Geçen sene yazdığımız şu yazıda Lotus markasının geçmişine kısaca değinmiştik. 1 senedir Lotus’ta büyük hareket yaşanıyor. Sebebi ise yine bahsetmiş olduğumuz Lotus’un satışı.

Bu yazıda cevaplayacağımız sorular ise şunlar; 1 senedir satış dışında Lotus’ta neler oldu, Lotus’un şu anki durumu nedir ve Lotus’un kısa vadeli gelecek planları nelerdir?

Lotus’un model gamı hala 4 araçtan oluşuyor: 4 silindirli Elise ile 6 silindirli Exige, Evora ve 3 Eleven.

Elise modellerini şurada anlatmıştık. Elise Sport 220, Sprint 220 ve Cup 250 modelleri (hepsi supercharger’lı) hala üretiliyor. Ancak atmosferik Elise modeli düşük satış rakamlarından dolayı üretimden kaldırıldı. Yeni olarak ise 30 adet üretilecek olan Cup 260 modeli eklendi.

Bazı panellerin ve rüzgarlığın yenilenmesiyle kuru ağırlığı 862 kg olan araç saatte 96 km hıza 3.8 saniyede çıkabilir. 243 km/h’de 180 kg downforce üreten araç ilk defa ayarlanabilir süspansiyon kiti kullanan Elise (Nitron coilover’lar daha önce Exige ve Evora’nın bazı üst modellerinde kullanıldı).

Aracın İngiltere fiyatı 60,000 Sterlin, yani V6 motorlu Exige’ten daha fazla.

Evora modelleri ise Evora 400, Evora GT410 Sport, Evora GT430, Evora GT430 Sport olarak satılıyor.

400 modeli birkaç yıldır üretilen bir model. GT410 Sport modeli ise Sport 410’un daha hafif ve daha aerodinamik olarak halefi yakın zamanda tanıtıldı.

Evora GT430 modeli ise Evora’nın gelebileceği son nokta olarak tanıtıldı. 1258 kg kuru ağırlığa sahip araç 96 km/h’e 3.7 saniyede çıkabiliyor. Adından da anlaşılabileceği gibi klasik Toyota kökenli supercharger’lı V6 motor yeni haliyle 430 HP güç üretiyor (3.5L Toyota 2GR-FE V6 24valve + Edelbrock supercharger).

Araçta daha yüksek termal kapasiteli J-hook frenler ve ayarlanabilir süspansiyonlar bulunuyor. 60 tane üretilecek olan araç son hızı olan 305 km/h’de 250 kg yere basma üretiyor.

Aracın İngiltere fiyatı 112,500 Sterlin, yani 9000 rpm çevirebilen yeni Porsche 911 GT3 ile aynı fiyat etiketine sahip.

GT430 tanıtıldıktan kısa süre sonra daha konforlu versiyonu olan GT430 Sport tanıtıldı. Araç daha az aerodinamik element barındırdığından 10 kg daha hafif. Daha az rüzgar direnci sayesinde saatte 315 km’ye çıkabilen araç, bu hızda 100 kg downforce üretiyor.

Exige modellerindeki değişimler ise şunlar: Şurada hakkında yazdığımız limitli üretim Cup 380 modellerinin hepsi satıldı. Sport 350 ve 380 satılmaya devam ediliyor. Yeni olarak ise bu sefer limitsiz üretilecek olan bir cup modeli; Cup 430 tanıtıldı.

Evora’da tanıtılan 430 hp motorlu bu Exige, Cup 380’in aksine limitsiz üretilecek. 0’dan 100’e 3.3 saniyede ulaşan aracın maksimum hızı 270 km/h. Araç maksimum hızında 220 kg yere basma üretiyor. Aracın frenleri Evora GT430’da da bulunan J-hook frenler.

Aracın yeni motoru aracı 15 kg, yeni frenler 1.2 kg, yeni kavrama ise 0.8 kg ağırlaştırmış ancak aracın içinde ve dışında karbon fiber gibi hafif malzemelerin kullanımının artmasından dolayı araç totalde 12 kg hafifleyerek 1056 kg kuru ağırlığa düşmüş. Aracın İngiltere fiyatı 99,800 Sterlin.

