Scooter’dan Hayabusa’ya başlangıç motosikleti dosyası: Bölüm 2

1

Scooter’dan Hayabusa’ya başlangıç motosikleti dosyamızın ikinci bölümü ile karşınızdayız. İlk bölümü kaçırdıysanız önce buraya tıklayıp onu okuyun, sonra gelin.

İlk bölümde motosiklet tutkusundan, eğlenceli göründüğü kadar zor da olmasından ve bu dünyaya nasıl bir motosiklet ile adım atmamız gerektiği ile ilgili temel bilgiler vermiştik.

Şu an okumakta olduğunuz ikinci bölümde motosiklet kullanmaya scooter ile başlamayı düşünenlerin dikkat etmeleri gereken konulardan ve önerilerimizden bahsedeceğiz.

Öncelikle scooter tipi motosikletlerin tam bir tanımını yapalım. Scooter (Altın Elbiseli Adam Barkın Bayoğlu’nun deyimiyle sukuter), otomatik vitesli, ayaklarda herhangi bir kumandanın bulunmadığı ve pratiklik için tasarlanmış bir motosiklet türüdür.

Bir scooter motosikletin gidonuna göz gezdirelim;

j125

Sol tarafta arka fren, sağdaki ön fren ve sağ elcikte gaz kolu. Malum sağ elcik dönebilir durumda ve bu şekilde gaz veriyoruz. Bu kadar basit. Scooter’larda debriyaj ve vites kolu bulunmaz. CVT adı verilen kayışlı ve sonsuz oranlı bir sisteme sahiplerdir ve o anki yük ve gaz miktarına göre otomatik olarak doğru vites oranına kendisi geçer. Scooter’larda devir sabitken hızlanmak mümkündür ki bu beni önce delirten, sonra da etkileyen bir özellik.

Scooter’larda ayaklarınızla işiniz yok. Onları yerleştirecek rahat bir pozisyon bulun ve unutun. En büyük rahatlığı da bu olsa gerek. Yeni başlayacaklar için Scooter önermemizin asıl sebebi de bu aslında. Çok az kumanda ile hareket ettiriliyor ve dururken iki ayağımızı da rahat rahat motosikleti dengelemek için kullanabiliyoruz.

Biz scooter ile başlamayı öneriyoruz ancak elbette siz bu motosikletlerin komik göründüğünü, arkadaşlarınızın sizle dalga geçeceklerini düşünüp doğrudan bir yarış motosikleti düşünmeye başladınız bile. (Bkz. Soner!)

Buradaki ana noktayı kaçırmamak gerekiyor, motosiklet sürmeyi yalamış yutmuş kişilere öneri yapmıyoruz. İlk kez bu dünyaya adım atmayı düşünen sizlere tecrübeliler olarak kafa-göz kırmadan başlayabileceğiniz en güvenli yolu gösteriyoruz. 600cc 4 silindir yarış motosikletini sattıktan sonra scooter ile tanışmış birisi olarak söylüyorum, en azından ilk 10000 kilometre motosiklet maceranız için scooter en uygun seçimdir, özellikle de yoğun trafikli şehirlerde yaşıyorsanız…

Öncelikle scooter motosikletlerde teknik konulara değinelim.

Untitled-2

Gördüğünüz gibi ayaklarınızı koyabilmeniz için geniş bir boşluk bulunuyor. Vitesli motosikletlerdeki gibi 10 cm boyunda, 3 cm genişliğinde bir ‘dala’ basmak zorunda değilsiniz. Daha teknik bakacak olursak; motor bloğu (1) alt ve arka kısımda yer alıyor. Motorda üretilen güç daha sonra vites görevi gören küçük bir kayış sistemi (2) yardımıyla arka tekerleğe aktarılıyor. 3 numaralı kısım hava filtresi. Normalde vitesli motosikletlerde deponun veya selenin altında bulunur ve göremezsiniz. Scooter’larda ise ortalıkta duruyor. Değiştirmesi kolay. 5 numaralı kısım küçük scooter’larda tamamen boştur, bazı üst modellerde ise benzin deposu bu alanda yer alır.

