Sonunda; Nico Rosberg

0

Nico Rosberg, Formula 1 Dünya Şampiyonası 2016 Şampiyonu.

Yukarıdaki cümleyi dün akşamdan beri yüzlerce kez tekrar ettim. Belki duruma biraz daha alışırım ve birazdan yazacaklarımı daha farklı şekilde yazabilirim diye düşünerek.

Bizler Formula 1 izleyicileriyiz. Burası, kendini detaylara kaptıranların dünyası. Bizler tüm detaylar üzerinde dururken gelecek üzerinde de öngörülerde bulunmayı severiz. Formula 1 zemininde yanal kuvvet savaşı vermeye yeni başlayan bir pilotun geleceğini görmeyi severiz. Yenilerin geçmişlerini bilmek isteriz. Geleceklerini de buna bağlı olarak çizeriz. Birinin şampiyon olacağına inanır ve onu bu ivme ile takip ederiz.

Nico Rosberg 2006 yılında Formula 1 asfaltına çıktığında birçoğumuz O’nun ne yapabileceğini görmeye çalıştık. Uzun saçlıydı, bunu bile başarı göstergesi olarak kullandık belki de, kendisinden önce gelen uzun saçlı yarışılar oldukça iyi durumdaydı ne de olsa. Hatta kendisinden önceki iki uzun saçlı sürücüden daha iyi durumda olan bir takımla giriş yapmıştı  F1 pistlerine.

O’nun çok şey yapabileceğini düşündük ama uzun süre değil. Çünkü 2005 sezonunda şampiyonada fırtınalar esmişti ve daha az yolda kalan bir araca sahip olsaydı şampiyon olacak pilot (artık uzun saçlı değildi) unvanı kıl payı bir başka pilota kaybetmişti, saçları uzun olan bir pilota. Nico’nun saçları 2006 sezonunda Fernando’nunkilerle baş edememişti. Aracı da öyle tabi. Nico’dan başarılar bekleyen taraftar güruhu o göze harika görünen R25 ve İspanyol büyüsüyle etkilenmişti bile.  Bu büyü Nico’nun geldiği 2006 sezonunda da R26 ile devam etti ve izleyicilerin Nico Rosberg’den beklentileri düştü. Çünkü artık onlar İspanyol Ateşi’ne sahiptiler. Nico’ya umut bağlamaya ihtiyaçları yoktu.

Nico Rosberg’in beklemesi gerekiyordu.

Sonraki sezon GP2’deki takım arkadaşı da F1 dünyasına giriş yaptı. Ancak O Nico Rosberg ile karşılaştırılamazdı bile. Çünkü Formula 1’in en köklü ve o sezonun en hızlı araçlarına sahip olan takımla geliyordu Lewis Hamilton. Nico’nun girişine kıyasla milyonlarca avantajı vardı. 2 kez dünya şampiyonu olmuş bir pilotun yanına getirilmişti ve kimse Lewis’den dünyaları kurtarmasını beklemiyordu.  Ancak Lewis ortalığı öyle bir toza dumana kattı ki, Fernando’nun şampiyonlukları, Schumacher’in F1 kokpitinden ayrılışı derken şimdi de tüm dikkatleri üzerine çeken bir pilot daha vardı. Kabul etmeliydi ki bu adamlar başarı çıtasını bambaşka bir irtifaya taşımışlardı. Nico’nun kendini göstermesi için bir mucizeyi gerçekleştirmesi gerekecekti.

Nico Rosberg’in beklemesi gerekiyordu.

2007 sezonu sonu tarifsiz Alonso-Hamilton savaşı ve mucize eseri Raikkonen’in şampiyonluğu hala gözleri bu dörtlünün üzerinde tutuyordu. Büyük takımlar mevcut pilotlarından memnundu ve kimse riskli değişikliklere gitmiyordu. Ferrari-McLaren skandalı, 3 yıldır yerinde sayan bir pilotu birilerinin fark etmesini zorlaştırıyordu.

Rosberg’in beklemesi gerekiyordu.

2008 sezonunda da işler tam olarak Rosberg’i daha da sisler ardına atarcasına ilerledi. 2007’de McLaren-Ferrari skandalının rüzgarları ile McLaren-Mercedes’in puanlarının uçup gitmesi,  Renault’un Singapur skandalı, Ferrari’nin bu kez çoğu zaman 2. pilotu Felipe Massa ile şampiyonluğa koşması ve izleyen gözlerin zihinlere kazıdığı, 2008 Brezilya yarışı; sevincin ve hayal kırıklığının dorukları.

Nico Rosberg’in beklemesi gerekiyordu.

