Formula 1’in konsept 2021 aracı ortaya çıktı

26

Ross Brawn, Singapur’da verdiği bir konferansta 2021 için üzerinde çalıştıkları konsept aracı gösterdi.

Liberty Media, sporu devraldığından bu yana F1 araçlarının birbirini takip edebilmesi için mücadele veriyor. Bu amaçla sportif patron Brawn, deneyimli mühendis Pat Symonds’ın liderliğinde bir ekip oluşturarak yeni dönemin araçlarının taslak kurallarını oluşturmaya çalışıyor.

Yeni araçların kanatlar ve gövde parçalarından oluşan üst aerodinami konusunda hava akımına daha az bağımlı olması hedefleniyor ve amaçlanan yere basma kuvvetinin araç altı aerodinami ve yer etkisi ile kazanılması düşünülüyor.

2021’in kuralları önümüzdeki yıl içinde netleşebilir ve gösterilen taslak büyük değişiklikler geçirebilir.

26 Yorum

    • Onurcum aşağıda yer kalmadı burdan devam. Anektod geçtiğin şeyler üzerine uzun uzadıya konuşulacak şeyler. İyi özet görüler de var bu şekilde bende tam algılayamadığımdan üstüne gidilmesi buradan doğru değil.
      Bende birşeyler ekleyeyim aşağıda.
      https://www.youtube.com/watch?v=Z6e6R90REF8
      https://www.youtube.com/watch?v=FRcMeRtWCZU
      https://www.youtube.com/watch?v=iKkLAWADrZo
      https://www.youtube.com/watch?v=rJbKkMd2W7E
      Bunlara da bir göz at faydası dokunur.

      – Nadiren açıdan temel görünümleri itibariyle de Cart-F1 arasında büyük fark yok deriz ancak ayrıntıda ki farklar görsel benzerliği saptıracak kadar aşırı… Malum maksada binaen farklı makineler. O yüzden de her zaman setup, packet olarak ifade ettiğimiz şeylerden fazlası var. Bam başka geometride gerçekte Versus olmayan 2 ayrı seri.
      Mesela direksiyon açılarının çok farklı olmasının dışında sürüş alanı karşılığı tüm geometri farklı. Indy daha smooth bir direksiyon döngüsüne sahip denilebilir. F1 ise çok keskin… yürüyüş geometrisi bunu gerektiriyor. Aynı yapıda olan open wheel’lerden de güçleri itibariyle pergeli farklı.
      Pek doğru olmayacak ama birisinde sürüşte akışkanlığı kullanmanız gerekiyor diğerinde hoplamanız, zıplamanız, sert köşelemeniz… Geçmişten bugüne benzer G kapasitelerine sahipler ancak bunu yüksek ve düşük hacimli motorlar gibi çok farklı çizgisellik noktalarında sergiliyorlar.
      Mesela daha önce değinilmesi gereken Cart da rocket burun denilebilecek bir yapı çok daha uzun bir sürece yayılıyor çünkü gerekliliklere daha uygun sonuçlar doğurur.
      Aslında Indy’nin de odağını ovallerden biraz daha sokaklara kaydırması ve gereklilik değişimleri gibi bana göre F1’in de biraz düzlüklere odağını arttırması gerekiyor. Bu sorunları biraz daha çözerdi. Bir birine yaklaşsın veya benzesin gibi bir güdü zaten yok, hiç olmadı ancak değişmesi gereken şeyler var.

      – Birçok insan ifade edemese de Cart, hafif open wheel, GT racing’lerin onboard’larını kendilerine daha olumlu görür. Çünkü bizim gündelik dünyamıza daha uyumlu geometrilere sahipler. Birinin otomobil-indy üzerinden yürüyüşü öğrenme ve açıklaması otomobil-f1 noktasına göre çok daha kolay temel de ancak avrupa odaklı pazarlarda gençler bunu pek bilmiyor. F1’in yürüyüşünü yıllar boyunca izlese de çok insan algıladığını sanıyor ancak anlatmaya çalıştığında anlıyorsunuz (çünkü okumuyorda! 🙂 bilgi okuyarak ve okulda öğrenilir..) durumlarını haklılar da çünkü çok uç bir noktayı temsil ediyor. Burada ki uç! yüksek niteliği ifade etmiyor zaten bozup düzeltmeye çalıştığım şey bu temelde. Oluşan durum itibariyle tecrübeler bu yönde…
      Ferrari kullanmak çok keyiflidir ancak pistte sert dönüşler yapmıyorsanız otoban düz yürüyüşü ile anlamı sorgulanacağı gibi
      (ferrari gibi şeyler temel de 0-100 değil 200-350 ivmelenmesinde nadir şeyleri sunanlardır denebilir ama bu alanda da rakipleri bulunabiliyor.) otobanda bir Mercedes F class’ı daha keyfli şeyler sunduğu realitedir. Becerebilirseniz tabi fiyat ölçeğini düştüğünüzde yüklenmiş M5, M6 daha vaybe dedirtebilir. İşte Indy de biraz böyle birşey sanki. Orada da bulabileceğiniz şeyler bolca var…

