Geniş lastikler ve şasilerin geri geldiği, aerodinaminin fark yarattığı ve virajların inanılmaz hızlarda dönülebildiği 2017 sezonunu geride bıraktık ve 2018’de kartların nasıl dağıtılacağını merak etmeye başladık.

Geçtiğimiz sezon Mercedes’in önceki baskınlığını yıkmayı, Ferrari ve Red Bull’u tekrar zirveye yaklaştırmayı hedefleyen kural değişikliklerine tanıklık ettik. Bu değişikliklerin kısmen başarılı olduğu söylenebilir.

Peki zirvenin savaşçıları 2018 sezonu öncesinde kendilerini nasıl konumlandırmak istiyor? Tasarımda hangi uygulamalara yönelmek istiyor ve nerede sorun yaşıyorlar? Bu yazıda bu soruların cevabını araştıracağız.

Öncelikle biraz tarih dersi. Formula 1’deki büyük kural değişikliklerinin altında yatan sebeplerden başlayalım.

Kural değişikliklerinin sebebi

Formula 1’de büyük kural değişiklikleri, baskınlıkları yıkmak için yapılır. 2014’te gördüğümüz de bunlardan biriydi. Mercedes ve Ferrari, motorların dondurulduğu bir dünyada aero uzmanı olmuş Red Bull’u yenmeyi başaramamıştı. Motorların gelişime açılması, araç performansında çok daha önemli olması, aerodinaminin ise kısıtlanması gerekiyordu.

Mercedes şampiyon olabilmek için buna ihtiyaç duyuyordu. Ferrari de motor konusunda iyi olacağını düşünüyor ve her şeyi başarabileceğine inanıyordu. Bu ikili, bu yoldaki belki de en büyük yardımı ironik bir şekilde Red Bull şasisi ile üst üste dört kez dünya şampiyonu olmuş olan Renault’dan aldı. Hibrid ve elektrikli otomobillerinin reklamını yapmak isteyen Renault, bu motorları en çok isteyen taraf oldu ve yıllardır buna hazırlanan Mercedes’in ekmeğine yağ sürdü. Sürmekle kalmadı, kendisiyle birlikte Red Bull’u da yaktı.

2014’te Mercedes ve Ferrari’nin istediği olmuştu. Aerodinaminin önemi çok çok azalmış ve her şey güç ünitesine bağlı bir hal almıştı. Mercedes’in bu kadar baskın olabileceğini önceden göremeyen Ferrari ise çok sonra pişman olduğunu itiraf edecekti.

Bu kuralları kabul eden eski Ferrari başkanı Luca di Montezemolo şöyle diyor; “Niki Lauda Mercedes’in bunun üzerinde 2007’den bu yana çalıştığını söyledi. Bu yüzden bu kurallarda bu kadar inatçıydılar. Ben bir hata yaptım, evet. Ancak bunun Ferrari’yi kötü bir duruma sokmayacağını hissetmiştim. Korkan bir Ferrari benim Ferrari’m olamazdı.”

Red Bull baskınlığından kurtulmak isterken Mercedes baskınlığı başladı. Hibrid çağındaki ilk sezonları görülmemiş bir baskınlıktı. Yarışın ilk turlarındaki gibi sürmeleri halinde herkese tur bindirebilecekleri hesaplanıyordu. Ancak Toto Wolff yönetimindeki takım, baskınlığın başarının yanında nefret de getireceğini çok iyi biliyordu ve yarışların ‘güvenli bir farkla’ bitirilmesini sağladı. Mercedes güç ünitesi performansı ve verimliliğined inanılmazdı. Aerodinami ve şasi konusunda çok da iyi olmadıkları ise açıkça görülüyordu.

2017’yi hatırlayalım

2017 kural değişiklikleri de tam da bu yüzden geldi. Aerodinaminin önemi artacak, Mercedes de böylece şaside çuvallayacaktı. Şaside iyi olan Red Bull’un Renault güç ünitesinin kötü performansı nedeniyle geride kalacağı açıktı, bunu gören Ferrari de kazanma şansı olduğunu anlamıştı. Bu kural değişiklikleri, sesleri yüzünden beğenilmeyen yeni araçların harika görünmesi, görüntünün sesin önüne geçerek şikayetlerin azalması hedeflenerek getirildi ve bir nevi F1 taraftarının ağzına bir parmak bal çalındı.