2009 teknik açıdan bir sıfırlanma yılıydı. Hiçbir takımın iyi iş çıkaracağı öngörülemiyordu. Hatta bunu takımlar bile yapamıyordu. Kimse riske girmedi. Büyük ve hızlı takımlar kadrolarını korudu. Honda F1’e veda etti ve ardında Ross Brawn’a satılan bir takım bıraktı. Bilinmezlikle dolu bir sezona giriliyordu ve Rosberg’in bir şansı olabilirdi. Ancak Williams tasarımcıları yeteri kadar hızlı düşünememişlerdi ve en hızlı olma şansları ellerinden uçup gitti. Sezonun ilk yarısında çok uzun süre beklemiş olan Jenson Button herkese tozunu yuttururken, sezonun ikinci yarısında ise tüm gözler bir kez daha Rosberg’in çocukluk arkadaşı Lewis Hamilton’daydı. Hamilton, yeni teknolojilerin gelişim aşamasındayken son sıralara kadar gerileyen takımı ile, sezon ortasından itibaren diğerlerine kök söktürür hale gelmişti.

Nico Rosberg’in beklemesi gerekiyordu.

2010 Rosberg için yeni bir başlangıçtı. Mercedes kendisini McLaren’den ayırarak takım halinde Formula 1’e girmiş ve Alman Nico Rosberg’i de hemen koltuklarından birine oturtmuştu. İşte artık kendini gösterebilirdi. 55 yıldır kendi aracıyla pistlere çıkmayan bir takımla geri dönmek büyük bir olaydı. Ama sonradan görecekti ki  başını taşlara  ne kadar vursa azdı. Mercedes takımı O’na takım arkadaşı olarak yaşayan efsane Schumacher’i layık görmüştü. Kim ne derse desin bu baş etmesi kolay bir şey olmayacaktı. Ayrıca şu tüm ilgiyi üzerine çeken pilotlar takımına bir pilot daha katılmıştı. Bu yetmiyormuş gibi ilgi sarhoşluğu takımına giren bu adam da Alman’dı. Mercedes’e geldiğinde parlamaya başlayan ışığı, Schumacher’in yanında sönmeye başlayan Rosberg, Vettel’in parlaklığıyla yine puslar arasına düştü.

Rosberg bu sezon büyük oynamalıydı; ya Schumacher’i yenmesi  ya da beklemesi gerekiyordu.

Rosberg, Schumacheri o sezon yendi. Ama bu başarı Michael Schumacher’in, 3 yıldır Formula 1 araçlarından ve gereken üstün fizik performanstan uzak kalmasına bağlandı. Haklı bir nedendi de. O yüzden Rosberg Schumacher’i 2011 sezonunda da yendi. Hatta 2012 sezonunda da yendi. Kaldı ki bu sezon Schumacher kendini daha iyi hissediyordu. Hatta erkek adam pisti Monaco’da Polü de almıştı. Ama yine de 2010’da 70, 2011’de 13 puan farkla yendiği Schumacher’i 2012’de de 44 puan farkla mağlup etti. Ancak tüm bu başarıları, taraftarların Schumacher sevgisinin ve Sebastian Vettel’in şampiyonluklarının gölgesinde kaldı. Hatta öyle ki, RedBull araçlarının baş tasarımcısı Adrian Newey’in ismi de Nico’nunkinden çok daha fazla anılıyordu.

Nico Rosberg’in beklemesi gerekiyordu.

2013 sezonunda Michael Schumacher bir kez daha emekliye ayrılıyordu. Nico O’nu yenmiş olmanın rahatlığı içinde yeni takım arkadaşının da üstesinden geleceğine inanıyordu. Ancak sezon sonundaki tablo öyle söylemiyordu. Rosberg yeni takım arkadaşı 2008 şampiyonu Hamilton’a 18 puan farkla yenilmişti.

2014 sezonunun diğer sezonlardan bir farkı vardı. Rosberg şimdiye dek alıştığı 6.’lık ve 13.’lük arasında bir yer kapma mücadelesi yerine bu kez 1.’lik ya da 2.’lik için şavaşıyordu. Hem de geçen sezon yenildiği takım arkadaşına karşı.

İşte asıl konu burada başlıyor…

Nico Rosberg dün akşam üzeri dünya şampiyonu oldu.

Aramızda dünya şampiyonluğu olsun da taştan olsun diye düşünenleriniz olabilir. Sadece istatistiklerle, şampiyonluk hanesinde ne yazdığı ile ilgilenenleriniz olabilir. Kazanmak için yapılması gerekenlerin yapılıp bundan fazlasının gereksiz olduğunu düşünenleriniz olabilir. Nico Rosberg o kadar çok bekledi ki, artık bu şampiyonluğu almalıydı diye düşünenleriniz olabilir. Örnekleri çoğaltabiliriz ve bunların hepsi de haklı bakış açılarıdır.

Nico Rosberg artık bir dünya şampiyonu ve bunda yanlış bir taraf yok.

Benim değinmek istediğim nokta bu değil.