Son olarak ise Lotus’un en pist odaklı modeli 3 Eleven, 20 adet üretilecek olan 3 Eleven 430 modeli ile bitiriyor. Tahmin edebileceğiniz üzere araç Evora ve Exige’te kullanılan 430 hp’lik motoru kullanıyor. Kuru ağırlığı 920 kg olan aracın 0-96 km/h derecesi 3.1 sn.

Son hızı 290 km/h’de 265 kg downforce’a sahip araç, virajlarda 1.5 g kuvveti üretebiliyor. Araç manuel şanzımanla geliyor. Tabi ki Cup yapabileceğiniz daha hafifletilmiş, sıralı şanzıman, telemetri, hans gibi opsiyonlar içeren yarış versiyonu alınabiliyor.

Gördüğünüz gibi Geely’nin desteğini hissettirmesiyle yavaş yavaş azalacağını sandığımız ufak değişikliklerle araçları daha fahiş fiyatlardan piyasaya sürme politikası devam ediyor.

Şimdi Lotus modellerinden birini test ederken hız limitini aştığından 1 aylık trafikten men cezası alan CEO Jean Marc Gales’in verdiği son röportajdan anektodlar aktaralım:

  • Çalışan sayısı yıl bitmeden 800’den 1100’e çıkarılacak.
  • Lotus’un şu anki en genç arabası 2009’da üretilen Evora. 2020’ye kadar iki yeni spor otomobil modeli gelecek. İki yeni spor otomobilin üretimiyle yıllık satışların 1,600’lerden 3,000’lere çıkması hedefleniyor.
  • 2022’de Lotus SUV üretimine başlanacak. SUV üretimiyle yıllık üretim adedinin 3,000’lerden 5 haneli sayılara; 10,000’lere çıkması bekleniyor. 
  • Yüksek ihtimalle SUV Çin’de ve belki de aynı zamanda İngiltere’de üretilecek. Aynı zamanda İngiltere’de üretme planından çekinilmesinin sebebi ise Brexit.
  • Spor otomobiller İngiltere Hethel’de üretilmeye devam edilecek.
  • Küçülen ve daha yüksek yatırımlar isteyen spor otomobil segmentine ‘daha akıllıca’ yatırımlar yapılacak.

29 Yorum

        • Bu arada Esprit işinin finalinde bugün ki Evora ile bi alakası yok kalkıp evora ayarında yüklenmiş birşey yapmaya kalkarlarsa insanlar zaten küfürü basar. Evora dizayn yönünden de güzel birşey değil total varlıkları da o biçim birşey değil bana göre ayarı hududu ortada neden var olduğuna da değinmeye çalıştım zaten. Eski tanıttıkları güya Elise de o biçim, eskinin veliahtı olabilecek birşey değildi. Evora’nın ayarı ortada insanlar Esprit için eskilerde Porsche gibi değil Ferrari gibi diyorlardı onu demeye çalıştık aşağıda. Zayıf motorlar ve ucuz ünitelerle ucuz SuperCar nasıl olur onu yaşattı zamanında insanlara. Dizayn yönünden de Giugiaro’nun Lotus’u tarihi büktü, öptü attı. Lotus bugün hem design hem temel varlıklar yönünden maliyetler ilgisinde öyle birşey ortaya koyabilecek durumda değil. Sevimsiz P1 ne kadar olabildiyse ismi Esprit olacak şey de öyle gibi olur. O yüzden Mustang gibi bozmaktansa bazen dokunmamak, tekrar yapabilinceye kadar saklamak daha evla olandır. Sektör öyle söylemese de en azından bizim gibiler için.

          Geçmişte markalar arasında daha belirgin çizgiler vardı ürünler daha netti. Para savaşıyla o kalmadı. Sizler gibi gençler, geç başlayanlar da biraz dönemin karşılığı haklı olarak (çok birşey diyebilmemiz mümkün değil) yapılanlara, ürünlere noktasal bakıyor çünkü sanayi ve pazarlama ona sevk etti ya motor gibi şeylere ya yürüyen, şasi gibilere odaklanıp kalınıyor. Eskiden insanlar otomobillere ve makinelere daha bütünsel yaklaşırlardı. Yani sırf motoru konuşulan otomobiller pek olmazdı. Leğen plastikçiliği de böyle bi akımın alt sonucu işte.
          Biraz da o yüzden gelenekçilik ve …’ler bugünden pek anlaşılamıyor.

