Formula 1(?)

1

Bir şampiyona düşünün ki;

izleyicilerin ilgisini diri tutmak için türlü oyunlara ihtiyaç duyulsun. Tamam, izleyicisi olan hemen her organizasyonda heyecanı diri tutmak için türlü manevralara ihtiyaç olabilir.

Ancak bu manevralar devre aralarındaki dans gösterileridir. Organizasyona çağırılan ünlülerdir. Bu gibiler dışında kalan manevraların amacı ne olabilir?

Teknoloji öyle yanlış bir yola sokulmuş ki,pilotları bildiğini okumaya bıraksanız, araçlar yarışı tamamlayamayacak haldeler.

Tüm sezon boyunca istikrarlı şekilde puan alamayacak gibiler.

Mühendislerin pilotlarla konuşmalarını sustursanız finiş göremeyecek olmaları şaşırtıcı değil.

Araçlarda her sistemin yolunda gittiğini varsaysak, neredeyse her yarışta farklı bir kazanan görmek olası… Bu iyi bir şeymiş gibi duruyor aslında.

Lastik değişimi ya da yakıt kullanımı ile ilgili hesaplamalar pilotlara bırakılsa kenara çeken birçok araç görebilir miyiz, en azından pilotlar bununla baş edebilene, araçlar duruma uyum sağlayana dek?

Böyle bir sistemle ak koyun kara koyun ortaya çıkmaz mıydı? Takımlar, sadece büyük sponsorlara sahip pilotlarla işlerin yürüyemeyeceği bir çıkmaza girmezler miydi?

Bu durumda sürüş kalitesi yüksek pilotlar aranmaya başlanmaz mıydı?

Bu arayış zorunlu olarak pilot kalitesini arttıran bir sistem yaratmaz mıydı, küçük yaştan itibaren alt serilerde yarışmaya başlayan pilot adayları bu sisteme göre eğitilmezler miydi?

Sizin anlayacağınız; sürüşü tamamen pilota bırakmak atılan turları daha eğlenceli hale getirmez miydi?

Bu eğlence izleyici için sürekli olurken, pilot için kimi zaman kabus gibi olmaz mıydı? Tuttuğunuz takım/pilot pist üzerinde kabus yaşarken sizdeki adrenalin düzeyi artmaz mıydı?

Ancak mevcut durum tüm bunların oldukça uzağında konumlanmış durumda.

Milyar dolarların el değiştirdiği bir girişime yatırım yapan kuruluşlar, yatırımlarını kabul edilebilir düzeyde garanti altına almak isterler. Risk faktörünü en aza indirmek yaptıkları ilk işlerden biridir. Diğer yatırımcılarla oturdukları masada güçlü pazarlıklar döner. Çarkın kârlı bir şekilde dönmeye devam etmesi için neredeyse her yatırımcı üzerine düşen görevi yerine getirir. Yüksek kazanç için yapmaları gereken sadece, sıralarını beklemektir.

Elbette kimi zaman bu tip bir düzen riske girebilir. Mevcuda eklenen yeni bir girişim kendi bildiğini okumak isteyebilir. Bunu yapıp başarılı olabilir de, ancak genellikle karşısında kendisinden daha güçlü ve etkili bir birlik bulur. Bu birlik zaten çok önceden kendi arasında anlaşmış ve belirli bir ivmeyi yakalamıştır bile. Zamanla edindikleri tecrübe de sistemi oturtmak için gereken ağır taşları sağlamıştır. Yapmayı öğrendikleri manevralardan biri de elbette oluşturdukları sistemi  bozabilecek güçte olanı nasıl etkisiz hale getirebilecekleridir. Bunun için mevcut kurallar kullanılır, yetmiyorsa yeni kurallar getirilir. Girişimin ekonomik düzeni de oldukça etkili bir silahtır.

Kendi amacına ulaşamayan yeni bir girişimci, vazgeçmeye karar verene dek geçirdiği sürede oluşuma yeterince katkı sağlamış olur. Bu döngü aralıksız devam eder durur.

Düşüncelerim, anlattıklarım hakkında verebileceğim hiçbir kanıta dayanmasa da ve oldukça paranoyakça görünüyor olsa da kendimi bu şekilde düşünmekten alıkoyamıyorum. Kim bilir beki de izlediklerim beklentimi karşılamıyor olmalı ki, zihnim aradaki boşlukları ilgimi çekebilecek şekilde doldurmaya çalışıyor.

Formula 1’in değişikliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Ne ironiktir ki onu bu hale getiren şey de güzel olduğu dönemlerde yapılmaya başlanan değişiklikler. Güzel zamanları ele alalım, aranızda birçoğunuzun görmüş olduğu son yakıt ikmalli yarışları örneğin. Onlar nasıllardı?

Takip edebildiğim kadarıyla çoğunuzun dönmesini istediği bir uygulama yakıt ikmali. Son dönemindeki yarışların harika olduğunu düşünüyorsunuz. Bense neden böyle düşündüğünüzü anlamakta zorlanıyorum. Çünkü araçlar farklı yakıt yükleriyle start aldıklarında ve tamamen birbirinden farklı  turlarda yaptıkları 6-8 saniyelik pit-stoplar nedeniyle pist üzerinde start haricinde neredeyse hiç karşılaşmıyorlardı. O günlerin yarışları tamamen strateji uzmanlarının satranç oyununa dönmüştü. Pist yerine pit duvarı arkasında o kadar çok mücadele vardı ki, ekranlarda ilgi çekecek görüntüler yok olmanın eşiğindeydi. Çok sonraları FIA bunun sona ermesi gerektiğine karar verdi de araçların yakıt yüklerinin izleyici ile paylaşılmasını zorunlu kıldı. Satranç tahtasında yarışan F1 araçlarını izlemeyi sevenler duruma biraz daha hakim olabildi. Ancak pist üzerinde değişen hiçbir şey yoktu. Şanslıysan ilk turlardan sonra son birkaç turda da liderliğe oynayan takımların araçları yan yana gelebiliyordu. Ortalama 60 turluk yarışlarda lastik lastiğe izleyebildiğimiz 3 turluk mücadele.