Rosberg sessiz ve derinden, kendi ince hesaplarını yaparak, hangi bölümde eksik olduğunu görerek ve bu eksikliğinin üzerine giderek, nereye basması gerektiğini hesaplayarak ve hesaplarında şaşmayarak kendi yolunda ilerledi.

Benim takıldığım nokta hiç göze gelmemiş bir sürüş ile dünya şampiyonu olması. Bundan birkaç yıl sonra “Heeey, Rosberg  şu zaman Monaco’da nasıl sürdü ama…” gibi bir konuşmada aklımıza gelen bir şey olmayacak.

Bir Formula 1 pilotunun en büyük rakibinin kendi takım arkadaşı olduğu söylenir. Çünkü tamamen aynı araçla, eşit şartlarda olduğuna inanılan tek rakip budur. Nico Rosberg’in takım arkadaşı Lewis Hamilton’u pist üzeri mücadelelerde geçebildiğini hatırlamıyorum. Burada skor tablosundaki rakamlardan bahsetmiyorum. Ben mücadele dendiğinde biraz eski kafalıyım. Tekerleklerin yan yana geldiği, birinin ön kanadının diğerinin vites kutusunun dibinde gittiği durumlardan bahsediyorum.

Aslına bakarsanız bugünkü Formula 1’in yapısı pilotları pek de yan yana getiremiyor. Hem de yakıt ikmali olmamasına rağmen. Ancak yan yana gelinebilen tüm mücadeleleri şampiyon olamayan pilot kazanıyorsa, tüm sezona baktığımda şampiyon olamayan pilotun yüksek  performansını hatırlıyorsam, şampiyonun şampiyonluğunda bir eksiklik hissederim.

Şampiyon tuttuğunu kopardığında, yanına geleni titrettiğinde, onunla mücadeleye girmesi gerekenin zihninde bir duraksama yarattığında, kendisini aynasında görenin yüzünde bir “Hımm” ifadesi oluşturduğunda bana daha bir şampiyonmuş gibi geliyor. Öyle hissediyorum.  Hani diğeri sadece “Bakalım, peki… Eeee senin puanın daha fazlaymış. O halde sen şampiyonsun!” şampiyonluğu gibi.

Bir de”Kimin şampiyonluğunu daha (burada doğru sözcüğü bulmak kolay değil) etkili olurdu?” sorusu var. Bernie Ecclestone, Nico Rosberg’in şampiyon olması taraftarı değildi biliyorsunuz. Çünkü ortada aile adamı Nico görüntüsü var. Bunun günümüz dünyasında pazarlanabilecek hiçbir tarafı yok. Gerçi iyi aile adamlarının da büyük işler başarabileceğinin bir kanıtı olarak gösterilebilir ama bunun Formula 1’e ne kadar faydası dokunur, söylemek zor. Böylesine büyük olayların daha da büyütülmesinin amacı, organizasyona izleyici çekmek değil midir? Hadi ama şöyle bir düşünün, aranızda kaçınız sıkı Nico Rosberg taraftarı?

Elbette bunları Nico Rosberg’i küçük gördüğüm için söylemiyorum. Sadece Bernie Ecclestone’nun bakış açısını anlamaya çalışıyorum. Rosberg, Formula 1’in yayılması için iyi bir pazarlama seçeneği değil, bu açık.

Ancak; Nico Rosberg bundan sonraki 2-3 sezon daha şampiyon olursa ve bu şampiyonluklar daha güçlü gelirse, takım arkadaşını  ya da o sezon yakın rakibi kim olacaksa onu, deyim yerindeyse döve döve yenerek şampiyon olursa birçok taraftar kazanacak ve Formula 1 için daha büyük bir değer haline gelecektir.

Aslında burada bir düzeltme yapayım; eğer yarışlarda rakiplerini güçlü bir mücadele ile yener , lastiklerin birbirine temas ettiği savaşlardan galip çıkar da buna rağmen türlü sorunlarla şampiyon olamamış olsa bile benim -ve benim gibi düşünenlerin- gönlümdeki tüm açıklarını kapatmış olacaktır.

Geçtiğimiz yıl sezonun son yarışından sonra, annemin yanına gidip de Lewis Hamilton’un şampiyon olduğunu söylediğim de “Ha o kara çocuk mu?” diyerek konuya ne kadar hakim olduğunu dile getirmişti.

Birazdan bu sene 76 yaşını dolduran annemin yanına gidip Nico Rosberg’in şampiyon olduğunu söyleyeceğim. Ne tepki vereceğini merak ediyorum. Ayrıca Yaklaşık 2 saat boyunca evdeki F1 bağırtılarının hesabını da vermem gerekecek. Geçen yıl, önceki yıl, ondan önceki yıl ve daha bir çok önceki yılda yaptığım, gelecek yıl da yapmayı umduğum gibi!

Unutanlarınız varsa tekrar söyleyeyim: 2016 sezonu Formula 1 Dünya şampiyonu, Nico Rosberg!

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]