4 nolu kısımda yani sele altında scooter’ların efsane özellikleri bagajları bulunur. Küçük modellerde benzin depoları buraya da konumlandırılabiliyor. Bu bagaj alanı özellikle maxi-scooter denilen büyük olanlarında devasa boyutlardadır ve ne kadar işe yaradığını tahmin bile edemezsiniz.

xmax-250-2014

Vitesli motosiklet kullananlar bu görünmez bagaj alanını hep kıskanırlar ve arkaya o çirkin bavul çantaları takmak zorunda kalırlar. Bu alan önemlidir çünkü motosiklet sürerken kask, eldiven, dizlik ve mont giyiyoruz ve bir yere gidildiğinde içeriye bu aksesuarlarla girmenin ne kadar kötü bir durum olduğunu tahmin bile edemezsiniz. Bakkal dükkanında cüzdanınızı çıkarıp ödeme yapmak için kaskınızı koyacak yer ararsınız ve emin olun bulamazsınız. Ancak scooter’larda bunları saklayacak geniş mi geniş bir alan bulunur ve bazılarına kask, eldiven ve dizliği koyduktan sonra montunuzu dahi sığdırabilirsiniz. Yaşlandıkça scooter tercih edilmeye başlanmasının sebeplerinden birisi de bu.

Untitled-2

Scooter’ı teknik olarak incelemeye geri dönelim. Bilmeniz gereken temel bilgi şu; motosikletlerde ağırlık merkezi mümkün olduğu kadar önde ve yukarıda olmalıdır. Ağırlığın önde olması ön tekerleğin yere iyi tutunması için önemlidir ve motosikletlerde ön tekerlek çok önemlidir. Ön tekeri kilitlemeyeceksin, kaydırmayacaksın, doğru konumlandıracaksın. Arka teker zaten peşinden geliyor.

Scooter’lar pratik kullanım dikkate alınarak tasarlandıkları için bu kurala zinhar uymuyorlar. Ağırlık merkezleri idealin tam aksine arkada ve altta yer alıyor. Motosikletteki en ağır kısmın motor bloğu ve vites kutusu olduğunu belirteyim ki bilmeyen şaşırmasın. Haliyle bu ağır kısımların yerleştirildiği yer ağırlık dengesini belirliyor.

Ağırlık merkezi arkada olduğu için scooter’larda ön tekerlek yere çok az basar ve bu da ciddi güvenlik zaafiyeti yaratır. Ne hızlı viraj dönebilirsiniz, ne de iyi frenleme yapabilirsiniz. Vitesli motosikletlerde ön freni ciddi oranda kullanabilmenize karşın scooter’da %30 ön, %70 arka fren gibi bir oran kullanmanız gerekir. Küçük frenlemeleri sadece arka kullanarak da yapabilirsiniz.

Untitled-5

Maxi-scooter olarak adlandırılan büyük scooter modellerinde ayak koyma alanlarının orta kısmında bir tümsek vardır ve bu bölümde daha sağlam olması için kalın bir şasi ve bu şasinin içinde de benzin deposu bulunur. Ayrıca bu modeller su soğutmalı olduğu için de ön tekerleğin hemen arkasında ağırlık dağılımını bir miktar etkileyen su radyatörü de bulunur. Bazı üreticiler ağır parçalardan birisi olan aküyü de en arka yerine bu ön kısma yerleştirmeyi akıl ederler ki, o mühendisleri üzmemek gerekir.

Öne yerleştirilen bu parçalar ağırlığın bir kısmını öne aldığı için bu model scooter’larda ön freni de nispeten daha fazla kullanmak mümkün oluyor. Ancak ne olursa olsun bir vitesli motosiklet kadar fazla kullanamayacağınızı da unutmayın.

Ayak koyma kısmındaki devasa tümseği istemiyor olabilirsiniz, ancak 200+ kg ağırlıktaki bir motosikletin sağlam bir şasiye ihtiyacı vardır ve bu, ancak o kısmı kullanmakla mümkün olur. Bu bölüme sahip olmayan Çin malı bazı scooter’ların ortadan ikiye bölündüğünü görebilirsiniz.

yamaha-nmax

Scooter’ların bir dezavantajı da akü bir şekilde zayıfladığında ‘vurdurarak’ çalıştırma imkanının olmamasıdır. Otomatik otomobiller gibi scooter tipi motosikletler de itilerek çalıştırılamaz. Bazı küçük modellerde, özellikle de çin malı olanlarda kick start (ayak marşı, bana göre ‘tepik’) bulunabiliyor. Ancak yüksek hacimli olanlarda bu genellikle bulunmaz ve akünün bittiği yerde kalırsınız. O yüzden scooter kullanacaksanız akünüze iyi bakmalı, zamanı gelince değiştirmelisiniz.

