Viraj Kapağı: Formula 1 özlemi

3

Şimdi, hepimiz motor seslerinin eskisi gibi çığlıklara dönüşmesini istiyoruz değil mi?

Ekran başına geçtiğimizde evdekilerin “yine mi” bakışları altında odanın kapılarını kapattığı, alt, üst ve yan komşularla motor çığlığı nedeniyle aramızın açılıp kalaylandığımız günlere dönmek istiyoruz değil mi?

Otomobillerin pist üzerinde resmen bir pire gibi hareket ettiği, saat 326 km hızla birbirlerine 5 cm mesafede olmaları ve frenaja girdiklerinde gözlerimizi bembeyaz bir duman şöleni ile başbaşa bırakmalarını özledik öyle değil mi?

Sıralama turları atılırken Q1, Q2 ve Q3’de atılacak 2 turun strateji hesabı yerine rakibinin, kendisinden hızlı bir tur attığını görüp, aracını garajından motor çığlıkları ile çıkartıp piste fırlayan, çekilen restin görülüp rest ile karşılık verilen günleri özledik değil mi?

Formula 1’in sadece son yarışlarda heyecanlı olmaya başladığı, “acaba şampiyon olabilecek mi” endişesini sadece elimize kağıt kalem alıp şampiyona puan hesabı yaptığımızda yaşatan bu halinden epey sıkıldık değil mi?

Güzellik her ne kadar görece bir kavram olsa da Formula 1 izleyicileri için pek görece sayılmaz. Herkesin aşık olacağı tip neredeyse aynı. Araçların “güzel” görünmesini istiyoruz değil mi?

Pist üzerinde geçiş görmeyi çok istiyoruz. Ancak DRS geçişlerini pek geçişten saymıyoruz değil mi?

Tüm bu etkileri Formula 1’de arar hale geldiysek Formula 1’in artık bize istediğimizi sunan bir şov olmadığı ortada!

Peki ne oluyor da hala Formula 1 izlemeye devam ediyoruz?

Biz insanlar iletişim kurma ihtiyacı ile yaratılmış yaratıklarız. Kendi türümüz ile bir şekilde etkileşimde olmalıyız. Zorunlu hallerden doğmamış etkileşimler bizleri gerçekten birbirine bağlayabilecek kadar güçlü oluyor.

Formula 1, bizleri birbirimize bağlayan ortak noktamız. Çevresinde bağdaş kurup oturduğumuz kamp ateşimiz. Sevmediğimiz yanlarını bulup konuşmaya bayılsak da  çoğu zaman atladığımız nokta, onun bizleri bir şekilde bir arada tutmaya devam ettiğidir. Eskiden yarıştan sonra neler olduğunu heyecan ve memnuniyet ile konuşuyorduk, şimdi ise çok da keyifli olmaması hakkında konuşuyoruz. Ama konuşuyoruz.

gravityglue1

 

Gravity Glue’yu bilir misiniz? Hayatımız üst üste dizili taşlardan oluşuyor ve biz Formula 1’i
bu taşlardan birinin yerine koymuş gibiyiz. Çıkarırsak halimiz ne olurdu?

 

 

Formula 1’in bizleri tekrar eski ihtişamlı günlerine götüreceğine inanıyoruz. Tıpkı hayatları boyunca rekabet ortamında yüksek motivasyon ile yetiştirilip orta ve arka sıralarda gezinseler bile, bir gün uygun araçla şampiyon olacağını bilerek her yarışa çıkmaya devam eden Formula 1 pilotları gibi…

3 Yorum

  1. Sadece onu değil birçok şeyi özler hale getiriliyoruz artık. Geliyoruz değil! bunu yapan biz değiliz bize soran olmuyor. Sadece gelişmişlik algısıyla birileri yapıyor onlar %1 dahi değiller.
    Eskinin sert hatlı sport’larını, ovalliğinde sanat kokan otomobillerini özlüyoruz. Mesela nedense eskinin otobüs, kamyon, uçak, trenlerini özlemiyoruz.. Eski yarışları, WRC, DTM, GT1’leri…
    Eski oyunları, eski donanımları özlüyoruz hep daha jan janlı ancak hep daha kötüye giderek karşımıza çıkıyorlar.
    Bunlar değil sadece eski elmaları, yılbaşı gecelerini, ziyaretleri, olimpiyatları, boks müsabakalarını, şarkıları, robotsuz dökumhaneleri, el zanaatlarını, tank vs tank, yatağan vs mızrak savaşları yani kötüye giden herşeyi özlüyoruz. Gerçek uzay yarışını, azimli sanayi savaşını, dişe diş birebir sokak kavgalarını.. Ben mesela mahalle kabadayılarını bile özlüyorum oturup yazısını bile yazdım.
    Her neslin özlemleri kendi dönemlerinin kaybettikleri üzerine oluyor bazen abartılı bazen gerçekçi ve bunların ne içerikte olduğu önemli oluyor.
    Her devirde ortak özlemleri taşımayanlar ve bazen öncekileri geri kafalılıkla suçlamaktan öte birşey ortaya koyamayanlar ya bunları görmemiş oluyor yahut bunların tam tadını kavrayacak yaşların sonrasına denk geliyorlar. Tabi ki içlerinden öncekilerin özlemlerine saygı duyanları da çokça çıkıyor.
    Bunlar birilerinin umrunda değil çünkü biliyorlar ki insan alışan, avunan bir canlı.
    Ve o gravity dizgisi, yer çekimi, kütle çekimi değişmez değil mesela yarım milyar insanın hayatında eskisi gibi bulunmaksızın hayata devam ediyor…

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]