Lewis Hamilton 2017 Formula 1 Dünya şampiyonluğunu henüz kazanmadı ve belki de Sebastian Vettel’e kaptıracak. Eğer Hamilton şampiyonluğa ulaşabilirse bu 4 şampiyonluğunun muhtemelen en iyisi olacak. Kazanamaz ise sezonu çöpe atmış ya da çok büyük talihsizlikler yaşamış olacaktır.

Hamilton’un bu şampiyonluğunun en değerlisi olduğunu söylemek diğer şampiyonluklarının değerini azaltmıyor. Ancak şampiyonluklarından bazıları Hamilton’un yeteneklerini sergilemesinden ziyade içinde bulunduğu koşullar yani takım ve araç performansıyla daha alakalı.

Temmuz’a geri dönecek olursak Hamilton için işler pek de iyi gitmiyordu. Azerbaycan’da çıkan kafalık Hamilton’un rahat elde edeceği bir zaferi kaybetmesine neden olmuşken yarışı Vettel’in ardından tamamlamış ve puan farkı açılmıştı. Avusturya’da vites kutusu değişikliği nedeydi 5 sıra ceza alan Hamilton yarışı ancak 4. sırada tamamlayabilmişti ve Vettel yine 2. olarak şampiyonadaki puan farkını açmıştı.

Hamilton’un önceki sezonki tavırlarına baktığımızda zorlu şartlar altında sorun yaşadığı ve gereken doğru reaksiyonu veremediğini görmüştük ve bu da şampiyonluk için Hamilton’un önünde bir engel gibi görünebilir. Ancak Vettel ile Silverstone ve Hungaroring’de zafer takasına girdikten sonra, Hamilton hiç böyle bir zayıflık göstermedi.

Peki bu şampiyonluk mücadelesinde etkileyici olan ne? İlk olarak Mercedes’teki mücadele Nico Rosberg’in ayrılığıyla birlikte zayıflamış oldu. Rosberg-Hamilton ikilisinin birbirini performanslarının her zaman zirvede olacak şekilde zorlayışı ortadan kalkmış oldu. Bu belki de Hamilton’un oyunun seviyesine biraz düşürmesine sebep oldu, bu da Ferrari ve Vettel için iyi haberdi.

Ferrari’nin sezonun başından bu yana şampiyonluk için sadece Vettel’i desteklemesi ve Mercedes’in Bottas’ı ikinci plana atmak için çok geç kalması da Hamilton için işleri biraz daha zorlaştırıyor.

Hamilton’un 2014 ve 2015’te gelen şampiyonlukları diğer takımlarla olan mücadele sonucu değil takım içi savaş sonrası gelmişti. 2014’te Monako’da sıralama turlarındaki karışıklık sonrası Hamilton sorunlar yaşamıştı. Hatırlarsanız o sıralama turlarında Q3’te ilk haklarda Rosberg 1 Hamilton 2. sıradaydı. İkinci haklara gelindiğinde Hamilton en iyi ilk sektör derecesiyle geliyordu ki Rosberg 2. sektörde pist dışına taştı ve sarı bayraklara sebep oldu. Hamilton muhtemelen pol pozisyonu alabilecek turla gelirken sarı bayraklar nedeniyle yavaşladı ve pol Rosberg’e gitti.

Hamilton sezon sonunda şampiyonluğa ulaşmış olsa da Monako sonrası İngiliz pilot için pek kolay olmamıştı. 2015’e gelindiğindeyse bambaşka bir Hamilton vardı ve oyunun seviyesini çok yükseltmişti. Rosberg Hamilton’a karşılık veremedi ve İngiliz pilot Amerika’da 3. Şampiyonluğunu ilan etti.

Hamilton’un son iki şampiyonluğu böyleyken 2008’de gelen ilk şampiyonluğu ise tamamen farklı bir hikayeydi. O sezon şampiyonluk McLaren ve Ferrari arasında geçiyordu. Şampiyonluğun iki adayı Hamilton ve Massa son yarışa kadar mücadele etmeyi sürdürdü ve hatta tarihin en dramatik anlarından birini de o yarışın son saniyelerinde yaşadık.

Massa finişi geçtiğinde yapması gerekeni yapmış, ve yarışı kazanmıştı. Hamilton ihtiyacı olan puanları alamıyordu ve Ferrari şampiyonluğu kutlamaya başlamıştı. Ancak Hamilton sezonun bitmesine 20 saniye kala Timo Glock’u geçmiş ve ihtiyacı olan puanları alarak Dünya Şampiyonluğuna uzanan isim olmuştu.