  1. Teşekkürler, güzel bir yazı olmuş.

    Lotus benim hep sevdiğim bir marka olmuştur. Rafine ve donanımlı araçları seven ben bile hep bir Lotus’um olsun istemiştimdir.

    Fakat umarım SUV üretmezler. M1CHAEL abiye katılıyorum, bu markanın bir şekilde ayakta kalması için çizgisi dışına “mecburi” olarak çıkması gerekiyor. Fakat bunu SUV üretmek ile yapmak zorundalar mı? Bilemiyorum. Porsche, Lamborghini gibileri bile SUV üretirken, Ferrari’nin başındaki süveter FUV diye kafamızın etini yerken Lotus’a kızmak da istemiyorum, zira buna Ferrari, Porsche gibilerine oranla gerçekten ihtiyaç duyuyorlar.

    Ama “niş” kimliğini korumak için paraya ihtiyaç duyan Lotus’un SUV üretme planları paradoks yaratıyor. O logo bir Crossover’ın direksiyonunda da olacaksa ne anlamı kalır Elise’in?

    Bence standart Lotus kimliğine mümkün olduğunca sadık kalarak da çarklarını döndürebilirler, ötesi kolaya kaçmak oluyor. Örneğin Elise-Exige formunda, onlar kadar hızlı veya güçlü olmayan ama daha ucuza satılan ve iç mekanında Dacia Logan’ı andıran havalandırma kanalları yerine karbon kaplamalı nozzle’lar bulunduran, nuhnebiden kalma kadranlar yerine 4C vari bir gösterge paneli olan, ben aftermarket bir ürünüm diye bağıran bir teyp yerine aracın tüm telemetri verilerini görebildiğimiz bir Lotus çok çok daha mantıklı bir fikir bana kalırsa.

    • Güzel yorum.
      Arzularla, realiteler çok zaman uyuşmuyor malesef. Otomotiv sanayii’nin yeniden organize olduğu, birçok şeyle beraber dönüşüm geçirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Daha çok bu yüzden bu kadar hızlı değişimler, keskin dönüşler geçiriyor. Zira her zaman dediğimiz 20-30 yıl boyunca herşey gelişirken otomotiv gerektiği kadar değişmedi derken de geç kalmış değişimin bugün ki sancılı nedenlerine değinmiş oluyoruz. Diğer taraftan da insanlık dönüşüm geçiriyor şuan. Bazılarına inanmasak, kabul etmesekte ihtiyaçlar, bakışlar değişiyor. Mesela SUV ve otomatik şanzımanlardan nefret eden ben, insanların arasına karışınca neden bu kadar talep gördüğünü anlayabiliyor ve hak veriyorum. 🙂 Çünkü dünya gittikçe birçok yönden sıkıntılı bir yer haline geliyor.
      Lotus, “niş” mi. Evet, kabullere göre bir yönden öyle denebilir. Hayır, uygulamalara göre de denebilir.
      https://dijitalpano.wordpress.com/2013/11/11/nis-kavrami-ve-pazarlama-bir-diger-ifadeyle-kimselere-benzememek/

