan gizemli 40 beygirlik güç fazlası, ev sahibi Mercedes’i zorlayacaktır. Ayrıca İngiltere’de, Ferrari’nin lastikleri çalıştırma yönünde attığı adımların da olumlu sonuç verdiğini gördük. İngiltere GP’si analizimde bu konuyu uzunca yorumlamıştım. Ferrari’nin İngiltere gibi uzun ve çok virajlı bir pistte, en azından sıralama turlarında, lastiklerin yüzeyini yakmadığından bahsetmiştim. Ki orada bile sıralamayı kıl payı kaçırmışlardı. Almanya’da ise hem pist daha kısa, hem de lastiklerin zorlandığı viraj sayısı oldukça az. Yani yüzeyi yakmayacakları için, “kırmızı” bir arabanın büyükçe bir farkla pole pozisyonu alması bizleri şaşırtmamalı. Tabii bunu geçmiş yarışlardaki Mercedes ve Ferrari performansını dikkate alarak söylüyorum. Mercedes’in bu yarışa getireceği güncellemeler, Merc’in sıralama performansını aşırı olumlu etkilerse yanılma olasılığım var. Ancak geçen yarışlardaki göstergeler, sıralama turlarında Ferrari’yi önde görmeme neden oluyor.

Yarış temposunda da her ne kadar Mercedes’i önde görsem de, pist karakteristiği nedeniyle, Ferrari tempoya uyum sağlayabilir diye düşünüyorum. Pisti anlatırken, mekanik yol tutuş gerektiren yavaş virajların azlığından bahsetmiştim. Favoriler arasında, yavaş virajlarda en çok Ferrari’nin zaman kaybettiği düşünüldüğünde, Ferrari’den geçmiş yarışlara oranla daha iyi bir yarış performansı bekleyebiliriz.

Red Bull, İngiltere’de Ferrari’den daha güçlü görünüyordu. Pist karakteristiği nedeniyle burada birbirlerine daha yakın olacaklardır, hatta belki Ferrari biraz daha önde olabilir.

Orta sıralardaki “Best of the Rest” olma mücadelesi Renault ve McLaren arasında geçiyor. Yine öyle geçmesini bekliyorum. Ancak burada McLaren’ı biraz daha önde görüyorum. Zira Renault, Fransa ve Avusturya gibi sıcak yarışlarda, motorun soğutma problemleri nedeniyle biraz daha geride kalmıştı. Hava serinleyince İngiltere’de arayı yeniden kapatmıştı. Renault’un sıcaktan neden bu kadar etkilendiğine dair ayrıntılı teknik açıklamayı, Avusturya GP’sinden sonraki “F1 teknolojisine giriş” başlıklı yazımda yapmıştım. Burada havaların İngiltere’den sıcak olması beklendiği için McLaren yeniden öne geçebilir diye düşünüyorum.

Haas’ı yazmıyorum, bende büyük hayal kırıklığı yarattılar. Denemek için bazı parçalar getireceklermiş. Denesinler bakalım. Alfa, Toro Rosso ile birlikte Renault ve McLaren’dan sonraki boşluğu doldurmaya çalışacak. Ferrari’ye transfer olan Simone Resta’nın ayrılmasından sonra Alfa’nın nasıl bir performans göstereceğini ben de merak ediyorum.

Şimdilik yazımı burada kesiyorum. Bu yazı, hafta sonuna kısa bir giriş gibi olsun. Antrenmanları izleyip, güncellemelerin nasıl etki ettiğini biraz anladıktan sonra bir kısa yazıyla daha bilgi vermeye çalışacağım.

F1’siz kalmayın!! Twitter üzerinden yaptığım kısa yorumları da takip etmeyi unutmayın derim…

İyi seyirler,

Fırat KESKİN

3 Yorum

  1. Tebrik ederim, güzel bir yarışa hazırlık yazısı olmuş. Devamını bekliyoruz. Donanımlı bir yazarsın, twitterda da takibe başladım.

    Yazına bir kaç eklemem olacak müsaadenle.

    Ferrari’nin İngiltere gibi uzun ve çok virajlı bir pistte, en azından sıralama turlarında, lastiklerin yüzeyini yakmadığından bahsetmiştim. Ki orada bile sıralamayı kıl payı kaçırmışlardı. Almanya’da ise hem pist daha kısa, hem de lastiklerin zorlandığı viraj sayısı oldukça az. Yani yüzeyi yakmayacakları için, “kırmızı” bir arabanın büyükçe bir farkla pole pozisyonu alması bizleri şaşırtmamalı.