      – Video’larda da temel maksat olduğu üzere Cart/Indy – F1 arasında ki pergel çok yakın çağa kadar bu kadar açık değildi. Çünkü zaten F1’ler de bu kadar hızlı viraj dönemiyordu 😛
      [Düşününce ne büyük acizlik bugün sadece cücük hacimler dolayısıyla da viraj hızı ile denge kurmaya çalışıyor başka bir odağı kalmadı… ve düm düz giden şeylere püfff denebiliyor.:) ]
      Yapılma ve oluşum nedeniyle farklar tabi ki çok uzun periyotlarladır var. Buna fırsat kalırsa geliriz.
      Günayla da biraz da algıları yıkmak ve görüleri açmak için F1’in Indy’den aldıklarına daha önce değindik.
      Motorsporlarının bazen çok pahalılaştığı zamanlar var bu amerika için de geçerli ve bazen batışlarla sonuçlandı. Hep dedim ki pilotların gelirleri dahi 90’lar öncesi F1 bu kadar uç maliyetlere sahip değildi. Ancak F1’in turbo age, rally’nin group b, LMS’nin çeşitli yılları gibi zamanlarda maliyetlendirmelerin uçup pergellerin değiştiği zamanlar tarih boyunca var diyebiliriz.

      – Fakat seninkiler ile birlikte yukarıda demeye çalıştığımız gibi Lemans/Can-Am dönemi gibi CART/Indy her zaman farklı daha ucuz mekanikler gerektirdi.
      Pazar kaynaklı farklar aslında insanların çoğu üzerinde oluşturulduğu gibi amerikalılar düzlük, son hız sever! vs şeklinde değil veya ibaret değildi bu eksik bir yargı idi. EUDM den farklı olarak JDM ve USDM dahilinde de (domestic market) avrupadan farklı bu iki pazarın yarış sanayilerinde çoğulculuk ve kolay katılım esastır. Üretimsel ve takımsal Bireysel markalaşmaya çok daha fazla rastlanır. Yani özetle amerikada bireyin yarış yapması, takım işletmesi çok daha kolaydır ve bunun üzerine kuruludur herşey. Global sonuçlar üzeri bu tip dengelerin bozulması tabi ki onları da etkiliyor ve herkes duymasa da veryansın edenleri bol.
      Kısaca amerika da barbekü partilerinde yarışmış, yarışlara değmiş insanlara çok daha fazla temas edebilirsiniz. Zaten filmleri felan da olan DM ile izah ettiğimiz Hızlı ve öfkeli gibi yapım kökenleri de bunla ilgili. Avrupa da bu sahne çok eski de kaldı.
      [Burada bir ayrım var. Amerikada aracınla yarışmak ile ingilterede garajında lotus, special cart toplamak farklı şeyler…]
      Uzatacak başka nedenleriyle birlikte coğrafi şartlar oralarda doğan insanların suçu değil. Avrupa ve amerika kıtaları oldukça farklı ve şehirleri çok farklı dizayn edilmiş otomotiv sanayileri de tabi ki bundan etkilendi. Yarış sanayisini de tersiyle otomotiv sanayisi belirler, güdüler…

