Aston Martin, Red Bull Racing şef tasarımcısı Adrian Newey ile birlikte geliştirdiği V12 Valkyrie hiper otomobilinin üzerinde çalışmaya devam ediyor ve aracın son halini tanıttı.

Araçta aerodinamik verimliliği daha da artıran ve daha da fazla yere basma kuvveti ekleyen gövde modifikasyonları bulunuyor ve çalışmalar henüz bitmiş bile değil.

Araç en başından bu yana imkansız gibi görünmüştü, ancak araca yeni eklenen şeylerle birlikte, artık daha da inanılmaz görünüyor.

Gövde parçaları ile başlamak gerekirse, Aston aracın aerodinamik profilini geliştirmiş ve elde edilecek yere basma kuvvetini artırmış. Kapıların önündeki yeni delikler dikkat çekiyor. Aracın yeni ve eski fotoğraflarına bakıldığında, ön çamurluklara eklenen yarıklar yeni DB11’dekilere benziyor.

Jantlar ise daha aerodinamik ve yumuşak bir tasarımla değiştirilmiş.

Valkyrie’nin tasarımındaki bir diğer önemli değişiklik ise farlarda yaşanmış. Aston, bu farların diğer araçlarında kullandıklarından yüzde 30 veya 40 daha hafif olduğunu söylüyor. Farların görünüşü ise ilginç, tekrar söylemek gerek, bu araçtaki hiçbir şey geleneksel veya normal görünmüyor ve görünmesi de gerekmiyor.

Dışta açıkça görülen şey aynaların olmadığı. Aston bunu kamera ile elde ettiği canlı görüntüyü kokpit içindeki iki monitöre vererek çözüyor. Fotoğraftan bakıldığında, ekranların görüntüyü kapattığı söylenebilir, ancak bu şekilde karar vermek zor.

Araçta arka cam da yok, dolayısıyla orta ayna da bulunmuyor. Çünkü Formula 1 stili sürücü ve yolcu oturuşu, gövde yapısının tasarımı ve tavana monte edilen hava alığı arka camın olması gereken yeri kapatıyor.

Direksiyon simidi (buna simit demek doğru değil, biliyorum) ise araca giriş ve çıkışı kolaylaştırmak için çıkarılabilir ve aracın tüm kontrolleri direksiyonun üzerinde bulunuyor. Aracın sürücüye vermesi gereken bilgiler ise yine direksiyon üzerine monte edilmiş ekranda bulunuyor.

Konsoldaki diğer özellik ise, ortada bulunan üçüncü (direksiyondakini de sayarsak dördüncü) büyük ana ekran.

Aston, Valkyrie’nin tasarımını yüzde 95 oranında tamamladığını iddia ediyor. Muhtemelen küçük çaplı birkaç gövde modifikasyonu daha gelecektir.

Henüz tamamlanmamış durumda olmasına rağmen, Valkyrie onyıllardan sonra, belki de sonsuza kadar, yapılmış en çılgın üretim araç olabilir.

Sokakta sürülecek bir Formula 1 aracına Ferrari’nin yaklaştığından çok daha fazla yaklaşmak mı istiyorsunuz? Edinebileceğiniz en yakın şey bu olmalı.

9 Yorum

  1. Güç üniteleri ile ilgili güncel değişen bilgi yok sanırım. Final güç ünite bilgileri paylaşılınca ilgi odağımızdan düşmüştü. Herkes gibi başında A deyip B yapınca işin parlatmalı lafazanlığı boşa düştü…

    Yine de şasi, zihniyet ölçeğiyle son 15-20 yılın en devrimsel makinesi olacak. [McLaren F1’den sonra kimse yapılmamışı yapmaya kalkmadı, çizginin olağan sürecinde şeyler gördük…]

    Dizayn olgunlaştıkça aero gelişmiş ancak bazı hatlar beklenilenin altında kalmış. Başta arka kısım çok cazip değil P1 kadar dahi etkileyicilik sergilemiyor. Arka ve bir miktar da ön aydınlatma grubu çok da mükemmel, vahşi görünmüyor…

    Bu tip makinelerde hafiflik 1. plan olduğundan lcd paneller böyle sonradan eklenti duruyor. XX program makinelerinde de böyle. Eh Mercedes bineklerinde bile böyle olunca kim takar ki bunu taksa da neye yarar. 🙂

    Karbon fiber işçilikleri çok farklı. Artık bunu işçilik farkı ifade ediyor.