Ancak Ferrari’nin unuttuğu şey, Mercedes’in teknik kadrosunun aslında çok güçlü olduğuydu. Zamanında kendilerinin de günah keçisi yaparak gönderdiği mühendislerin de (Aldo Costa) aralarında bulunduğu uzman ekip, güçlü olduğunu bildikleri motorun avantajını iyi kullanacak bir şasi tasarımı ile ortaya çıktı.

Gümüş Oklar’ın şasisi, sanki zayıf bir motorları varmış da, bunu telafi etmek için tasarlanmış gibiydi. Uzun dingil mesafesi kullanılarak çok iyi bir aerodinamik verimlilik yakalandı. Bu, kendilerine büyük bir düzlük avantajı getirdi ve motora binen yükü azaltarak daha az yakıtla yarışa başlanabilmesine izin verdi. 105 kg olan azami kullanılabilir yakıt kuralı varken, yarışa 80 kg’dan biraz daha fazla yakıtla başlayabilmek motorun harika verimlilik performansının yanında şasinin bu yöndeki tasarımından da kaynaklanıyordu.

Ferrari ise tam tersini yaptı. 2017 kurallarının asıl istediği şasiyi ortaya koydular; çok fazla yere basma üreten, virajları çok hızlı dönebilen bir otomobil. Elbette bunun aerodinamik sürüklenme dezavantajı vardı ve zaten motorda en iyi olmayan Ferrari, motordan kaybettiğini şaside kazanmaya çalıştı.

James Allison’ın zamansız ayrılığı (Biliyorsunuz, eşinin şok ölümünden sonra İngiltere’ye geri dönmek, çocuklarının yanında olmak istemişti.) Ferrari’yi elbette etkilemiştir. Ancak İngiliz teknik adam, her ne kadar reddetse de ayrılırken kendi tasarımının büyük kısmını Scuderia’nın ellerine bıraktı. Başkan Sergio Marchionne de geride kalan mühendislerine güvendi ve yeni aracın gelişimi için dışarıdan mühendis takviyesi yapmamaya karar verdi.

Sezon başladığında istenilenlerin çoğu gerçekleşmişti. Mercedes şaside sorun yaşıyor, ancak iyi motoru ile üstlerde kalmayı başarıyordu. Ferrari’nin şasisi ise azami yere basma konusunda çok iyiydi ve motorun yarattığı küçük dezavantajı telafi edebiliyordu. Yeni kurallardan çok umutlu olan Red Bull ise, rüzgar tünelinde yaşadığı sorunlardan dolayı çok geriden başlamıştı. Renault motorunun da liderlerden uzak performanslar göstermesi de kendilerine yardımcı olmadı.

Sezon Mercedes’in şasisini anlamaya başlaması ve Ferrari’nin birkaç hatası ve sınırları fazla zorlaması ile Mercedes baskınlığına dönüştü ve Mercedes’in belki de en önemli şampiyonluğu oldu. Yenilen Ferrari ise umudunu koruyor, çünkü bir şeyler başarabileceğini herkese gösterdi.

Mercedes ise, elindeki ‘diva’ şasisi ile 2017’de nasıl şampiyon olduğuna halen inanamıyor olabilir. Aslında 2014’ten bu yana olan da buydu; Mercedes çok çok iyi değildi, diğerleri çok kötü olduğu için yalnız kaldılar.

Şimdi yeni sezon hazırlıklarına bir göz atalım.

2018: İstenmeyen sezon

Yeni sezon biz taraftarlar için çok da güzel başlamayacak gibi görünüyor. Uzun süredir alıştığımız Formula 1 logosu ‘The Flying One’ değiştirildi ve yerini modern görünümlü bir ucubeye bıraktı. Logo değişimi, aslında Liberty Media’nın ‘ben buradayım ve her şeye gücü yeten tarafım’ temalı gövde gösterisinden başka bir şey değildi. Şirketlerin pazarlama bölümleri akıllarına estikçe logo değiştirmeyi severler.