      – Bir diğeri geçmişte pilotların çok daha rahat git gel yapması gibi birçok kırılmanın sorumlusu sadece Bernie oluşumuydu ve para akımı. Formula 1’in bana göre herşeyden temel farkı mühendisliğinde ve hatta para ölçeğinde değil Bernie de yatıyor. Bu adam yıktı, kurdu, değiştirdi… herşeyi kendisine göre dizayn etti ve güdüler oluşturdu. Bunu da tabi değişen para akımlarıyla yaptı. Tabi kurduğu düzen henüz kendisi ölmeden kendisini çöpe atmayı da ona gösterdi iyi oldu. 🙂
      Düşününce halen onun oluşturduğu düzen üzerinden yürütüyorlar herşeyi geçenlerde biri buna açıklamalarıyla değinmişti. Bu yüzden yıkıp yeniden veya başkasının bir seri kurmak mümkün görünmüyor… Bu piyasa ve kurumsal açıdan olmaması gereken bir sahneydi ancak şuan böyle yapacak birşey yok.
      Yani geçmişte yakın devirde güdülenildiği gibi CART-F1 arasında bu derece bir VERSUS yoktu zaten Bernie devrinde de F1 amerika da sıkı yarışarak ve iki seri bir birinden faydalanarak gelişip durdu. Ancak adam algıları, piyasayı yönetmekle meşhur. 🙂 Bernie’nin yaptığı şey sadece diğer kıta yarışlarını değil avrupa yarış sanayisini de devasa etkiledi ve blokajladı ancak bunu çok geç farkettik. Sonrası basından tut pilotlara kadar şu daha iyi… boş kavgaları.. laf çakmaları felan. Hepimiz unuttuk ki ulan bunlar bam başka ve bir birini tazyikleyecek ortamlar. Biz de işte bunun tam zıttını yapıyoruz 🙂 itirazlar da o yüzden bazen olabiliyor. Doğru şekilde yapmıyoruz ancak akıl kırılmaları, taş oturtmaları için aczen buna lüzum görülüyor. 😀 Keşke her zaman yıkmadan yeniden inşa gerçekleşebilse. 😛
      Bir de tabi Bernie’nin başarılı olmasında bir amerika sahnesi izahatı var. Ticaret akımları dünyayı ve avrupayı değiştirdi, geliştirdi. Savaş ve buhranların uzun dönem sonrası diğer dünya blokları açıldığı gibi avrupaya da sektörel bazı akımlar başladı. Mesela hep vanaların açıldığı zamanlar dediğimiz Marlboro vs doğduğu ülkesinde blokaj yedikçe açılımı dışarıya yapmak zorunda kaldı. Bugün halen 2. den 3.’e oradan 4. level ülkelere kayarak diri kalmaya çalışıyorlar. 🙂
      F1’i satın alan Liberty de aynı böyle bir durum. US de media corp. savaşı çok sıkı olduğunu görüyoruz. Sorgulanıyor, müdahaleler ile sahneler de değişiyor. Ve son 5 yılda büyükler arasında devasa alımlar, birleşmeler yani değişimler var. Birisi de bir nevi ayakta kalabilmek için işte bu F1 üzerinden bir yol seçti. 🙂
      Şimdi bundan suyunu da sıksan mühendislik anlayışı, düzeyi getirisi çıkmaz.:) Parayla olan işleri parayı koyduğunda başkası da yapar denir geçilir. (Tüm algılara rağmen SpaceX de işte böyle bir oluşum belki de 🙂 bunun rüşvet kavgaları henüz iyice patlamadı ileride belki patlar belki de patlamadan sindirilip geçilir bilemeyiz.)
      Velhasıl sonucunda oluşan sahne insanlarının sadece tribünden ayıla bayıla izleyebilmesi için para bayıldığı, dokunulamayan, faydalanamayan ama nasıl oluyorsa aynı kişilerce şişirildikçe şişirilen bir yarış/show sahnesi. Konuşulmaya bile gittikçe birşeyi bırakılmayan hani. Bundan fayda gören varsa beri gelsin. 🙂 Konuşulamayan, yüzüne bakılamayan Sultan, Kral gibi birşey tabi ki sonucu ey devletlüm, senin için ölürüm lan… olacak. 🙂
      Benim beklentim de mühendisliğin ve parasalın daha doğru temellere oturması, toplam fayda-sanayi gelişimi ama realist mi olmadığını zaten biliyoruz. Bari bildiğimiz kadarıyla doğruları söyleyelim diyoruz.

      O yüzden de yukarı ki gibi görsellere sırf içinde birileri var diye temelleri-beklentileri sağlam ve gerçekçi olmasam bile sahip çıkmam. Benim cebime giren birşey yok, çıkan ise söz konusu olabilir. Hobimi, zevkimi karşılamadığı halde uff o biçim niye diyeyim bu da sahte olacak. 🙂 Onlar kendi açılarından ihtiyaçlarını biliyorsa pek tabi bende biliyorum neye ihtiyaç duyduğumu. 😀 Ben gideremiyorum ama onlar gidermeye devam ediyor maşallah.