    Bana göre en büyük handikapı kokpit görüş alanı… Bu kadar kötü olabileceğini düşünmemiştim. Bu aracı yarış pilotları kullanmayacak sonuçta onların yılda kazandığını 2 haftada kazanan karunlar alacak… 🙂
    Üretici mutlaka bu şikayetlerle muhatap olur.. insanları biraz tanıyorsam…
    A sütunu çok kalın ve çizgileri pek hoş değil. Dışarıdan kokpit konusunda büyük merak uyandırıyor ama baktığında karşılığını veremez. Sütunun bu kadar kalın olduğu da anlaşılmıyor ilginç…
    Cam bombe seviyesi ve oturuş konumuyla açık şasi açık kokpitin ne demek olduğunu, önemini tekrar hatırlatıyor bana.
    [Vulcan da ki interior’a yaklaşamamışlar bile…]

    XX’in kokpiti… görüş alanı, konsol çizgileri, direksiyonu dahil çok daha iyi… Böyle bir şasi de daha iyisi yapılabilmeliydi. Bu konuda McL F1’den de çok geride…

    https://www.topgear.com/sites/default/files/styles/16x9_1280w/public/images/news-article/2016/12/a4d03848fc84cb16aecd1e1bccc0310a/fxxk.jpg

      • İğrençlikten fazlası da var bence zira göstermesi gerekenleri göstermiyorlar…
        Başta Minivan tipi araçlarda en uyuz olduğum şey böyle sütunlarla köşeleri görememektir. B sütununu kalas yap ama A sütununu yapma arkadaş.
        Trafik bazen tahminsel hareketi kaldırmaz pist değil bunlar…

        Birkaçtır hybrid diyorsun ama 🙂 burda ki hybrid odağı nedir onu düşünmek lazım. Daha önce bunların literatürlerini konuştuk. Hybrid kelimesi yetmez Porsche’nin hybrid’leri ile belirli SuperCar’ların yüksek hacim üzeri KERS’leri arasında devasa fark var.
        Benim odağım şu. Buna dahil edeceklerini söyledikleri şey bilindik KERS değil yani oldukça ağırlaştırma… O zaman bu far saçmalığını yapma, prim basma…
        – Prensip bir Elder Makineye 300 kilo dahil edilmez…

        Bu ERS tipi yani F1 köklü KERS ağır battery’lerinden dolayı pek sevimli bulduğum, throttle bahşedeceğim birşey değil ancak kabul edebileceğim bir uygulama. Çünkü mevcuda göre çok da berbat değil, insanlık daha kötü bir kafaya sahip oldu malesef.
        Niçin kabul edilebilir. Ucuza perf. çağırımı için xCharge vs ve dahi yıpratan alkol, NOs neyse buna da öyle bakılabilir. Bir makinenin tepkilerini bunlardan daha farklıcana değiştirmiyor. Hepsinin bir ağırlık getirimi, aralıklı hantallık düşüncesi mevcut.
        KERS tam zamanlı kullanılabilecek birşey değil EV’lerde ki gibi harici bir kaynak yüklemesi olmadan da aracın kendi dinamiği üzerinden elde edilen gücü supercharge gibi bir ek tahrik olarak kullanabilme sistemi. LaF, P1 gibi uygulamalar böyle. Bu araçların varlık dinamikleri bu ERS yapılarına ait değil kudretleri ICE’lerinde Porsche vs PHEV’ler ise öyle değil. O sebeple bunlar parasına göre satılan super list sürüş yönetmeliğine dahil olan şeyler değil…
        Bir EV’nin o biçim Nord süresi elde etmesi gibi acayip iyi yürüyen bir makineniz olabilir fakat SuperCar’ların ötesini, GT1’leri, LMP’leri hedeflemişseniz işte elinizde ki o sürüş hissiyatı berbat olur. Aerodinamik muazzamlığınızla dahi… İşte Adrian’ın en başında dikkat çektiği ancak projede ki gidişatı değiştirdikleri velhasıl kendi açıkladıkları duruşunu yıkan, benim odağımdan çıkmalarına sebep olan şey buydu. Dünyanın anlayacağı dil de geriye evriltirlerse ne ala yoksa tırt…