    Burada en önemli girdilerden biri sıralama saatlerindeki pist sıcaklıkları. Ferrari’nin İngiltere’deki hızını sadece araç gelişimine bağlamak eksik ve hatalı olur. Zaten Mercedes’te Hamilton da Bottas da Silverstone sıralamalar son seansta temiz tur atamadıkları için farkın 0,4 sn daha açılabileceğini öngörmek gerekli ve Red Bull’la sıralamada kafa kafaya girip Ferrari’nin çok başarılı olduğunu düşünmek de yanıldığınızın göstergesi.
    Ferrari’nin lastikleri ısıtmakta ve sonrasında ideal çalışma penceresini bulmakta/sürdürmekte zorlandığını biliyoruz. SF90 yeteri kadar mekanik tutuşa sahip değil ve yeterli df üretmiyor. Ancak düzlüklerde motor gücüne ek olarak tasarımından dolayı düşük sürtünmeyle yüksek süratlere ulaşabiliyor. Avusturya, Bahreyn, Kanada, (pist sıcaklıkları düşmeden önce Azerbaycan) da güçlü olmalarının sebebi bu. Dolayısıyla Hockenheimring -güncelleme gelmeyeceğini de hesaba katarak- sıralamalarda dahi güçlü olmalarını beklediğim bir pist değil. Ferrari’nin sıralamalarda ekstra 40 hp ürettiği ve yarışta bunu kullanamadığı konuşuluyor biliyorsun. (Belki de party modunun legal ya da gizli illegal yolunu buldular.) Bu yüzden özellikle Silverstone’da gördük ki yarış hızında çok daha fazla sorun yaşıyorlar. Yani Ferrari için ben senin kadar iyimser değilim Almanyada.
    Üstelik yağmur yağması neredeyse kesin. Mekanik tutuşu zayıf SF90 normalden de çok zorlanacaktır. Yağmur lastiklerinin çalışma aralığını bulmak doğru sıcaklıkta tutabilmek çok daha kritik olacak.
    Bu arada bu hafta inanılmaz sıcaklıklar (41′) görüldü Baden Würtemberg’te. Eğer sıralama perşembe, yarış cuma yapılsaydı Ferrari daha şanslı olurdu diye düşünüyorum. Mercedes soğutma sorunlarını çözmek üzere buraya sidepod girişinde de güncellemelerle geldi. Ancak onlar için sorun teşkil edebilirdi bu kadar yüksek sıcaklıklar.

    *Önemli virajları sayarken 16 ve 17. viraj kombinasyonunu saymak da gerekli bence. Düzlüğe hız taşıyıp, doğru takip yapmak için çok çok kritik virajlar.

    *Mercedes tribünleri 2.sektörde. 8 ve 9.viraj karşısında. 3.sektörü muhtemelen turuncu göreceğiz. (max effect) Geçtiğimiz yıl o tribünlerdeydim. Vettel’in kazası ekstra yaradır içimde 🙂

    • Öncelikle yorum ve değerli bilgiler için teşekkür ederim. Bu tip geri bildirimler benim için çok değerli.

      * Haklısın, aslında viraj konusu biraz daha açılabilir. Özellikle 7 ve 8 numaralı virajlar, 16 ve 17’ye göre biraz daha önemli ve teknik bence. Lastiklerin en çok bloke olduğu viraj, elbette 6’ncı virajdan sonra, 8’inci viraj olacaktır. Bu viraj, yüksek mekanik yere basma gerektirmesi nedeniyle de, lastikleri daha çok yaşatmayı başaranları belli edecektir.

      7 ve 8 kombinasyonu, 2’nci sektörün kaderini belirliyor, bu nedenle çok önemli.

      Yani hemen hemen her viraja birşeyler yazabiliriz. Ancak pist açısından çok belirgin özelliği olmadığı sürece, pistlerle ilgili çok ayrıntıya girmek istemiyorum. Zira “yazıların çok uzun oluyor” diyen arkadaşlar var. Bu nedenle en önemlileri yazıp geçiyorum. Burada da en önemli viraj 6’ncı viraj. Öncelikle bu pist yapıldığında, buraya adını veren (pistin ilk lakabı “Dreieck”, yani üçgen) üç virajdan birisi, hatta son kalan uç viraj burası. Ayrıca en çok geçişin yaşanacağı yer, pistin en yavaş bölümü gibi özellikleri de var.

