Marchionne: Ferrari ihmalkâr kalite kontrol tarafından cezalandırıldı

12

Ferrari başkanı Sergio Marchionne takımın kalite kontrolün ihmalkârlığının bedelini ağır şekilde ödediğini ancak sezonun hala kurtarılabileceğini söylüyor.

“Milyon euroluk araç için saçma sapan bir teknik arıza. Muhtemelen ihmal edilen bir problemdi ve daha önce hiç bu kadar önemli olmamıştı. En az 3 fırsatı teknik sorunlar nedeniyle geri teptik ancak sorunları çözeceğiz.”

“Kibirli olmadan söylemek gerekirse bugün Mercedes’lerden daha hızlı değilsek bile en az onlar kadar hızlıyız. Eminim ki eğer son 3 yarışta yaşadığımız sorunlar olmasaydı şuan çok daha farklı bir durumu konuşuyor olurduk.”

“Sezon daha bitmedi. Kötü şans hakkında konuşmayacağım çünkü ona inanmıyorum. Önemli olan şey bizi buralara getiren özgüvenimizi kaybetmemek. Takımın şuana kadar yaptıklarından oldukça mutluyum. Kalan son 4 yarışta Mercedes’lerle olan farkı kapatabileceğimize inanıyorum.”

12 Yorum

        • Bujiyi yapan takım değil, satın aldığın şey sorunlu çıkabilir, hatta ilk testlerde bile anlaşılmayabilir, yeterince de test yaparsan ömründen yersin. Limitlerinde üretilen bir şey ise, sorun çıkarması zaten olası. Olay önceden fark edip değiştirebilmek, aracı onun kolayca değiştirilebileceği şekilde tasarlamak. Haa o buji belki de bobini yüzünden patladı? Türlü şey mümkün.

        • Seri üretimin 1 nolu sıkıntısı banttan çıkan herşeyin plan process’lerinin kalitesine göre birebir aynı kalitede olamayabileceğidir.
          Her bir ürünün kontrolü, tersine mühendislik gibi kalite kontrolden geçirildiği bir dünya yoktur. Dünyada en pahalı şey insan ve zaman.. Bundan daha pahalısı olamaz.
          İster askeri havacılık olsun ister racing’in en köşe başları.. part’ların hemen hemen tamamına yakını mass production ortamdan çıkar. Birşey insan eliyle üretilmiyorsa seri akan, robotlar ile dizili bir üretim hattı olmasına gerek yok o seri üretim üründür… [O yüzden çoğu zaman gençlerin yaptığı şu seri üretim en hızlı şu değil tartışmalarının arka planı da boştur]
          Forged parts ifademiz malın seri üretim olmadığını göstermez sadece üretiminde daha pahalı işçilik, malzeme vs kullanılmış demektir…

          İstediğin kadar iyi planladığını düşün bir insanın basit bir hatası, birkaç mm3’lük toz’un etkisiyle o malzeme görünemeyecek şekilde hatalı çıkabilir.
          Bazen bunlar insanların ölümüne yol açan hatalardır.

          Hatta insanlar zannediyor ki banttan çıkan her otomobilin test edildiğini zannettiği gibi her Ferrari, Lamborghini’nin test edildiğini sanıyor… Oysa yanılıyorlar. Bu yöntem neredeyse sadece butik üreticilerde kaldı…
          Niçin bunu terk ettiler; çünkü daha kıymetli olan zaman ölçeğinden dolayı kurdukları quality control processes/dep olanca pahalı olmasına rağmen istatistiksel karşılıklara göre onların işine yarar kalite ve standartları sağlıyordu. Fakat her zaman değil. İşte 1 milyon da 1 olan hata bazen çakılmaya sebep olur. Bu da gayet doğal… Ölüm için dahi sebepler lazımdır.:)

          Peki bilmeyenler için bu kalite kontrolü nasıl yapıyorlar. Kabaca; ürünün çalışma koşulları, metalurji ve karmaşıklığı, üretim hassaslığı gibi planların belirleyiciliğinde artık seri üretime geçmiş ürün belirli adetlerde ürün bandından alınarak test labaratuvarlarına alınır. Bu yukarıda ki karmaşıklığa göre ilk aylarda 5000 adette bir olabileceği gibi 50000 adette bir de olabilir. Ürünün üretim yaşam ömrü uzadıkça bu periyot oldukça düşer.
          Aslında genelde de hatalar bu periyot içerisinde yani sonradan ortaya çıkar.
          Ve bazıları ki henüz keşif, icat yeterli olmadığından teste alınmış olsa dahi dikkatten kaçar.
          Yani sektörlerde duyacağınız üzere kalite kontrol gibi test lab’ları yani makineleri ve matematiksel stratejileri sanayi içerisinde halen gelişmeye devam eden bir alandır.