Elbette asıl büyük bomba FIA’dan geldi. Pilotlar ve takımlar dahil kimsenin (Ferrari hariç!) istemediği kokpit koruma sistemi Halo başımıza kaldı. Güvenliğin artırılmasına kimse karşı değildi, ancak bunun olabilecek en kötü şekilde yapılması ise zaten kanayan yaraları olan spora bir hançer daha saplamak oldu. Zamanla alışacağız, ancak geçmiş videolar izlendiğinde Formula 1’in aslında neyi kaybettiğini daha iyi anlayacağız.

Son olarak da grid kızlarının kullanılmayacağının açıklanması tepki gördü. Aslında bu üç değişiklikten Halo dışındakiler normal kabul edilebilecek, güncelleme olarak adlandırılabilecek küçük şeyler. Asıl değişiklikler teknik alanlarda.

2015’te bağımsız motorların gelmemesi için üreticiler bazı sözler vermek zorunda kalmışlardı. Aşırı yüksek motor ücretlerini düşürmeyi kabul ettiler, ancak bunun karşılığında sezonda sürücü başına kullanılabilecek motor sayısının düşürülmesini önerdiler. Bu sezon kullanılacak üç motor kuralı işte böyle hazırlandı.

2018 sezonunda her sürücü, üç içten yanmalı motor, üç turbo, üç MGU-H, iki MGU-K, iki batarya ve iki kontrol elektroniği kullanabilecek. Sezonun 21 yarışa çıkacak olması da motor üreticileri için bir diğer sorun oldu.

Daha fazla motor üreterek takımlardan parasını almak yerine, tüm sezon dayanabilecek üç motoru geliştirebilmek için çok daha fazla para harcamak zorunda kaldılar. Takımlar için iyi, üreticiler için kötü haber. Şu sıralar tüm üreticiler motorlarının performans seviyesini korurken, yedi yarışı tamamlayabilecek dayanıklılıkta olabilmesi için çalışıyor.

Mercedes’in 2018 sezonu

Peş peşe dördüncü şampiyonluğunu elde eden takım, 2018’de de önde kalabilmek için elinden ne geliyorsa yapmaya çalışacak. Yapılacaklar listesinin en başında ise sezon boyunca başlarına bela olan şasinin sorunlarını çözmek yer alıyor.

Takım, 2017’de benimsediği yaklaşımdan uzaklaşmayı tercih edecek. Geçtiğimiz sezon daha düz profilli ve uzun şasili bir araç ile aerodinamik verimlilik elde etmişler, ancak yüksek yere basma gerektiren virajlarda ve dar pistlerde sorun yaşamışlardı.

Motor konusunda yine güçlü olacaklarından eminler. Mercedes’in eski şef tasarımcısı Paddy Lowe geçtiğimiz sezon şöyle demişti; “Diğer motorları bilmiyorum, ancak bugün Mercedes motorunu alır ve düşük güçte çalıştırırsanız sezonu şimdi bile üç motorla bitirebilirsiniz.”

Formula 1 dünyasında büyük riskler, büyük kural değişiklikleri ile birlikte alınır. Değişiklik sonrası ikinci sezon ise daha çok eldeki konsepti geliştirme ve rakiplerin yaptıklarını entegre etmek için kullanılır. Mercedes ise büyük kural değişikliklerinin ikinci sezonunda tamamen yeni bir şasi hazırlamaya karar vermiş durumda ve bu şekilde eski aracın zayıf olduğu alanları gidermek istiyor.

Duyumlara göre yeni Mercedes aracı bir miktar Ferrari ve Red Bull araçlarına benzeyecek. Öne eğimli bir şasi ile difüzörden daha iyi yararlanabilmek hedefleniyor ve bunun çalışabilmesi için kısaltılan dingil mesafesi, Monako, Macaristan ve Singapur gibi dar pistlerde de kendilerine avantaj sağlayacak.