      Fakat belki de haklısın, biraz daha ayrıntı vermek lazım, emin olamıyorum. Zaman içinde oturacak herhalde.

      * Mercedes tribünü konusunda haklısın. Mercedes Tribünü ikinci sektör. Eski bir Mercedes çalışanı olarak oraya gideli yaklaşık 10 sene oldu, o nedenle unutmuşum. Yaşlılık işte. 🙂

      * Ferrari için hem yüksek pist sıcaklıklarının, hem de düşük pist sıcaklıklarının sorun olduğunu geçmiş yazılarımda yazmıştım. Ferrari için ideal sıcaklıkların Barcelona testlerinin ve Bahreyn yarışının koşulduğu, 30 derece civarındaki pist sıcaklıkları olduğunu da belirtmiştim. Hatta bu tahmini daha sezonun en başında yazmıştım ve doğru çıkması beni ayrıca mutlu etti. Ancak İngiltere’de bir şey oldu. Pist sıcaklıkları Bakü ile yakın olmasına rağmen, Bakü kadar sorun yaşamadılar. Dolayısıyla İngiltere’de Merc’e o kadar yakın olmaları gelişimin bir göstergesi. Ham ve Bottas temiz bir tur atamadılar görüşün doğru. Ancak Leclerc de sıralamada temiz bir tur atamadı. O da en azından 0,25 civarında bir süreyi pistte bıraktı. Yani 5900 metre uzunluğunda ve viraj sayısı çok olan bir pist için bahsettiğimiz fark oldukça az. Dolayısıyla Ferrari’nin gelişimi konusunda yanıldığımı çok düşünmüyorum.

      Yarış temposu ise bambaşka bir konu. Orada zaten bu yarış için Merc’in favori olduğunu yazdım. Sadece, Ferrari geçmiş yarışlara oranla biraz daha iyi görünebilir dedim. Cümlem: “Favoriler arasında, yavaş virajlarda en çok Ferrari’nin zaman kaybettiği düşünüldüğünde, Ferrari’den geçmiş yarışlara oranla daha iyi bir yarış performansı bekleyebiliriz.” Ancak daha iyi bir yarış temposuna sahip olmak ile Mercedes’i geçmek başka konular.

      Yağmur ise bambaşka bir sürpriz faktörü ortaya çıkarır. Dediğin gibi, iyi df üreten arabalar yağmurda her zaman daha iyidir. Ancak yağmur konusu muamma. Bazı internet siteleri yağmur olasılığı için %10-15 derken, bazıları %50-60 gösteriyor. Ancak %50-60 olasılığı doğru kabul etsek bile, kesin yağmur yağacak diyemiyorum. Bekleyip görelim. Elbette yağmur tüm kartları yeniden karar. Mercedes’i iki adım öne geçirir. Sadece df nedeniyle değil, aynı zamanda Hamilton faktörü nedeniyle de..

      Bu tip görüş alışverişleri son derece faydalı. Geri bildirimin için yeniden teşekkür ederim. Ben de Twitter’dan seni takip etmeye başladım. Oradan da görüş alışverişinde bulunabiliriz.

      İyi günler,

      Fırat KESKİN

      • Eyvallah ben de teşekkür ederim. Fikirleri paylaşırız her zaman.. Son sektör değerli bir yazar kazandı seninle. Tekrar tebrik ederim..
        Bir iki ekleme daha yapayım naçizane.

        Ancak Leclerc de sıralamada temiz bir tur atamadı. O da en azından 0,25 civarında bir süreyi pistte bıraktı.

        Çok iyi turdu aslında ya. Leclerc sıralamalardan sonra kendisi de çok mutlu olduğunu, limit tur attığını bundan fazlası olamayacağını söylemişti.

        Yağmur ise bambaşka bir sürpriz faktörü ortaya çıkarır. Dediğin gibi, iyi df üreten arabalar yağmurda her zaman daha iyidir.

        DF’si yüksek araç her zaman daha iyi olmayabiliyor. Mekanik tutuş daha önemli. Süspansiyon, lastik kullanımı hatta şasi eğim oranı (tahliye açısından) yağmurda sürüşü kolaylaştırıyor. En yakın örneği 2017. Red Bull da Ferrari de Mercedes’e göre çok daha yavaştı yağmurda. Sf70h son dönemin en iyi aerosu olan Ferrari’siydi mesela..

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]