      • Bu yazıyı iyice sindirmem lazım. Pist tipleri tabi çok büyük etmen. Temelde farklı ihtiyaçlar var ve arabalar da buna göre şekilleniyor. F1’de pist çeşitliliği olsa güç dengelerinin değiştiğini görürüz eskiden daha sık olduğu gibi, çok düzlüklü bir yerde Williams’ın yarış kazanabildiğini mesela. Redbull’un diğer pistlerde 1 saniye yerken Monacoyu kazanması gibi. Şöyle de bir teorim var 80’lerin turboları sürüş dinamiklerini epey değiştirmişti o dönem. Arka tarafa çok fazla odaklandılar, şöyle bakıyorum o turbo gecikmeleri daha keskin bir araç gerektirdi çünkü viraj çıkışlarında da farklı davranması gerekiyordu. Bu da 90’ların dinamiklerini oluşturdu ve oradan evrilerek geldi. İndycar arabasına virajlı pistte lagger turboları yakıştıramıyorum, öyle bir motorla iyi bir sürüş oturtmak için çok fazla şeyin değişmesi gerek. F1 ise genel olarak buna daha uygun gibi geliyor bana.
        Tam örnek olmasa da turbine Lotus’un ovalde daha başarılı olup F1’de birşey yapamadığı gibi.
        Eline sağlık.

        • Senin bu arka taraf, keskinliğe biraz odaklanmak lazım galiba 🙂 içini dolduran şeyler neler bilemiyorum tabi. 🙂
          Bana arkası keskin olmayan open ları söylesene? 🙂

          Bu makinelerin arkasından başka bir yerinde birşey mi vardı yahu.

          Herşeyi turbo age’e bağlamayın derim. Çoğunluk serinin işleri değiştiren turbo age’s söz konusu çünkü. Toprak, asfalt, endurance hemen herşey…
          Makine denilen şey elde ki değişkenlere göre revize edilir seri içerisinde de gerekirse baştan inşaa edildi. Bunlarda anormal bir şey yok.
          Kolay ek tahriksel güçlerin her zaman sıkıntıları da beraberinde geliyor baş edilemez değiller 50 yıllık birikimle ancak Bin’li rakamların üzerine çıkıldığında sorunlar artar.
          F1’de de hybrid elektrik motorların planing sorunları elbet var geçmişte olduğu gibi seyirciye bunları yansıtmıyorlar.
          Bir makineye karmaşık sistemlere entegrasyon gerekmiyorsa charging eklemek pekte zor değildir. Tabi ki elde edilen sonuçlara göre baştan inşaa söz konusu olabilir. Bir yarış makinesini turbo’ya çevirmek turbo bir makineyi atmosferik plana çekmekten çok daha kolaydır.

          Sürücülük için ise özellikle geçmişte bunlar herhangi bir mesele olan şeyler değil. Sürücü makinenin ayrıntılarına bakmaz düzeyini, niteliklerini ölçekler ve sadece sürer. Her birinde farklı kontrol döngüleriyle hareket eder. Tecrübe sonucu farkları zaten budur.

          Amerikada piyasa turboları kullanılır ve serinin temel ihtiyaçlarına göre devir bantları çok farklı.
          https://www.youtube.com/watch?v=uhF5YzV3sfo
          Mesela F1’in virajlardan atlama, çıkış ivme biçimi oralarda yok. Makinenin yürür gibi diğer elemanlarının malzeme ve geometri planlarını da yine bu oluşturuyor. Misal aynı görünümde wishbone rotlar görürsünüz ancak çalışma gerilimleri çok farklıdır. İşte direksiyona yansıyan şeylerde bunlar.

          Turbine engine bunlara göre çok dış bir örnek bu konulara uymuyor. O araç sıkı viraj geometrilerine uygun mekaniklerin dışına çıkmak zorunda kaldı. Güç eğrisi zaten farklı.

          Mesela kanat kavramı dünyada çok eski ama F1 için dahi birçok şey henüz çok yeni. Herşeyi 70 ve 80’lere kadar dayandırmamak gerekli. Misal kanat aerodinamisi çok daha eski tecrübeler insanlar çok uzun yıllardır uçuyor hatta 50’den 70’lere kadar bırak air aero’u bilgisayar atası şeylerle uzay fiziği hesaplıyorlardı. Motorsporlarının birçok aero konusuyla tanışması çok yeni sayılır.
          Şimdi ki düzen temeli gibi de ayrımsallığı bunlar oluşturdu denebilir. Diğer 4 teker kapalı seriler arasında da bu farklar var.

          Görüyoruz ki asıl problem de burada. 🙂 Motor, yürüyen keyfimizi kaçıran şeyler dahi burada. Indy’nin street setup’ını beğenmiyoruz F1’in koşuculuğu berbat. Ve biz haklıyız onlara para kazandıranlar olarak. 🙂
          İncelerken şuna da bakabilirsiniz. Benzer bir ayrım açısallığı yine var. Şudur; Benzer araç tipleriyle yapılsa dahi toprak rally koşucuları ile asfalt tırmanma koşucularının setup’ları çok farklıdır… Yoksa ikisi de bir birlerinin alanlarına çıkabiliyor..