Elbette bu değişiklikler, geçtiğimiz sezonun aracındaki aerodinamik verimliliğin düşmesine neden olacak. Daha fazla rüzgar direncine sahip olacak olan araç, motora daha fazla yük bindirecek. Motor performansında rakiplerinden önde olduğuna güvenmeleri bu kararı almalarındaki temel sebep olsa gerek.

Ancak şasi tasarımını kökten değiştirmek çok büyük sorunlara neden olabilir. Formula 1 tarihi, gereksiz yere şasi tasarım felsefesini değiştirmeye çalışırken çuvallayan örneklerle dolu. Bunun en büyük örneği McLaren’ın 2013 aracı olmuştu. 2012’de teknik sorunlar olmasaydı Lewis Hamilton ile şampiyon olabilecek kadar iyi bir şasiye sahip olan takım, hiç gerek yokken sıfırdan bir şasi hazırlamaya karar verdi ve yeni sezonun ilk yarışından sonra eski şasiye dönmeyi gözden geçirecek kadar berbat zamanlar geçirdiler.

Mercedes de bu sorunları yaşayabilir ve henüz fark etmedikleri pek çok sorunla karşılaşmaları olası. Toto Wolff, yeni araçta sorunlar yaşamayı beklediklerini söylemişti; “Asla tamamen sorunsuz ilerlemeyecek, çünkü limitleri zorlamayı deniyorsunuz, aracı mümkün olduğu kadar hafif yapmaya çalışıyorsunuz ve elbette mümkün olduğu kadar hızlı yapmaya çalışıyorsunuz. İyi bir kış geçirdik, bunu söyleyebilirim, büyük sorunlar yok. Ancak her zaman bu zamanlarda organizasyonda bir stres olur.”

Sezon öncesi testleri Mercedes’in yeni şasiyi anlaması için çok önemli olacak. Diğer takımlarla benzer şasi tasarımını kullanmak avantaj gibi görünse de, kolay kopyalanabilmesi ve ince detaydaki farklar nedeniyle performans farkları oluşmasına neden olabilir.

Motor konusunda çok az endişesi olan Gümüş Oklar, bakalım bu şasi değişikliğinin altından kalkmayı başarabilecekler mi…

Ferrari’nin 2018 sezonu

Scuderia Ferrari, 2017 sezonunda herkesi şaşırtmayı başarmıştı. Sezon başından itibaren oldukça iyi bir şasi ile başlayan İtalyan ekip, gelişimde de kötü görünmemişti. Ancak sezonun ikinci yarısında yaşadıkları dayanıklılık sorunları, sınırları zorlamaya başladıklarının bir göstergesiydi.

Takım, 2018 şasisinde agresiflikten uzaklaşmayı hedefliyor gibi görünüyor. Mercedes dingil mesafesini kısaltmaya çalışırken, Ferrari ise uzatma peşinde ve böylece geçtiğimiz sezon Mercedes’in yaptığını yaparak motor gücü eksikliğine bir çare bulmaya çalışacak.

Ancak ana rakiplerinin aksine, Ferrari’de işler pek de yolunda gidiyor gibi görünmüyor. Motor şefi Lorenzo Sassi’nin görevinden alınması, bunun işaretlerinden biriydi. Daha kötüsü ise Sassi’nin rakipleri Mercedes’e geçiyor olması. Ferrari bu hareketi için pişman olabilir.

Mercedes açıklaması gelmeden önce, başkan Sergio Marchionne Sassi hakkında şöyle demişti; ”Yaşadığımız problemler yapıyı değiştirmemize sebep olabilir. Sassi, GT alanına yönelebilirdi, ancak şu ana kadar F1 çok daha cazibeli geldi, ve belki onu başka bir yerde görebiliriz.”

