Formula 1’in en iyi araçları: 1990’lar

22

Bu yazı dizisinde Formula 1 dünya şampiyonasında kullanılan araçları 10 yıllık periyotlar halinde inceliyoruz.

10. BAR 01

it99_zonta02

British American Racing Formula 1 dünyasına bomba gibi bir giriş yapmayı planlıyordu. İlk yarışta pole ve galibiyet alacağını düşünen takım sezonda bundan uzak kalmanın yanında tek bir puan dahi alamayınca sonuncu oldu. Ancak spora joker yüzlü araç tasarımını kazandırdı. Tütün şirketinin iki farklı markasının reklamını yapan araç iki yandan tamamen farklı görünüyor ve bu tasarımları ortada bir fermuar ayırıyordu.

9. Jordan 191

81d813e24e10c352f110f86c70f8fec4

Michael Schumacher’in Formula 1’e adım attığı aracı kim unutabilir ki? Jordan 191 Ford motoru kullanıyordu ve akıcı aerodinamik yapısı ile dikkat çekiyordu. Bunun yanında belki de dönemin en güzel görünen aracıydı.

8. Tyrrell 025

8231

Yamaha motorundan kurtulup Ford ile anlaşan Tyrrell takımı çok başarılı olamasa da yenilikçi araç tasarımları ile meşhurdu. Takımın icadı olan ve X-Wings adı verilen yan kanatçıklar bir yıl kadar kullanıldıktan sonra güvenlik gerekçesiyle yasaklanmıştı.

7. Ferrari F300

y8shdnh

Ferrari’nin 1998 sezonunda kullandığı ve gelecek vaad eden Formula 1 aracı. Schumacher bu araçla şampiyon olamamıştı, ancak Jean Todt önderliğinde organize olan ve takıma Benetton’dan çekilen çekirdek kadro gelecekte inanılmaz başarılı olacaklarının ipuçlarını bu araçla vermişti.

6. Williams FW18

mald-will-fw18-silv-2012-2

Formula 1 tarihinin en başarılı otomobillerinden birisi. 1996 yılında Damon Hill’e tek şampiyonluğunu kazandıran, sezondaki 16 yarışın 12’sini kazanan araçtan bahsediyoruz. Aracın Adrian Newey tasarımı olduğunu söylersek bu başarı bir temele oturmaya başlıyor.

5. Benetton B194

b194-schu-bene-1994-silv

1994 sezonu için Rory Byrne tarafından tasarlanan araç yasadışılığı yönünden çok eleştirilse de, araçta bulunan kalkış kontrol sisteminin yarışlarda kullanıldığı resmi olarak ispatlanamayınca ceza almadı ve Schumacher’e ilk şampiyonluğunu kazandırdı. Bu araç aynı zamanda 2015 Lotus E23’e kadar Renault motorlu olmayan son Enstone tasarımı araçtı.

4. Sauber C13

00a1a00saub21

Sauber’in Formula 1’deki ikinci aracı olan ve 1994 sezonu için hazırlanan C13, Mercedes-Benz’in spora dönüşünün de sinyallerini veriyordu. Ancak bu aracı özel kılan şey pilotu Karl Wendlinger’in Monako’da geçirdiği büyük kazada kafası ve boynundan yaralanmasının ardından sporda bir ilk olan yüksek kokpit yan duvarlarını getirmiş olması. Halen kullanılan bu kokpit duvarlarının mecburi hale getirilmesi ancak 1996’da olacaktı.

3. McLaren MP4/12

5230

Marlboro sponsorluğundan West’e geçilen ve Mercedes ortaklığının üçüncü yılında kullanılan bu araç bugünün araçlarının ESP sistemlerinin temelini oluşturan ve viraj içinde iç arka tekerleği frenleyerek viraj içi kararlılığı artıran üçüncü fren pedalı ile biliniyor. McLaren bu ismi yıllar sonra otomotiv dünyasına döndüğü yeni otomobilinde de kullanacaktı.