        • 😀
          Şimdi ben yanlış düşünüyor olabilirim kavrayamamış olabilirim. Şöyle anlatayım. Open wheel otomobil virajda nasıl davranır? Önce burun tarafı ile understeer ile viraja girilir ve apexi geçtikten sonra gaz pedalı ile arka tarafı kontrol ederek çıkılır. Belirgin bir sliding yapılabilir. Lag’li turbolar geldiği zaman pilotlar bunu yapamamaya başladı ve eskisi gibi gövdeden dönmek yerine kafadan kayarak dönmeye başladılar, viraj çıkışında da direksiyonu düzeltip düz çizgiye oturduktan sonra hızlanmaya başladılar, eskisi gibi sliding yapılamıyordu. Bu yüzden yumuşak, kontrollü bir arka tarafa ihtiyaç kalmadı ve giderek daha sağlam ama aniden kopabilen bir arka taraf oluştu. Ya da şöyle ifade edeyim turbo gecikmesi yüzünden viraj içinde oynayamayacağın ama aslen oynanabilir olan bir arka taraf yerine keskin ama daha sağlam bir arka taraf. 70s vs 80s onboardlarını karşılaştırınca çıkardığım sonuç bu. Bunun getirisiyle araç daha çok önden kaymaya doğru yöneldi ve bu daha keskin direksiyonu getirdi çünkü arka taraf stabil olunca direksiyon da stabil ve keskin olabildi, gibi düşünüyorum.
          Keskin olmayan arka taraflar neler derken, mesela indycar F1’e göre daha az keskin.
          Bu bugüne yansımamıştır evet hatta 90’lara kadar da yansımamıştır ama yansımış olabileceğini düşünmüştüm sadece. Turboyla alakasız da yönelim böyle olurdu muhtemelen ama turbo dönemi Formula 1 sürüşü diğer dönemlerden çok daha farklı. İkisi başka şeyler hatta diyebilirim. Bu yüzden çok severim 😛
          Yani düşünsene turboda sürüş tamamen değişiyor, gaza ne zaman basacağın değişiyor, arka tarafı neredeyse kontrol edemiyorsun. Atmosferik daha içgüdüsel daha kolay ve daha zevkli, turbonun da zevki başka.

          • Debriyajın iyi çalışıyor. 🙂
            10. satıra kadar doğru ancak sonuçlarda eksik var.
            Katkı olarak en kısa şöyle ifade ederiz; burundan değil gövdeden döndürülen araçlar. Buna en kolay örnek ise Karting’dir.
            Fakat yine de bütünsel değil burada ki gövde kontrolü kavramı %80-90 olması yeterli.
            Yine bütünsel şartları yok yani mutlak apex akabinde gaz mutlak değildir tüm viraj setinde gaz kontrolü dar alanda open makine tiplerine göre söz konusu. Yine burundan döner dediğimiz makinelerde de gövde kontrolü %10’u geçse dahi saptırmamak için bahis dışı bırakabiliriz.
            Niye yorumlamada eksiklik var çünkü arka üretimi bir kaynak ve sonuç değildi. Bunun temel nedeni ağırlık paralelinde güç çizgisi değişimi. O yüzden ihtiyaç kalmadı şeklinde değil güç çizgisinin değişimi paralelinde sürüş stili değişmek zorunda kaldı ve her zamanda böyle gerçekleşir. Tabi biri kontrol kapasitesi aşımını ihtiyacının üzerinde değerlendiriyorsa o başka.:) Bu boost alan ve miktarlarına göre bildiğin gibi yine değişmekte.
            Yine açık ve kapalı sınıflarda asli belirleyicilerden birisi ağırlık.

            Hakeza Turbolag temel ilgili ancak yine ağırlık bağımında ön-arka tarafın mekanik bileşenleri değil boosting çılgınlık ve oturaklılığı belirliyordu. 🙂 Ani patlama yapan şeyde istemesende gazı geciktirmek zorundasın…
            Bu sadece charging için de geçerli değil lakin dünyası iyice kısıtlanan bir alanda kalıyor. 12-13k+ rpm’lik makinelerde viraj setinde gaz kontrolü yine değişir hele ki 15k+ gibi acayip rpm’lere geçildiğinde…
            Bunun için de kontrol eden ve yardımcı sistemler oluştu malum her zaman söz konusu olmamakla birlikte.
            Yani senin arka izahlarını bu da kapsıyor.