Ancak o yıllarda Hamilton çok fazla hata yapıyordu. Çaylak sezonunda şampiyonluğu sadece 1 puanla kaçırmıştı ve ertesi sezon tarihin en genç dünya şampiyonu olmuştu. Bu tecrübesizlik onu dikkatsiz davranmasına ve hatalar yapmasına da sebep oldu. 2008 Kanada’da pit yolunun açılmasını bekleyen Raikkonen’e arkadan çarpmıştı.

2014 ve 2015’teki şampiyonluk Mercedes baskınlığında nispeten daha rahat gelirken 2008’de McLaren’in Ferrari’ye göre avantajı sadece %0.205’ti. (Her takımın her hafta sonu attığı en hızlı tur yüzdeye çevrilip daha sonra bütün sezonun ortalaması alınarak hesaplanmıştır.)

Bu sezon Mercedes ile Ferrari arasındaki fark ise buna çok yakın hatta daha az, %0.182 ve Hamilton sorgulanamaz şekilde genel olarak çok daha güçlü.

Bu sezonun belki de en etkileyici şeyleri geride bıraktığımız iki hafta sonunda yaşandı. Singapur’da sıralama turları sonrasında Hamilton yarışı kazanabilmek için mucizeye ihtiyaç duyduğunu söylemişti ve Pazar günü o mucize gerçekleşti. Startta Ferrari’ler ve Max Verstappen çarpışırken Hamilton yarışı kazanıp ummadığı bir galibiyet elde etti.

Malezya’da da benzer bir durum vardı. Ferrari yarışı kazanabilecek kadar hızlıydı. Hamilton Cuma günü antrenmanlarda sorun yaşıyordu ancak Cumartesi günü polü almayı başarırken sorun yaşayan Vettel son sırada kaldı. Yarışın 4. turunda Verstappen Hamilton’a atak yaptı ve İngiliz pilot Singapur’da Vettel’in yaptığının aksine kapıyı sertçe kapamadı ve Verstappen’in kendisini geçmesine çok fazla engel olmadı.

Bu inanılmaz kolay bir kazanç olarak görünebilir, Ferrari ve/veya Vettel’in hata yapmasını bekle ve kazan. Bunu herkes yapabilir, değil mi? Tamam, bu elit sporun doğasını ve sporcuların üzerindeki bu özel baskıyı hafife almak olur.

Yüksek seviyedeki profesyonel atletlerin gereğinden fazla para kazandığını ve ayrıcalıklı olduklarını söyleyebilmek çok kolay. Bütün bu konuşmalar tek bir ortak noktada birleşiyor ve profesyonellerin üzerindeki baskının gerçek olmadığından yakınıyorlar.

Evet elit sporlar ölüm-yaşam savaşı değil ancak artık nadir de olsa motorsporlarında böyle şeyler yaşanabiliyor. Ancak spot ışıklarına maruz kalanlar böyle hissediyor.

Pek çok insan geçen ay Birleşik Krallık’ta vizyona giren Borg ve McEnroe filmini izlememiştir. Bu utanç verici, mesele sadece sinemada iyi zaman geçirip eğlenmek değil. Bu film aynı zamanda elit sporculara da detaylıca değiniyor.

Filmde ünlü 1980 Wimbledon şampiyonasını kazanabilmek için mücadele eden Bjorn Borg ve John McEnroe anlatılıyor. Bu durum F1 2017 şampiyonluğunu kazanmaya çalışan iki pilotun mücadelesine de benzetilebilir ancak filmde asıl inanılmaz olarak aktarılan şey üst seviye atletlerin yüzlerinden üzerlerindeki baskıyı anlayabiliyor oluşumuz ve bu ifadeleri Hamilton’un yüzünden de okuyabiliyoruz.

McEnroe’ye dönecek olursak filmde yarı finalde mücadele ettiği Jimmy Connors’la olan maçı sonra bir basın toplantısı yer alıyor. McEnroe’yi canlandıran oyuncu: “Biliyorsunuz korta çıkıp bu oyuna her şeyimi verdim. Her şey, bendeki her şey o korttaydı ve bunu hiçbiriniz anlayamazsınız çünkü hiçbiriniz bunu yapmadı.”

Film temel olarak iki tenisçinin üzerindeki baskıyı işliyor ve o sezon McEnroe Borg’u yenerek şampiyonluğa ulaşırken Born’un 5 sezon üst üste şampiyon olması serisi son buluyor. Her iki sporcu da baskıyla farklı yollardan başa çıkıyor ve o sezon ikisi de kariyerlerinin farklı noktalarındalar.