AVL ile olan birlikteliklerini de bitirdiği ortaya çıkan İtalyan takımın gelişim olarak yönünü kaybettiği düşünülüyor. Bunda 2017 motorunun geliştirilememesinin de payı büyük. Marchionne anlattı; “Sorunlu bir motorumuz olduğunu ve 2017’de aradaki farkı kapatamadığımızı kabul etmek zorundayım. Ancak bu sadece Sassi’nin değil, tüm takımın sorunuydu. Mattia’nın bu departmanın içerisinden geldiğini unutmamalıyız.”

Sassi’nin Ferrari’nin 2017 sezonu içinde geliştirdiği söylenilen bal peteği tasarımına sahip pistonları üzerinde çalıştığı, ancak bu parçaları dayanıklı yapmayı başaramadığı söyleniyor. Gerçekten yenilikçi olan ve fark yaratabilecek bu teknolojinin çalıştırılamamış olması Ferrari’nin şampiyonluk umutlarını bitirmiş ve bunun yanında Sassi’yi de işinden etmiş gibi görünüyor.

Scuderia’nın 2018 aracı hakkında konuşan Marchionne: “Çocukların fabrikada neredeyse fazla sessiz olduğunu gördüm. Yani araç ya çöp, ya da harika bir şey olacak.”

Yakın kaynaklara göre Ferrari’nin sorun yaşadığı alanın motor olduğu ve yeterince güçlü olmasına rağmen, yeni motorun 7 yarış çıkarabilecek dayanıklılığa sahip olmadığı belirtiliyor.

Ferrari eğer ki güç ünitesinde yeterince dayanıklı olmayı başaramaz ve ceza almak zorunda kalırsa, tüm sezonu çöpe atmaları gerekebilir. Ceza almadan sadece üç motor kullanılabilecek olması, olası gelişimleri piste getirmeyi geciktirecektir ve bu süreçte ciddi performans kayıplarının yaşanması kaçınılmaz.

Son haberlerde ise İtalyan üreticinin sonunda güç ünitesini 7 yarış çıkarabilecek dayanıklılığa ulaştırmayı başardığı söyleniyor, ancak motor performansının 2017 ile neredeyse aynı kaldığı iddia ediliyor.

Ferrari, genel olarak sezonun ilk yarışlarında daha başarılı oluyor ve şampiyonluk için savaşmak istiyorlarsa sezona hızlı ve dayanıklı başlamak zorundalar.

2018 sezonunda Scuderia Ferrari aracında dikkat edilecek detaylar, James Allison’ın elinin değmediği bir şaside ne derece başarılı olabilecekleri ve üç motor kuralına nasıl uyum sağlayabilecekleri olacak.

Geri kalanlar

Mercedes ve Ferrari’nin şampiyonluk için savaşacaklarını tahmin edebiliyoruz. Ancak arkalarında ise farklı bir mücadele yaşanacak.

Geçtiğimiz sezonu büyük dayanıklılık sorunlarıyla kapatan Renault, daha da az motor kullanılacak yeni sezonda çok daha büyük sorunlarla başa çıkmak zorunda kalabilir. Tüm gelişim potansiyelini kenara bırakarak dayanıklılığa odaklanan Fransız üretici, liderlere yaklaşma amacından vazgeçmiş gibi görünüyor.

Renault Sport F1 yöneticisi Cyril Abiteboul’un geçtiğimiz günlerde üç motor kuralı hakkında söyledikleri, Renault güç ünitesini kullanacak takımlar için endişe vericiydi; “Bu bir baş ağrısı, ancak bilinen bir baş ağrısıydı. Bunun geleceğini biliyordum ve planlarımız ve stratejimizi buna göre yaptık. Şu an bu plana sadık kalamamamız için hiçbir sebebimiz yok. Ancak halen bunun Formula 1 için doğru bir şey olduğuna inanmıyorum ve FIA, FOM ve diğer takımlarla birlikte bunu değiştirmek için şansımız devam ediyor. Çünkü bunun kimse için bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum.”

