Bundan tam 30 sene önce Heppenheim’da  dünyaya gelen Sebastian’ın yıldızı babasının ona 3,5 yaşındayken noel hediyesi olarak aldığı go-kart aracı ile parladı. Gerçek manada ilk karting deneyimini 5 yaşında yaşayan Seb yaş sınırlamasından ötürü ilk resmi yarışını 8 yaşında yaptı. Daha ilk senesinde zaferle tanışan Sebastian’ın bu performansı karşısında babası ona destek olacak bir sponsor arıyordu.  Yeteneği ve çabası sayesinde uzun yıllar boyunca beraber başarıdan başarıya koşacağı Red Bull’un Junior takımına seçilip Almanya ve Avusturya Junior kupalarını kazandı.

2002’de Formula BMW’de yarışan Sebastian ilk sezonunda  5 zafer, 5 pol ve 12 podyum alıp yılın çaylağı seçildi.

2004’te katıldığı 20 yarışın 18’ini kazanıp 14 pol ve 13 en hızlı turu elde eden Sebastian sezon boyunca sürekli kendine podyumda yer buldu ve Formula BMW şampiyonu oldu. Bu başarı üzerine Williams-BMW FW27 ile Jerez’de test yapma fırsatını yakaladı.

2006 sezonunda aynı anda hem F3 Avrupa Serisinde hem de Renault Dünya Serisinde yarışan Vettel 2006 Türkiye GP’sinde test pilotu olarak Cuma antrenmanlarına çıkarak F1 kariyerini başlattı. Kariyerinin 9. saniyesinde pit yolundaki hız limitine uymadığı için 1000 dolar ceza alan Vettel en kısa sürede ceza alan pilot rekoru gibi ilginç bir rekor kırdı.

27.08.2006, İstanbul, Türkiye. Sebastian yakında 5 numaralı Ferrari’nin direksiyonuna geçecek…

2007’de yedek pilot olarak takımda kalan Vettel Kubica’nın Kanada GP’sindeki korkunç kazasının ardından Amerika’da kendini kokpitte buldu. 7. başladığı yarışı 8. olarak bitirip puan alan Vettel bu alanda rekor kırdı. Daha sonra bu rekor bir başka Red Bull altyapılı pilot olan Verstappen tarafından kırıldı. 2007’ye Toro Rosso’da devam eden Vettel Japonya ve Çin’de göz dolduran bir performans sergiledi. Fuji’de mükemmel götürdüğü yarışta kardeş takımdan Webber’e çaylak hatası ile arkadan çarparak olası bir podyumdan ve kıymetli puanlardan hem kendisini hem de Webber’i alıkoymuş oldu. Çin’de ise 17. başladığı yarışı 4. olarak bitirerek önemli bir sonuca imza attı.

2008’e çok kötü başlayan Vettel şeytanın bacağını Türkiye’de finiş görerek kırdı. Monako’da 19. başlayıp 5. sırada finiş görerek yine yağmur altında iyi bir iş yaptı. Avrupa ve Belçika GP’lerinde de puan alan Vettel Monza’da Schumacher’den sonra ilk defa Alman-İtalyan marşlarını dinleterek tarih yazdı ve ilk zaferini kazandı. Neredeyse hiç şans faktörü olmadan yağmur altında pol ve zafer alarak yetenekli bir pilot olduğunu göstermiş oldu.

2009’da Çin’de Red Bull’a ilk zaferini getiren Vettel sezon boyu güçlü bir performans sergiledi. 4 zaferle sezonu 2. bitirdi ve 8 podyum elde etti.

2010’a iyi bir performansla başlayan Sebastian’ın yakasını ilk yarışlarda şansızlıklar bırakmadı. Daha sonraki yarışlarda takım arkadaşı Webber ile yükselen gerilim Türkiye GP’de en üst seviyeye çıktı. İstanbul’daki Vettel-Webber kazası ile Red Bull çok kıymetli 43 puandan ve dubleden oldu. Belçika’da Button’a çaylak hatası ile çarpan Sebastian sezon boyunca sadece bir kez şampiyona lideri olabildi ve bu sezonun son yarışı olan Abu Dhabi idi. Şampiyonluk mücadelesinin Alonso ve Webber arasında yoğunlaşırken kazanan taraf Sebastian oldu.