          Usta, zanaatta master nedir biliyor musunuz bir malzemeyi eline aldığında ismini koyamasa dahi onda bir gariplik olabileceğini keşfedebilen insandır. Bunu sinemada Riddick’in kama’nın gramajlarını eliyle tartmasıyla gösterdiler. 🙂
          Bu yüzden asıl usta ve master ulaşılamaz birşeydir mühendis ise değil. Onda böyle bir nitelik aranmaz. Hatta bir çoğu malı eline dahi almaz.
          Mühendislerin zaman içinde ustalığa ulaşması ise nadir de olsa bir üstel kavramdır. İşte Adrian Newey ve 60-70 lerde Ferrari motorlarını yapan mühendisler böyle adamlardı…
          Bu tabi bu konunun konusu değil. 🙂

          İşte Stevei’nin aç kal budala kal ile anlatmaya çalıştığı şeyin önemli bir kısmı da bu idi. Geç kaldınız… bir an önce üniv. terkedin ve usta olmak için koşun…
          Çünkü istediği kadar master yapsın bir üniv.’li “hiçlik” makamında ki usta olabilmesi için bir yaşın akabinde bir 20-30 yılını daha vermesi gerekir. 🙂
          En hızlıları için 10-15 yıl…. İşte dediği diğer birşey siz kendinizi nice büyütmenize rağmen ustaların altında ezileceksiniz… 🙂 Onların 2 dudağı arasında olacak hayatınız demeye getiriyordu.
          Her formül çözenin Einstein olamayacağı gibi her kalfa’dan usta, her mühendisten master olmaz.:)
          Dünya işçiliği tükettiği gibi ustalık kavramını da tüketiyor lakin hangi çağa ulaşılırsa ulaşılsın herşey atomun altına inemedikçe usta’lar her zaman var olacak onlara muhtaç olunacak. Diğerleri düşünsün halini…

          Ve ustalık makamına yaklaşamamış mühendis hiçbir zaman bu dünyada Usta’lar kadar doyamaz [global sanayide ki mutsuzluğun nedeni de bu. Ve bu mutsuzluk dünyayı çöp bir hale getiriyor.]
          Çünkü hyper master degree 🙂 bir usta bir babanın oğul sahibi olması gibi doyucudur. Yaratıcı o değildir bilir lakin sebepler dairesinde yaratma hüviyetine bahşiş nefsini doldurur taşırır.
          Atom ve atom altını kullananlar, dönüştürenler değil onu kilim ilmeği dizer gibi dizenlerde de bu nitelik var denebilir.
          Ustaların önünde herkes eğilme eğilimindedir diğerlerinin önünde büyüklenme ile varlığını gösterme…
          😀

          • herşey atomun altına inemedikçe usta’lar her zaman var olacak onlara muhtaç olunacak.

            Zor be abi ama başarılabilinirde fakat bunların bulduktan sonraki amaçlar bütününe göre evrenin kanunlarına ters gibi.

      • 🙂 Yok yav öyle birşey racing ile ilgili şey kastetmedim.
        Ha ileri zanaatkârlar, el işçiliği uzmanları böyledir seri üretim şeylerde zorlanırlar.
        Yada ben ona bağlıyorum. 🙂
        Racing bize açık şey değil yol dünyasından bahsediyorum. Kronik ilanlı, üst şeyler daha çok. Mesela Ferrari gibi bir üreticiden beklenmeyecek derecede üretimsel hatalı çıkan parçalar yaşandı.

        • Kültür meselesi sanırsam. Alfa’lardaki sorunlar malum saymakla bitmez, yenisini de konuşmuştuk bozulmadık yeri kalmamış. Ferrari motor falan yese bir şey değil de, aptal bir izolasyon malzemesini bile yapamıyorlarsa ne işe yarıyorlar?

          Motosikletlerde de bu böyle. Vespa/Piaggio’larda şahane sistemler var, ama sen gel ayakta tutmaya çalış 😀 Hele Ducati’ler, basınçlı suyla yıkandı diye (istisnasız her seferinde) çalışmayan motosiklet mi olur? Hiçbir Japon’da duyulmamış bir şey.

          • İster kültür de ister beceriksizlik ister seri üretim ister basit görülenlerin atlanması… Tema anlaşılmışsa tamamdır.

            Motor yemesi de değil olay, Ferrari’de ki gibi bu kadar yüksek sıkıştırmanın uygulandığı bir ünitede bir subapta mikro ölçekte gramajı kaçıracak kadar parça da dikkatsiz olursan kimsede çatlamıyorken o ünite toplamı sende patlar…

            Çok şey vakit… nakit..

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]