        Ve dahi çok daha imkansızlıklar içerisinde yüzen BİR’i SCG003S gibi makine ortaya koyabiliyorsa ve Adrian için meziyet değil beceriksizliktir bana göre…
        Bunlarla yenemezsiniz McLaren F1’i zihniyetini…

        Pek dile getireni olmayan her zaman şunu derim. NOs veya Etanol tüpleri bulundurur bunları shot’larsanız kolayca acayip güçler elde edersiniz. Bu metal tüpler/depolar oldukça ağırdır. Elinizde ki şey ise tüpler boşalıncaya kadardır…

        Velhasıl Flybrid ile PHEV’i kesinlikle aynı dereceye sokmuyoruz. İşte Flybrid bizim için klasik uygulamaları ile power shot’lamak gibidir…
        Bilindik üreticileri de bu yolun dışına baş koyarlarsa Big Five ile mukayese içerisinde tutmayacağız o ürünlerini… Günceli pompalayanların dışındakiler de tutmayacak. Zira bu kısıtlı kitledir.. F50’nin F40’dan çok daha kötü olduğunu, Turbo lu yeni M5’in, E60 M5’den kötü olduğunu söyleyen… ve dahi Porsche gibilerin şişirme reklamlarını sürüşüyle yalanlayan…
        İknaya oldu mu? 🙂

        • Koskoca Aston da hibridi uzun gitmek için kullanacak değildir, illa ki performans odaklı ayarlayacaklardır. Markaların başının dertte olduğu bir konu da fleet emission olayı. Bunu düşük tutmaları gerekiyor, sadece reklamda da bitmiyor iş. Ki bu araba satsın para kazandırsın diye yapılmıyor. Neler yapabileceklerinin reklamı niteliğinde. O yüzden işe yarar bir hibrid sistemi olmasının gerekmesini de anlayabiliyorum.

          LaF’da kaç kg imiş bu hibrid? Söyleyen var mı?

          • Bu derece bir makine için emisyon doğru açıklama değil. Ki marka da ERS’siz yüksek adet üretimli birçok model var. Aston büyük bir group altında değil emisyon dağılımını nasıl yapıyorlar bilmiyorum. Geçmişte sport üreticileri için norm delegasyonu nedir baktım bulamadım tekrar da bakmadım.
            Bolca Sport Coupe, GT üretiyor bir de SuperCar yapıyorsanız burada emisyona bakmaz ve takılmazsınız LaF, P1 vs dahil bunların derdi bu değil diğer pop culture…

            James’in söyledikleri ve uygulamaları benim için daha önemli yıllardır takip ediyorum ciddi bir çizgisi var adamın. Bir yarış gönüllüsü ve pilotu olarak da Adrian da benzer bir görüş, hedef koydu bize ancak üzerinden yıl geçmeden vaz caydı….
            Çeşitli ferrari mühendislerinin de söylediği üzere atmosferik güç bir alanda vazgeçilemez bir öznitelik… Marka sahiplerinin sahip çıkmaması beni ilgilendirmiyor açıkçası, prim vermem.

            P1’de ki uygulama bir miktar daha hafif ve birkaç miktar kw daha fazla basıyor. Ancak bu makineleri bu ağırlık haline sokan bunlar değil devrin ihtişam, lüks adetleri… Tamamen saçmalık, fit insanlardansa obezite olmuş sana hedef…
            Yollarda tadıyla kullanamayacakları şeylerin full opsiyon olmasını, her tarafının parıldamasını istiyorlar. İşte bu yüzden şöyle tarihi bir temeli olmayan hypercar diye birşey türettiler…
            1600 kg supercar mı olur ama yapıyorlar oluyor ve yiyor millet.
            İşte bu yüzden F40 ve biraz da ağır olsa dahi McL F1 ne derseniz deyin tarihte üretilmiş en gerçekçi, mükemmel makinelerdir…

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]