            Aynı konular burundan temel kontrollü diyebileceğimiz ağır ve eski lms ve can-am’lerin turbolu ve turbosuz günleri içinde geçerlidir.
            O yüzden 1k hp+ üzerinde ki askıları ve gövdesi oldukça ağır eski makinelerde viraj yaklaşımı ve ayrımını daha fazla hız koruyarak ve geç arttırım ile yapmak zorunda kalabilmekteyiz. Çok geniş açılı viraj setleri ise bu makinelere yardımcı olur aynı Oval ortamlarda olduğu gibi.

            Evet turbo da çok zevklidir ancak eskisi gibi uygulandığı zamanlarda.:) Şimdi ki F1 ve sportlarda olduğu gibi değil.
            2014 öncesi hayal edilenlerin olmayacağını söylemiştik.
            Atmosferik çizgiselliği ile birlikte his alışkanlığı ve düzenliliği getiriyor bu da insan için bir arayış halini alıyor malum. Ancak serbest ve güç odaklı uygulanmış her tür charging de insanın kısa süreli de olabilse kimi başka arayışlarına hitap ediyor. Çılgınlık da bir beklenti… İşte pek anlaşılamayan ve tatbiği garaj dünyası hariç kalmayan F40 gibi şeyler bu yüzden o biçimdi.

            Bir de ek olsun biliyorsunuz sport aşırı yüklemelerinde ilk sorun olarak tekerdeki kayıp, kırılmalar ve tutunma sorunları ortaya çıkar. Bunları topyekün girişimi mantığı zorlamakla birlikte tüm yürüyen mekaniği parçalarını mesela hafif ve daha sertleriyle değiştirerek tolere edersiniz. Ancak bu seferde karşınıza taşıyıcı gövde yapılarından dolayı bu mekaniklerin yükü gövdeye daha hızlı ve geri karşılamasız transferi sonucu gövdenin bozunumu ve yorgunluğu çıkar.
            İşte bu yüzden bunu çözen supercar’lara oradan gt1’lere ve uç noktaları ile çok hafif, çok daha güçlü ve taşıyıcısı tek düze open’lara doğru bir üretim, varoluş çizgisi görülür.
            Birde buna dar çizgisel veya patlamalı artışlarıyla şarjlar eklediğinizde sadece slide ve drifting olmamak üzere yanal momentler tabi ki değişir ek birşeyler yapma mecburiyetleri doğar. İşte senin algıladığın aslen budur.

  1. Aracın arka tarafını beğendim de, ön tarafını ve sidepodları hiç beğenmedim. Tabii önemli olan araçların birbirini ne kadar iyi takip edebildiği, gerisi hikaye de, bu kadar çalışıp aracın ön tarafını nasıl böyle iğrenç çıkarmışlar ilginç.

  2. Yalnız internete f1 consept yazınca birsürü bu arabadan çıkıyor. Brawn extradan ne yapmış anlamadım, arka çamurluk yapmış birtek. bide halo
    Parayı hortumlayıp bi designer’a çiz demiş bir gecede sunum hazırlanmış gibi görünüyor 😛

  3. Çalışa çalışa çıkardığı şeye bak komediye gel 🙂
    Anlaşılan bu işi düzeltse düzeltse Adrian düzeltebilir ancak 😛 5 ay gecikmeyle sundukları şeye bak hakikaten ancak gran torismo ya koyulacak concept ha 😀 Bay Brawn’ın bile Indycar dan alacağı çok ders var 🙂 yazık lan harcadığınız paralara…

      • Halam da olsa koyardı bu mu dert iyi bir de o kadar yıl da koymasalardı :). Yamuk yuluk felan değil sen F1’in dandikleşmiş vision gözünden baktığın için öyle görünüyor. Resimde ki track setup bir de oval setup var 2 ayrı ucuz format var. O gördüğün bage’ler, paneller F1’in harcadığının 100’de 1 maliyetinde ancak vardır. O size acayip gelen Indy’i açın bakın herkesin bayıldığı 2000’lerin F1’lerine bugünkilerden çok daha fazla benzerlik taşıyor. 🙂 Kaldı ki MAKİNE’ye daha fazla benziyor günün F1’i de sport’ları da oyuncak gibi görünen şeyler. Futuristik Ucube aranıyorsa zaten daha ötesine gitmeye gerek yok bugün ki şeyler yeterince dandik ve ucube. 🙂 Açın bakın Dragster’lar, Indy, ALMS vs o kadar yılda oluşmuş makine zihnine çok daha benziyor.
        Boşuna ayıla bayıla eski DTM videoları izlemiyoruz. Oyunlardan fırlamış gibi şeylere o kadar meşakkate katlanıp yerinde izlenecek diye benim gibi bir sürü insan para bayılmaz biz salak değiliz… Diğerleri de anca insan kavgası güder şunu pilotun çükü büyük yok bunun ki daha büyük… Singer gibi şeylere boşuna abanıp para kazanmıyorlar.
        Zihin halen değişmedi değişmiş gibi yapıyorlar hızlanacaksan hafiflet, tutunmak istiyorsan kanat, tüy ekle… neyse.
        F-e zihniyetinden hiçbir farkı yok temel de yukarıda ki concept’in. Bir de birşey yapmış gibi sunmazlar mı. 🙂