2. Williams FW15C

williams_fw15c_renault_big_25328

Elektronik yardımların 1994’de yasaklanmasından bir yıl öncesinin aracı olan FW15C, inanılmaz elektronik sürücü desteklerine sahipti ve içerdiği bilgisayar sistemleri yüzünden Prost tarafından ‘minik Airbus’ olarak tanımlanıyordu. Yarı otomatik vites kutusu, ABS frenler, aktif süspansiyon, çekiş kontrol, pnömatik motor valfleri, hidrolik direksiyon, telemetri ve elektronik gaz pedalı gibi bir çok teknoloji barındıran aracı çalıştırmak için üç tane laptop gerekiyordu. Aracın Adrian Newey tasarımı aerodinamiye sahip olduğunu da hatırlatalım.

1. Tyrrell 019

95e63297b53990a3957c09ed5bb60291

Deneysel tasarımların ve yeniliklerin takımı olan Tyrrell, çok büyük başarılar elde edememiş olsa da, bu tasarımları ile diğer araçlara ilham kaynağı oldu. 019’un Formula 1 dünyasına kazandırdığı yenilik yükseltilmiş burunlardı. Öncesinde tüm takımlar yere neredeyse yapışık burun tasarımları kullanırken Tyrrell mühendisleri burunu yükselterek aracın altına giden hava akımını iyileştirmeyi başarmıştı. Bu tasarım felsefesi günümüzde hala kullanılıyor.

22 Yorum

  1. Bir çoğu halen yürüyen her biri ayrı efsane araçlar. 7up Jordan piste çıktı mı herkesin kafası ona dönüyor.. halen.
    Open whell, open case yarış makinesi denilince benim ilk referansım halen bu dönemin birkaç makinesidir. Özellikle ilk yıllardakileri. 95 den sonra hepsi bozdu…
    Olağanca keskin ama yuvarlaklığı içinde barındıran olağan üstü hatlar, çılgınca yere yapışık görünüm etkisi, 80’ler kadar etkileyici slick lastikler ve sade renkler, kargacık kurgacık dizilmemiş az ve temel miktarda reklamlar… Veee pilotluğu sorgulatan, zorlayan son mekanik makineler…
    Sade kanatlar ve mükemmel mekanik tutuş arayışı…
    Sanıyorum bu ilk izlenilim ile ilgili ben de tam doyarak o araçları gördüm 2000’leri beğenmiyorum hiçbirşekilde sadece eh işte onlarda iyiydi diyebiliyorum rezaletin içinden ama gençliğin çoğu 2000’leri arıyor hele ki en rezilleri olan 2007-2008 lere hasta olanlar var bana anlamsız gelen.

    Ben kastı anladım tabi de sonradan birileri yanlış kaynak almasınlar diye birşeye atıfta bulunmuş olayım. O sistem mantık olarak benziyor ama ESP’nin kökeni değil zira Bosch electronic stab. programı daha öncesinde geliştirmişti zaten ve o araçtan önce yollara uygulandı. Daha evvel ki elektronik yardımcı yasaklarıyla belki gecikmiş yada daha yavaş gelişebilmiş oldu. F1’in tam bir ESP’e ihtiyacı yoktu ABS gibi tekil bir alanda ihtiyaç kabul ediliyordu elektronik yasaklarıyla da adamlar ilginç bir çözüm geliştirmişler.

    “It was Steve Nichols’ idea. He suggested it during the winter of ’96/97, we tested it in the spring and introduced it for Canada. There was a worry initially that the drivers might be confused by having that extra pedal, but from the first run they did with it, it came very naturally to them. Mika was already left-foot braking whereas David was dabbling with it but normally using right-foot braking, so they had very different driving styles. But they both adapted to it easily.”

    Yollu MP4-12C nin isim babası da o brake steer sistemiymiş anlaşıldığı kadarıyla. O kadar yılda niye 12C diye kavrayamamışız.:) Onda da uygulanmış ama 12C ‘nin komple brake system uygulaması şikayetler üzere değiştirildi bu sistem de kaldırıldı diye biliyorum.
    Belki de en azından kafa yönüyle dünyanın kapasitesi yetmediği ileri şeyi uygulamaya kalkmış oldular beğenilmedi, çok şikayet aldı ve sökmek zorunda kaldılar. O dönemde 458 ‘e göre oradan da büyük puan kaybettiler.
    İşte F1 de temelde böyle olmalı bence. İnsanları fazla zorluyorlar herşeyin basit ve etkileyici olması tam kararındadır. Çünkü insanların etkilenerek baktığı aslanlar, kaplanlar, kartallar basit, cazibeli ve etkileyici görünür… derinine inildiğinde çok acayip olsalarda. Derinine çok az insan girer, işi olmaz genelin.
    Biz onlara hayvanatın kallavileri yada kudretlileri deriz haşmetli ve atiktirler. Throttle bastığında tozu dumana katarlar. 🙂 Bizim yılan gibi tıslayan, eşek gibi böğüren değil aslan gibi kükreyen, kartal gibi yırtınan araçlara ihtiyacımız var. 🙂 nat-maykıl-geo :p