2011’de tıpkı otomobili gibi çok hızlı ve güçlü olan Vettel durdurulamadı ve sezonu domine etti. En sevdiği pist olan Suzuka’da şampiyonluğunu ilan etti.

Tarihin en ilginç sezonu olan ve neredeyse hiçbir tahminin tutmadığı sezon olan 2012’de Vettel ilk yarıda Bahreyn hariç yarış kazanamadı. Teknik sorunlarla boğuşan Vettel  Avrupa ve İtalya’da Red Bull ve Renault’un başına o sene bela olan alternatör arızası ile yarış dışı kaldı. Malezya’da da Karthikeyan ile temas yaşayan Vettel yarıştan puan çıkaramayarak 11. oldu. Karthikeyan’a hıyar demesinin üzerine Karthikeyan tarafından sürekli ağlayan bir bebek olarak nitelendirildi. Belçika’da gerilerden başlayıp podyuma çıkan Vettel, İtalya’da sorun yaşayınca bunu avantaja dönüştüremedi. İtalya’dan sonra 4 yarış üst üste kazanarak müthiş bir seri ile 100 puan toplayan Vettel ABD’de son turlarda tur bindireceği esnada Hamilton’a gafil avlandı. Abu Dhabi’de sıralama turlarında otomobilde yeteri kadar benzin olmaması sebebiyle yarışa pit yolundan başladı ve güzel bir yükseliş ile 3. sırayı elde etti. Fakat bu sezonki esas olayı Brezilya’daki performansı idi. (Ben hala 10 yıllık kariyerinin en üst noktası olduğu fikrindeyim) Yarışa takım arkadaşının gerisinde başlayan Vettel startta geriye düştü. Arkadan gelen Bruno Senna’nın teması  ile spin attı ve tabandaki çatlak ile son sıraya düştü. Buradan sonra azimle yükselen Vettel telsiz problemi yaşadı ve oluşan iletişimsizlikten ötürü pitte yanlış lastikleri taktı. Tekrar yükselerek gereken puanları aldı ve 3 puan ile 3. kez şampiyon oldu.

2013’te kusursuz bir yıl geçiren Sebastian 9’u art arda olmak üzere 13 kez kazandı. Bir sezonda en çok yarış kazanma rekoruna ortak olurken bir sezonda art arda en çok yarış kazanma rekorunu kırdı. Sezonun özeti tam olarak şöyle idi:

2014 Vettel için bir tökezleme yılı oldu. Torklu motorlara ve düşük downforce değerlerine adapte olmakta zorlanan Vettel Renault’un güçsüz ve sorunlu motoru ile düzgün bir test bile yapamadan sezona başlamak zorunda kaldı. Avustralya, Monaco, Avusturya yarışlarında sorun yaşadı. Çin ve Bahreyn’de takım arkadaşı Ricciardo’dan açıkça yavaştı ve takım tarafından yol vermesi yönünde iki kez talimat aldı. Ricciardo’nun 3 zaferine karşılık yarış kazanamayan Vettel Japonya’da 2015 için Ferrari ile anlaştı ve çocukluğundan bu yana ailesi gibi benimsediği Red Bull’dan ayrıldı.

2015’e kırmızılar içinde üzerindeki ölü toprağı atarak başlayan Vettel Mercedes’in yavaş kaldığı ve sorun yaşadığı 3 yarış olan Malezya, Macaristan ve Singapur GP’lerini kazandı. Sezon boyu birçok defa podyum elde etti ve 2014’teki kötü imajını düzeltmeye başladı.