        F1 Logo’suna çevirmişler bu işi de. Yukarda dediğin gibi biraz web’i kurcalasalar CFD çalışılmamış şundan daha verimli, gerçekçi olabilecek acemi çizimleri sürüyle var.
        Yapı bu olunca kimi koysan içine mıçıyor. Brawn’da olan da bu. Ortamı öyle mallaştırdılar ki karizma, kariyer felan dinlemiyor herkesi miç edip bırakıyor. 🙂 Sonra da laf söylediler oluyor.
        Açın Indy concept’lerine bakın şundan çok daha usturuplu, vision ise vision çok daha fazla çalışma var. Bir işi yapacaksan sorun çözeceksen adam gibi yaklaşacaksın geçiştirme yapmayacaksın…
        Herşey ortada değinilecek birçok şey var ama değmez. Herşey ortada balık baştan kokar o burun yanlış arkadaş. Brawn ekibi FIA kabullerini değiştirip yüksek buruna geçecekti bu işler böyle başlar ve devam eder. Açıp baksalar her tecrübeli dizaynırın conceptlediği şeylerde daha yüksek burun olduğunu görürler. Bu burunla bu işin çözülmesi baştan mümkün değil. Dertleri de birşey çözmek değil zira geçiştirmek. Devrim yapmak kabullerini değiştirmekle söz konusu olabilir.
        Kaldı ki 2009 BrawnGP tasarımı şu yukardakinden 50 kat daha iyi bir tasarım. 🙂
        Side’lara, yeniden ölçeklendirilmeyen cockpit’e felan gelmenin zaten alemi yok…

        • Resimdeki Indycar aracı ‘makine’ye falan değil, çin malı oyuncaklara benziyor. Oval konfigürasyonu hadi bir nebze.

          Çok detaylı görünmediği için anlaşılmıyor ama oldukça basit bir tasarım olduğu ortada. Alt aero kullanılıyor büyük ihtimalle. Üstelik mevcut kurallarla yapılabiliyormuş bu, onun altı çiziliyor. Adam daha ne yapsın 😀

          • Şuna bak bir daha gözünü değdir. F1 mi Indy mi bunlara daha yakın. F1’e göre her halukârda “MAKİNE’ye daha fazla benziyor” yoksa makine budur dediğimiz yok. Onların da gittiği yolu beğenmiyoruz ancak concept çalışırken bile F1’den 5 kat daha olgun çalışıyorlar. Kaldı ki piyasaya açıklar, F1 kendi havanında su dövmekten başka yaptığı birşey yok.
            Kimse kusura bakmasın o kadar zamanda yaptığı bu kadar ise (concept 2 ! deniyor) umut vaadedip hiç yapıyorum demeseydi daha iyiydi.
            4 yıl sonraya proje yapıyorsun boru değil ve sıkıntılar büyük buna tabi ki bu ne lan der insan.
            Şunun için CFD verisi görmemize gerek yok 2009, 14, 17 büyük değişimlerinin gerçekleşmeden ne kadarlık sonuçlar getirdiğini tespit etmemiz gibi.
            Her zaman dediği gibi mekanik tutuş esas artışıyla düşünülen sorun çözücü birşeyde üst tarafta çok daha devrimsel ve takımlar/kurallar yönüyle genelliği olabilecek birşeye çalışmalıydı.
            3-4 yıl sonraya ve next vision’a odaklanacağını söylüyorsun o kadar insan daha doğru çözüm canopy derken daha temelde gerektiren kokpit değişimlerini dahi yapmamışsın. Tabi başka alternatif taslaklar var mıdır henüz bilmiyoruz. Yine diyorum nasıl yaklaşım gösterileceğine açsınlar çok daha fakir Indy’e baksınlar Dallara dahi tek başına bunların çözümcülüğünü 5’e katlar.
            Velhasıl bunların derdi çözüm felan değil. Olmayacaksa da yapacağım lan demeye çalışma yoksa biz de biliyoruz zorlayan kabullerin darlaştıran alanını.
            Yukarda ki concept tekil şasi mecburiyeti getirmedikçe hiçbir işe yaramaz. Takımların dizaynları bu taslağa göre o kadar değişebilecek ki benzemeyecek dahi. Buna yapacakları eklemler, girdiler çıktılar sorunu o kadar harcamaya rağmen (2017 değişiklikleri gibi) hiçbir etkin sonuç göstermez hale sokar. Temel de eleştiri yönü de bu zaten.
            Öyle basit etkili çözümlerle gelecektin ki elleri baştan kısıtlanarak çözülecekti. Bunda soruna yönelik etkili çözümler var ama her biri etkisizliştirilebilecek düzeydeler. Sorun 2 tane yarış, kanat ucu değil temel tasarım şablonu ve yukardaki de bu yönden doğru, yeni birşey sunmuyor. Daha önceki geçiş-geçiştirme çalışmalarının hemen hemen aynısı… Onlar DRS’i doğurdu, büyük kanat, total ebat değişimlerini getiren ama çözemeyen şeylerdi birisi bana bunun farklı olabileceğini buyursun anlatsın.
            Defalarca dedim yine diyeyim amerikan yarış dünyası sorun çözme ve gelecek adına DeltaWing’i doğuracak kadar devrimsel çalıştı bu işlere avrupanın da buna ihtiyacı var gerekirse 1 kere vakit kaybedeceksin ancak adam gibi herşeyi göz önünden geçirmiş olacaksın. Yoksa bunun dışında ki işleri F1 Logo devrimciliğinden öteye gitmiyor görüldüğü üzere. 🙂