Hala inanmıyor musunuz? Öyleyse benzerlik şu, 1981’de Borg şampiyonluğu kaybettikten sonra emekliye ayrılıyor. Bu birebir olmasa da Formula 1’deki başka olaylardan tanıdık gelmiyor mu? Bu olayların en yakını geçtiğimiz sezon yaşandı ve Rosberg şampiyon olduktan sonra emekliliğini açıklamıştı.

 

En üst seviyede mücadelenin zihinsel düzeyi kritik şekilde önemli. İşte bu yüzden pilotlardan sürekli durumu yarıştan yarışa değerlendirdiklerini ve yarış hafta sonunda sadece önlerindeki işe odaklandıklarını ve şampiyonayı düşünmediklerini duyuyoruz. Büyük resmi düşünmekten ziyade işi daha ufak boyuta indirgemek, virajı, turu, antrenman turlarını ve yarışı değerlendirmek pilotlar için daha faydalı.

Pilotların üzerindeki baskının ne olduğundan emin olmak kesinlikle imkansız. Vettel’in Singapur’da startta yaptığı harekete bakalım. Fazla agresif ve kötü bir savunma çabasından sonra Ferrari’nin yakaladığı her şansı değerlendirip kazanması gerektiği bilgisi aklına geldi mi? Belki de.

Vettel’in bu hareketini eleştiren çok fazla insan var ancak bu Vettel’in yaptığının anlaşılamaz olduğu anlamına gelmiyor. Elit seviye sporda saklanacak hiçbir yer bulamazsınız ve belki de bu Vettel’in neden bu kadar kötü bir karar aldığını açıklayabilir.

Bütün her şeyden sonra su seviyede kazanmak somut şeylerden ziyade zihinsel mücadele de alakalı. Bu biraz düdüklü tencerenin içinde yaşamak gibi. Sizden beklenen performans, ne yapı ettiğinizin detaylıca takip edilmesi, zorlayıcı sorularla başa çıkmak ve mücadeleye devam edebilmek… Borg ve McEnroe’nin yaptığı gibi başınızı öne eğip kendinizle baş başa kaldığınızda mücadelenin kilit noktalarında doğru kararları alabilmeniz gerekiyor.

 

Eğer Vettel Singapur’da yarışı kontrol edip kazanabilseydi bu muhtemelen oldukça kolay görünebilirdi fakat zihinsel kargaşayla başa çıkıp, sakinliği sağlayabilse galibiyet çok, çok daha etkileyici olurdu. İşte bu şekilde Hamilton ibreyi kendisine döndürebildi ve Singapur’daki garip yarışı kazanabildi. Bu sürpriz galibiyet de muhtemelen Hamilton’un zihinsel olarak daha fazla kendisini adamasına ve Sepang’taki pol pozisyonunu kazanmasına sebep oldu.

Hamilton’un kendisinin de dediği gibi Silverstone galibiyeti sonrası dalganın tepesine bindi ve Vettel’in alt üst edebildi. Bu Hamilton’un büyük hatalar yapmadığı anlamına geliyor. Dünya üzerindeki herkes milyonlarca dakikalık detaylardan ziyade büyük resimle ilgilenirken bunun sizin dikkatinizi dağıtmasına izin veremezsiniz.

Bu iki pilotun bu sezon dipte olduğu pek fazla durum görmedik. Hamilton sezon başında yapabilecek gibi görünse de bu kırılmalardan herhangi birini yaşamazken Vettel önce güvenlik aracı ardından Bakü’de Hamilton’a kasıtlı çarparak ve sonrasında Singapur’da starttaki felaketle iki kez çöküş yaşadı. Spa’da bile Ferrari ve Vettel hızlı olmalarına rağmen baskı altındaydılar.

Son 4 yarışa girilirken durumlar değişebilir. Asıl hedefe bu kadar yaklaşmanın baskısı Hamilton’un odağını kaybetmesine ve kendisinin düşmanı olmasına sebep olabilir. Bu da Vettel’in şampiyonluğa tekrar uzanmaya çalışmasına neden olabilir ve Hamilton’un bu sezon başardıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürebilir.

Tanık olduklarımızı göz önünde bulundurup konuşacak olursak Hamilton bu sezon hiç olmadığı kadar güçlü ve son 4 yarış kalmışken şampiyonluğu bırakması pek muhtemel görünmüyor.

1 YORUM

  1. Ikinci yarıya kadar Mercedes aracı hala hızlıydı düşüncesindeyim. Ama sonrası mekanik sorunlar üst üste gelince ve singapur vakası bence Ham Vettel savaşı oldu kabul edemiyorum. O yüzden tırıvırı hikayeler okuyabilir herkes 🙂

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]