    Bu arada ilk ESP örnekleri çok tehlikeliydi. Hatta ben bakım, yalıtım hatasıyla ABS’si kilitlenip (megane coupe) düz yolda takla atan araç dahi biliyorum. Halen de tehlikeli kabul ediyorum çünkü yaşanıyor. Çalışma mantalitesi ve sensoral yeterlilikleri bunları ortaya koyabiliyor. İyi bir sürücülük eğitiminden daha önemli değil bu yardımcı sistemler ancak herşeyi malca tutarsan o tür için kurtarıcı olur.
    Her zaman derim dış dünyayı izleyebildiği ve AI seviyesine ulaşabildiği gün sadece bunları işaret etmekten vazgeçeceğiz çünkü yeterliliğe ulaşabilecek o da ancak 20 yıl sonrası…
    İnternette sağda solda bunları mükemmel ve tam gereklilikle gören gençler ve tecrübesiz orta yaş güruhu bolca görürsünüz. Böyleler çünkü babalarınınki kadar sürücülükleri yok ancak ESP msp onların kar da araç kullanabilmesini sağlıyor o kadarlar…
    Daha yazıyordum ki durdum işim var gücüm var lan benim 🙂 2 satır birşey yazalım dedik nerelere geldik yine. 🙂

      • Değildi nokta… F2002 ‘e göre bile rezillerdi. Uyguladıkları kırmızı dahi dandikti kırmızı 80-90 lardakiydi asıl… Kargacık kurgacık ne idüğü belirsiz şeyler yaptılar…
        Ben saf maf kirli mirli ballı zilli anlamam MAKİNE denilince anladığım, meali bellidir benim için. Öyle bu işte görelilik felan da bir ayardan sonra kabul etmem renk işi değil bu. Mozart’a, Hans Zimmer’e ricky martin den daha iyi değil diyen gitsin kendisini sorgulasın.. der sallarım. Beğenmeyebilir, daha az takip ediyor, az seviyor olabilir ama neyin ne olduğunu öğrenecek, bilecek söylemese de. İlber hocalık yaparım çok pis. 🙂

        Makine dediğin şey herşeyi tam yapmıyor olabilir, daha iyileri de olabilir ancak en başta felsefesi olacak önceki ve sonra ki terazinin kefelerine koyulur en başta felsefesiyle, cazibesiyle tartılır. Mutlaka birçok şeyi en iyi hali olmasa da en az %10 uyla içinde barındırır. Daha bugün muhabbetini yaptık Countach… kimseyle tartışmam. Öyle çok fena yürüyemez, aero zaten yok gibi birşeydir ancak felsefesini gütmüşlerdir. Dönsen pek iyi dönemez ama bastın mı gürül gürül düz yürür. Muscle gibi de yürür, italyan zanaatı gibi de yürür sinirli sinirli homurdar, birşeylerin yanına koydun mu baktırır, hiçbirşeye de benzemez. Lastiği, küçücük bir çıtayı bile üzerinde taşır, gözüne sokar adamın. İşte o makinedir makine böyle birşeydir.
        07-08 ‘i bir motor, sesi kurtarmaz yani kaldı ki en iyisi zaten değildi felsefesiyle kendi periyodunun başlangıcının dahi fersah fersah gerisindeydi.
        Ben kısıtlanan şeyleri makineden zaten saymam. Bir varlık koyarsın ortaya sadece geliştirirsin, geliştiremiyorsan dahi dokunmaz bozmazsın…
        Ruh bütün tarihi yan yana dizdiğinde kendisini gözüne sokandır…

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]