Benzer durum iki farklı lastik üreticisinin olduğu yıllarda da hakimdi. İki üretici varsa biri daha -nasıl desem- “ayrıcalıklı” oluyordu. Bu yazıda konuya uzun uzadıya girmeyeceğim. Olduğu gibi kendi yazısını hak eden bir konudur çünkü.

Hatırlıyorum da o yıllarda durumundan çok memnun olanlar yarış kazanan ve şampiyon olan takım ya da pilotların taraftarlarıydı. Ortada Formula 1 tutkunu olan kimse yoktu. Yarış muhabbetleri genellikle kazanan taraftarların kaybedenlerle yaptıkları atışmalardan oluşuyordu. Bu duruma oldukça yakından tanık oldum çünkü o dönemlerde editörlüğünü yaptığım web sitesinde hangi yorumların diğerlerinden daha zararsız olduğuna karar vermek zorundaydım.

Şu anda sporu takip eden bir çok taraftar 2006-2008 yıllarına dönmek istiyor. Bunun nedeni bana göre o yılların harika olmasından ziyade günümüz sezonlarının büyük doğruluk payı ile tahmin edilebilir  olması ve elbette günümüzün perspektif hatalarıyla dolu portrelere benzeyen tasarımları ve işkenceli motorları.

Bu yazıya başlamadan önce bir arşiv taramasına girişmedim ama bahsedilen o harika 2006-2008 dönemi çoğunuzun özlemle hatırlamasına yetse bile bana kalırsa “harika” sözcüğünü hak edecek kadar nitelikli değildi. Pilotların birbirlerine dişlerini göstermesine ortam hazırlayabilen yarışlar oluyor muydu? Kimseyi  2 turdan fazla lastik lastiğe mücadelede görebiliyor muyduk? Bunların olduğunu hatırlamıyorum.

Fernando Alonso’nun, Schmacher’i nasıl durdurduğunu 2006 sezonunu tekrar izlemeden hatırlayamıyorum.  2007 oldukça özel bir sezon olduğundan daha hatırlanır durumda. O sezon sanıyorum ki tüm zamanların en güçlü çaylağına sahip. Bir çaylağın 2 dünya şampiyonluğu olan bir pilota kafa tutabilmiş olması uzun yıllar hatırlanacak düzeyde. Tabi bir de  pistte aynı araçtan 4 tane olması ile de oldukça özel bir sezondur. Kırmızı Ferrariler ve Krom Ferrariler!

Tüm bunların arasında bu sezonların araçları aerodinamik olarak bizlere en güzel görünen araçlardı. Hızlı gitmek için gerçekten çok uygunlardı ancak lastik lastiğe yarışmak için üretilmemişlerdi. Aracın arkasındaki hava koridoru o kadar uzundu ki arkadan gelen araç öndeki aracı takip edemiyordu. 800 metrelik bir hava koridorundan bahsediyorsak yan yana yarışmaktan bahsedemeyiz. Evet evet, Kimi Raikkonen bir demecinde hava koridoru etkilerinin 800 metre geriden itibaren hissedilmeye başladığını söylemişti. Bu yüzden kimsenin lastik lastiğe mücadeleye ihtiyacı yoktu. Bu çok riskli olurdu. Kimse o riski almak istemiyordu. Onların yakıt ikmali vardı. Yakıt ikmali, pit-stop ile geçiş yapmayı sağlıyordu. Bizler için yarışın en heyecanlı anları da pit-stop’dan çıkan pilotun piste vardığında diğer pilotun önünde mi yoksa arkasında mı kalacağının belli olduğu pit alanı çıkışı idi. Hepsi bu.

İşte FIA çok sayıda izleyici kaybettikten sonra  bu durumdan da sıkılmayı akıl etti ve çözümün McLaren’in icadı olan F kanal sisteminde olduğunu sandı. Bu sistemi geliştirerek tüm takımların kullanımına sundu. Yaşasın, artık “geçişler” artacaktı (!). Peki DRS gerçekten bu işe yaradı mı?

DRS’nin ne işe yaradığına ilişkin düşüncelerimizi buraya tıklayarak görebilirsiniz.

DRS sonrası durumları hepiniz biliyorsunuz. Belki o konuya da uzun uzun gireriz.

Formula 1 sadece siyahın ve beyazın olduğu bir  yer değil. Formula 1 bugün dünyanın en büyük reklam panolarından biri olarak kullanılıyor. Formula 1 artık sadece araç teknolojilerinin geliştirildiği, modern gladyatörlerin birbirleri ile mücadele ettikleri bir yer değil. Formula 1 uzun süredir dünyanın büyük şirketlerini beslemesi için var. O şirketleri zihnimize kazımak için var. Eskiden de böyleydi ama nasıl anlatılır; böyle değildi işte!

Teknik olarak motorların serbest olduğu, araçların kendilerini 2 milyon yıl sonrasından gelmiş bir araç gibi gösteren onlarca aero parçasının olmadığı, pist üzerindeki kararların çoğunu pilotun almak zorunda olduğu dönemlerde, lastik dumanının sorun yaratmadığı aksine mücadelenin en üst düzeyini anlattığı yıllarda, pistlerin sürücü hatasını affetmediği yıllarda yaşamış olsaydık acaba daha memnun olur muyduk?

1 YORUM

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]