2017’nin başlarında rüzgar tüneli sorunları yaşayan Red Bull, sezonun ikinci yarısında liderlerle denk bir şasi performansı yakalamayı başarmıştı. Yeni sezonda ise daha güçlü olmasını umdukları Renault motoru ile birlikte şasinin de üstüne koyarak şampiyonluk mücadelesinde olmayı umuyorlar. Ancak Renault’nun dayanıklılık sorunları endişesi ile sezona düşük performansla başlayabileceği ihtimali, Renault motoru kullanan takımları ikinci planda bırakacak gibi görünüyor.

Üç sezonluk Honda faciasından kurtulan McLaren da Red Bull ile denk bir şasi üretebileceğine inanıyor ve onları ana rakipleri olarak görüyor. Son üç sezonda yaşattıklarından sonra, yıldız pilotları Fernando Alonso’nun maaşında da indirim istemek zorunda kalan İngiliz takım, Alonso’nun Le Mans’ta ve Daytona’da yarışmasına izin vermek zorunda kalmıştı. Üç sezon boyunca Honda’dan gelen ciddi ödemeler ile şasi performansına odaklanan McLaren, artık bu bütçeye sahip değil ve sezon içinde ne derece gelişim yapabileceği soru işareti. Bu yüzden sezona hızlı başlamak isteyeceklerdir.

Renault fabrika takımı ise geçtiğimiz sezon Silverstone’da getirdikleri güncelleme paketi ile hızlı olabileceklerini göstermiş, sezonun ikinci yarısını ise 2018 aracının gelişimi için deneyler yaparak geçirmişti. Red Bull’un yıldız çaylağı Carlos Sainz’ı da kadrosuna katan Fransız takım küçük ama emin adımlarla yürüdüğü liderlik mücadelesinde Red Bull ve McLaren ile karşılaşacak.

Gridin pembeli kahramanları Force India ise iki sezondur, McLaren, Williams ve Renault’nun kötü olmasından yararlanmış ve Mercedes motor ve vites kutusunun da yardımıyla dördüncü olmayı başarmıştı. Rakiplerinin gelişmeye kararlı olmasından dolayı bu sezon işleri çok zor görünüyor. Williams’ın da Paddy Lowe önderliğinde tamamen yeni bir tasarım felsefesine sahip bir araç hazırlıyor oluşu, pilot kadrosunun dezavantajına rağmen Force India için sorun olabilir. Sezon başında ismini de değiştirecek olan takım, yeni sponsorlar bulabilirse, gelişim yarışında önde kalabilir.

Honda güç ünitesi ile başları belaya girmesi beklenen Toro Rosso’nun neler yapacağı merakla beklenirken, Honda’nın McLaren’daki kadar basın önünde olmamasından yararlanıp daha rahat bir şekilde çalışacağı düşünülüyor. Haas, üçüncü sezonunda gelişim yarışında çuvallamamayı kafasına koyarken, Alfa Romeo’nun sponsorluk desteği ile birlikte güncel Ferrari güç ünitesine kavuşacak olan Sauber ise gridin sonundan kurtulmak isteyecektir.

Kişisel tahminime göre 2018 sezonu başlangıçta; Mercedes/Ferrari, Red Bull/McLaren/Renault, Force India/Williams ve son olarak da Toro Rosso/Haas/Sauber şeklinde dört performans grubuna bölünebilir.

Sezon öncesi testler 26 Şubat’ta başlayacak ve Barselona pistinin yeniden asfaltlanması nedeniyle ilk test haftasında biz taraftarlar için neredeyse hiçbir sağlıklı veri çıkmayacağını da hatırlatmak istiyorum. Sezonun sıralaması net olarak ilk yarışın sıralama turlarında belli olacak.

4 Yorum

  1. “….Ancak bunun Ferrari’yi kötü bir duruma sokmayacağını hissetmiştim. Korkan bir Ferrari benim Ferrari’m olamazdı.”

    Artık ortada korkak bir ferrari var. Sadece kendi ligindekilerden değil altındakilerden de çok korkan güya efsane bir marka…
    İşte o çekerim kâr’a geçerim, SUV’lu hayaller o korkaklığın eseri. Hissiyata değer atfeden zaten yok.

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]