            • F1’in yeni konsepti bu fotoğrafa daha çok benziyor 😀 Yukarıdaki Indy aracı 2008 araçlarının kötü kopyası gibi.

              Hatta F1 konseptini Indy’nin oval konfigine daha yakın görüyorum.

              Bu arada fotoda concept 2 yazıyor, yani başkaları da var galiba.

              • LaF, 488, Mustang gibi her tarafı eğricik büğrücük şey nasıl daha benziyor bende onu anlamıyorum. 🙂
                Oyuncak hissi de bundan zaten. 🙂
                Herşeyi yumuşatıp yuvarlatıp ovalleştirip kadınlara benzetiyorlar makinecilik gibi erkekliğinde ayarını bozdular. 🙂
                Eskiden dümdüz, her bi tarafı keskin, pixel dolu oyunlar oynar zevkten ölürdük (halen volfied oynayanlar:) ) şimdi her tarafından poligon patlayan şeyler var ama içleri boş…
                Meselemiz 1-2 değil ki eskinin makine gibi adamları, makine gibi kadınları kalmadı her tarafı yumuşakçalar, ılıklar, pembemsiler, ikoncanlar, havadar’lar sarmış. 😀

        • Görünüşü neyse de, sürüş olarak İndycar’dan öğrenilecek çok şey var. Hatta F1 bence 70’lerden sonraki hiçbir döneminde sürüş olarak CART/İndycar’a benzememiştir. Formula 1’de her zaman arka taraf daha keskin ve denge öndedir, 90’ların onboardlarında da böyle, 2000’lerde de. 70’lerde bile ön taraf amerikanlara göre daha zayıf tutulmuş. Temelden hep farklıydı, şimdi daha da farklılaşıyor. Giderek toleransları azalan, çizgileri keskinleşen, daha teknik, bence gelişimin getirdiği kaçınılmaz bir yapaylığa bürünüyor. Mesela Günay abi bilir, X2010 bunun en uç örneğidir. 2014-15-16’da sliding sürüş yapılıyordu ama o bile normal sliding’e benzemiyordu. Ben her zaman İndycar onboard’u izlemeyi severim çok daha güzel olduğu belli.
          Arabaların ön tarafları çok çirkin, yüksek buruna geçilmesi gerekir, en azından boynu bükük görüntüden kurtulunması gerek. Onboard görüntü zaten yıllardır rezil halde. T kamera mantıksız, simetrik çekim olmalıydı.
          Aerodinamik etkileri uzun uzun anlattınız dinledik zaten, gidilecek yön de belli.
          Ama dış görünüş olarak makine tanımı belkide değişmeye başlamalı, en azından şu açıdan görünüşü beğeniyorum.

  4. Bir an Formula E ön kanadı takılı sandım.

    Halo böyle çok güzel olmuş, küçük bir dokunuşla güzelleşebileceği belliydi zaten.

    Arka tekerdeki çamurluğu beğendim, yağmurlu yarışlar için ön lastikler için de bulunması gerektiğini düşünüyorum.

    Burun kuralları bunun gibi belirlenirse mevcut ucubelerin önüne geçebilir. Şasi de birden öne eğilmemeli.

    Ancak en önemlisi araçların birbirini ne kadar iyi takip edebileceği. Bu çözülsün de, varsın çirkin olsun. Ki hiç de öyle değil.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]