Teknik kısmıyla ilgili anlatacaklarım bu kadar. Şimdi motosiklet kullanmaya adım atmamızı sağlayacak ilk göz ağrısı scooter’ımızı seçelim.

Yeni başlıyorsanız ve çok öngörülü değilseniz, bilin ki zaman zaman pata küte düşeceksiniz. Bu düşmelerin scooter veya vitesli motosiklet ile zerre ilgisi yok. Makinanın sınırlarını öğrenene kadar tehlikeler atlatacaksınız, sağa sola sürteceksiniz ve bir ihtimal düşeceksiniz. Tabi düşerken motosikletinizin her yeri de çizilecek, kırılacak veya yamulacak. Bu da onarım masrafı demek. Bu yüzden ilk kullandığınız motosiklet seçiminde Çin malı, Honda Spacy veya Yamaha Delight gibi ucuz modellere yönelmeniz tavsiye edilir. Bu motosikletlerin sıfırlarına da boşu boşuna para vermeyin, nasıl olsa kırıp dökeceksiniz. İkinci el, en fazla 2 yıllık, 10000 km’yi geçmemiş herhangi bir küçük scooter alabilirsiniz. Çin malı olanların parçaları inanılmaz ucuz olacaktır, bilginize. Honda veya Yamaha gibi markalarda fiyatlar biraz yukarı çıkar.

Şekil beklentisi olanlar Honda PCX veya Yamaha N-Max ile başlamak isteyeceklerdir, bunlar başlamak için ideal kaliteli scooter’lardır ama, düştüğünüzde veya sürttüğünüzde dudak uçuklatan parça fiyatlarına hazırlıklı olun. Yok ben düşmem, hızlı öğrenirim diyorsanız; size bol şans.

Suzuki_Address_110_MotoGP

Başlangıç scooter’ı olarak 125-150’cc’den yukarısını tercih etmeyin, ilk yazıda da bahsettiğimiz gibi, sizin panik anındaki reflekslerinizden yavaş bir motosiklet alın ki hata affetsin. Tecrübesizliğinizden dolayı başınıza bir şey gelecekse 60’la giderken gelsin, 150 ile değil…

Daha rahat etmek için mümkün olduğu kadar büyük jantlı scooter’ları tercih edebilirsiniz. Yamaha Xcenter ve Suzuki Address gibi modellerde 16 inç jant bulunur. Bu boyutlar vitesli motosikletlerde olanlara yakındır ve viraj stabilitesini artıran, çukurlara girdiğinizde çok daha az hissettiren boyutlardır. Çin malı ve küçük scooter’larda tatlı tabağı kadar jantlar bulunur, kullanmanızda sorun yoktur ama diğeri daha rahat, bütçeniz elveriyorsa oraya yönelebilirsiniz.

Hem ucuz olsun hem de şekilli olsun diyorsanız, son yılların favori scooter’ı olan nostalji modellerini tercih edebilirsiniz. Mondial, Arora, Asya Motor ve diğer markaların bunun varyasyonlarını içeren modelleri mevcut. İkinci ellerini komik fiyatlara satın alıp kullanabilirsiniz.

asya-nostalji-125

Scooter seçerken yakıt sistemlerini de göz önüne alabilirsiniz. Kaliteli modellerde yakıt enjeksiyon sistemi bulunur ve bariz şekilde daha az yakıt tüketirler. Eski nesil, karbüratörlü modeller (Çin malları) biraz daha fazla yakıt tüketecektir. Yakıt tüketimi konusunda dikkat edilmesi gereken bir şey de motor bloğu üretim kalitesidir. Kymco, Suzuki, Yamaha ve Honda gibi kendisini kanıtlamış markalar motor bloklarını sürekli geliştirirler ve daha az yakıt tüketimi ve daha iyi performans elde edebilirler. Çin malı scooter’lar 1970’lerden kalma Honda Shadow modelini kopyalamaya devam ettikleri için yeni nesil scooter’ların güçlerine ve yakıt tüketimlerine ulaşamazlar.

Gelelim sürüş kısmına. İlk kez motosiklet süreceğiniz an kendinize vermeniz gereken telkinlerden en önemlisi şu olmalı; frenlerken önce gazı kapat! Çoğu ilk motosiklet tecrübesinde başa gelen olaydır. Bir şekilde harekete geçen abimiz durması gerektiğinde gazı kapatmayı unutur ve haliyle o şekilde durmayacağı için tam karşısında ne varsa dosdoğru çarpar.