2016’ya sorunlarla başlayan Vettel Bahreyn’de formasyon turunu bile bitiremeden turbo arızası ile yolda kaldı. Avusturya’da takımın uyguladığı yanlış strateji sebebi ile lastik patlatan Vettel motor parçaları ve vites kutusu değişikliklerinden ötürü grid cezaları aldı. Kanada’da aldığı harika start ile gelen liderlik yanlış strateji ile gidince Vettel kendi stratejisini kendisi yapmaya başladı. Avrupa, Meksika ve Abu Dhabi yarışlarında kendi kararları ile podyuma çıktı. Meksika’daki çok konuşulan kavgası sebebi ile yarıştan sonra ceza alarak 5. sıraya geriledi.

2016’daki hayal kırıklığının ardından Vettel kariyerinin 10. yılına çok iyi başladı ve şampiyonayı lider götürüyor.

Bu kadar uzun yazdık, kariyerinin özetini çıkardığımız Vettel’in kişisel yaşamına da değinmesek olmaz diye düşünüyorum. Zira bu tür biyografik yazıların olayı işin magazin kısmı, yoksa kariyerini hepimiz beraber takip ediyoruz. J

Aslında Vettel’in özel hayatı o kadar da olaylı değil. Geçtiğimiz günlerde verdiği demeçlerde dediği gibi sosyal medya kullanmıyor. İletişimin her zaman doğal olması yönünde düşünüyor. Birkaç yıl önce sadece ailesi ve yakınları ile görüntülü görüşmek için Skype kullandığını söylemişti. Kısacası teknolojik aletler ile pek arası yok. J Hatta telefonla uğraşmayı bile pek sevmiyor.  Satın aldığım en kötü şey telefon ve şarj aleti gibi ıvır zıvır şeyler diyor. Ayrıca Vettel’in bir menajeri de yok. Her türlü sponsorluk, reklam anlaşmalarını bizzat kendisi okuyup imzalıyor.

Vettel öğrenimini Straken Gymnasium’da gördü. Burada iken tanıştığı ve şimdi moda tasarımcısı olan Hanna Prater ile evlendi.  Emilie ve Matilda adında iki kız çocuğu sahibi oldu.

Babası Nobert Vettel 20 yıldan fazla bir süredir doğramacılık yapıyor. Annesi çalışmıyor. Ablası Stephanie fizyoterapist,  diğer ablası Melaine ise binicilikle ilgileniyor. Vettel’in bir de 18 yaşında Fabian adında bir erkek kardeşi var.

Vettel’in ilk sponsoru bir Vodka üreticisi. Ekonomik sıkıntılar çeken Vettel’e yarış hayatını devam ettirmesi için en büyük katkıyı sağlayan ise hiç şüphesiz Red Bull. Vettel hep Ferrari’de yarışmak istemişti ama onun kendini yetiştirdiği, tecrübesini kazandığı yer Red Bull.

Vettel küçükken odasına Lance Armstong’un “Kazandığım her zafer için litrelerce ter döktüm” sözünü asmış. Tabi bunu yaparken Armstrong’un doping kullandığını falan bilmiyordu. 😀

Vettel’in babası oğlunun bir çok yarışını izlemeye geliyor fakat onu neredeyse hiç göremiyoruz. Herkes John Button değil. 😀 Nobert Vettel özellikle Avrupa yarışlarına karavanı ile geliyor. Bunu küçükken Sebastian’ı karting yarışlarına götürdüğü günleri anımsattığını söylüyor.

Physio Tommy Sebastian’ın terapisti. Aslında Fin bir buz hokeyi kalecisi. Ama Vettel onu akıl hocası olarak görüyor. Finceyi Physio sayesinde öğrenmiş, Seb Almanca, İngilizce, İtalyanca ve Fince biliyor.

Sebastian rahat bir insan, alacağı kıyafette en önemli özelliğin rahatlık ve pratiklik olması gerektiğini söylüyor. Oscar töreninde spor ayakkabı- tişört ile dolaşan biri görürseniz o ya Seb’dir ya da benimdir. 😀

Günün anlam ve önemine ithafen yazıyı şu fotoğraf ile bitiriyorum:

 

21 Yorum

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]