Buna alışmak için scooter’ı orta sehpaya alıp, arka tekerin havada olduğundan emin olduktan sonra çalıştırıp gaz verme ve frene basma çalışabilirsiniz. Dikkat edin, o şekilde üzerine oturduğunuzda ağırlığınız motosikleti arkaya doğru bastırıp arka tekerleğin yere değmesine sebep olabilir, o yüzden yanında ayakta durarak deneyebilirsiniz. Ufak ufak gaz verip devirlenince aniden frene basmayı deneyin ve eliniz frenden önce gazı kapatmaya alışsın. Gazı çok çok az açmanız fazlasıyla yeterli olacaktır. Zaten gaz verirken arka tekerin dönmeye başladığını göreceksiniz.

Üzerine binip ilk kalkışınızı almadan önce motor kapalı vaziyetteyken ayaklarınızla öne doğru itip fren yapmayı deneyebilirsiniz. Bu motosikletin ağırlığını ve frenlerin hassasiyetini ölçmenizi sağlar. Motoru çalıştırdıktan sonra bilmeniz gereken ikinci altın kural; çok çok az gaz vermenin kalkmak için yeterli olduğunu anlamaktır. İki ayağınız da yerdeyken ufak ufak gazı açın ve motosiklet ileriye doğru sürünmeye başladığı an gazı kapatın ve durun. Bunu birkaç kez tekrarlayın. Daha sonra biraz daha uzun süre gaz verip, sonra hemen kapatıp frenle durmayı deneyin. Bu çalışmaları sağı solu boş geniş bir alanda yapmanız güvenliğiniz açısından faydalıdır, herhangi bir sorun olduğunda çözmeniz için mesafeniz olur.

Bu arada sürüş kısmını uzun uzun anlatıyorum ama Altın Elbiseli Adam Barkın Bayoğlu’nun scooter kullanmak üzerine güzel bir videosu var, buyrun onu da izleyin;

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ön kısımlarında ağırlık az olduğundan scooter’larda ön freni çok az kullanmanız gerekir. Düşük hızlarda arka fren tek başına yeterli olacaktır. Bir süre arka fren ile alıştıktan sonra iki freni beraber kullanmayı denemeye başlayın. %90 arka, %10 ön fren gibi ön fren miktarını azar azar artırarak tecrübe edinebilirsiniz. Ön freni fazlaca sıktığınızda ön lastik kilitlenir ve pat diye düşebilirsiniz. Bunu tecrübe edinerek bulacaksınız. Her kilitleme düşmek anlamına gelmeyeceği için istemsiz şekilde o sınırı kendiniz keşfedeceksiniz. Yeter ki motosiklet yatıkken ön frene dokunmayın, bunu yapmanın düşme garantisi vardır! Motor yatıkken arka fren sıkmanızda bir mani yok, yeter ki abartmayın.

Büyük şehirlerde, özellikle de İstanbul’da ikinci el scooter tarzı motosiklet alacaksanız plakasının İstanbul olmamasına özen göstermenizi öneririz. Çünkü 30 dakikada pizzanızı, 5 dakikada suyunuzu getirmeyi vaad eden işletmeler bu scooter’larla her gün kazaya karıştıkları için sigorta poliçeleri yüksek çıkacaktır. Sonra “Motoru 1500 liraya aldım, sigortası 1300 lira çıktı!” diye ağlamayın, söyledik. Gerekirse başka ilden getirtin, Tekirdağ, Sakarya, Yalova gibi yakın illerden satın alabilirsiniz veya İstanbul içinde plakası 34 olmayan bir tane bulabilirsiniz.

Başlangıç motosikleti olarak scooter tipini anlattığımız bu bölümün de sonuna geldik. Bir sonraki yazıda vitesli motosikletlerden ve başlamak için tavsiye ettiklerimizden bahsedeceğiz.

  • 1. Bölüm: Giriş
  • 2. Bölüm: Scooter’lar (buradasınız)
  • 3. Bölüm: Vitesli motosikletler
  • 4. Bölüm: İkinci motosiklet

1 YORUM

  1. Evet, deniz kenarında çalışma yapmak sorun yaratabilir. Scoter yüzme bilmiyor maalesef. Fakat “ben sürerim, yaparım,…. vs, vs” şeklinde hava atarak üzerine çıkan çok fazla sürücü adayını üzmüşlüğü vardır. Cahilliğe gerek yok, yavaşça, sakince başlayalım. Hızlanma için vaktimşz olacak daha sonra bol bol.

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]