      Lotus, ürün felsefelerinin dışında biraz da mecburiyetten niş kalmış durumda. Yani RR, Bentley’in tercihleri gibi değil. Ancak Evet, Luxury F segment gibi niş’liği tercih ediyor.
      İşte sıkıntı da orada. Tek başına RR’cılık sizi kurtarmıyorken ve yine de tercih iken, F segmentin tek başına ticari olarak altından kalkamıyorsunuz. Zira oranın parası da diğer altlardan çıkıyor.
      Örneğin kabin, dashboard eleştirileri. Elmas’larla bezelileri hariç bunu öznel marka/garaj üretimi prototype, kitkar vs ‘lerde de görürsünüz. Çünkü piyasadan almayarak herşeyi baştan kalıplatarak ürettirebilecekleri bütçeleri yok. Çok büyük grouplar dahi bir dashboard, kabin dizayn parçalarını yüzbinlerce araç üzerinde uygulayarak masrafını telafi edebiliyorken küçüklerden, Venom GT dahi olsalar o beklenemiyor.
      Mesela güzel gördüğünüz o 4C üreticisi için tamamen zararına bir üretim, sunumdur. Sadece belirli pazarlama ihtiyaçlarını karşılar. Ve onu kocaman bir group bileşkesi ile gerçekleştirebiliyor (şasi, motor vs ferrari katkısı).
      Fren, süspansiyon takımından çok güzel de görünen birimler alabiliyorsunuz çünkü üretip, satan var ve üreticileri için de müşteri kitleleri oldukça geniş. Siz araçlarınızın kadranlarını, havalandırma kanallarını piyasa içerisinden pek değiştirmediğinizden işte o tip görünüm pazarında üretim yok. Onlarda sadece olanlardan alabiliyor. Niçin kendisi daha iyisini yapamıyor? çünkü daha önce çok defa değindiğimiz üzere kalıp maliyetleri ve malzeme tedarikleri aşırı yüksek olduğundan ve milyon adet araç satmadıklarından gerçekleşemiyor.
      Yapsa satar… denebilir ancak kazın kafası öyle değil malesef. 🙂

      Hani Lamborghini de, Ferrari’de Audi, Fiat otomobil konsol parçalarının dahi görünmesi… Küfür edilse de değişmemesi. 🙂

      Bütün bunlar herkesin gözüne batıyor, daha iyi olsun istiyor ancak zaten batmış olan, bir binek grubunun eline çoktan (proton/malezya) geçmiş bir marka ile daha fazlasını yapmak biraz zor görünüyor.
      Kaldı ki bu adamları bir SUV modeli kurtarabilecek mi o bile meçhul. Çünkü yukarıda ki adetsel sınırlara maruzlar ve üretilen her SUV başarılı gitmiyor.

      Sağda solda okuyunca şaşırıyorum doğrusu üreticiler sedan modelleri tasarlarken acaba satabilecek miyiz korkusu taşıyorlar. Yapmasak mı yada ne koymalıyız ki cazip görünsün düşünceleri basına kadar yansıyor. Eh insanlar da haklı bu global yol ve trafik şartlarında SUV rahatlığı varken sedan düşündürüyor.
      Sen bir de GT86, Miata, Elise gibilerin pazar büyüklüğünü, kaygılarını ekle. 🙂

  2. 3-Eleven’a bakıyorum tepesi açık, hatta cam bile yok. Halo opsiyonu var mı acep? 😛

    Bir de verilenler hep kuru ağırlıklar. Lotus herhangi bir yerde tam depo ıslak ağırlık değerlerini paylaşıyor mu?

    Elise klasik, Exige performans onu anladık. Peki Evora’ların bu ikiliye göre konfor maksatlı yapılmasına rağmen genel performans olarak nerede durduğu belli mi? Yoksa Lotus’çular Evora’yı doğrudan es mi geçiyor? 😀

    Eline sağlık, ufak ufak ısınıyorum bu Lotus’a da, deli para arkadaş. TR’de (veya başka yerde) Mondeo parasına alabileceğiniz bir spor otomobil olmaması üzücü.

    • 311 öyle 🙂
      Genellikle kuru ağırlığı veriyorlar.
      Evora farklı hocam, biraz daha 911 rakibi diyorlar.Motor da biraz daha arkada tabi.Ağırlık ta fazla komfor da. Bi de temel olarak elise ve exige, 20 yıl önce 160 hp için tasarlanmış bi şasiyi kullanıyorlar. 430 hp’yi kaldırıyor mu kaldırıyor tabi ama evora daha büyük güçler için tasarlandı, nasip olmadı. Bi önceki CEO’nun batırması diyelim kısaca. Şimdi kısıtlayıcı olan şey ise şanzıman.
      Performans olarak şu tabloyu koyayım buraya; hethel pist süreleri:
      (https://www.thelotusforums.com/forums/topic/86655-hethel-lap-time-leaderboard/?do=findComment&comment=768019)
      Car Time Tyre
      311 Race 1.19.5 Michelin Pilot Sport Cup2
      Exige 380 Race 1.23.5 Michelin Pilot Sport Cup2
      311 430 1.24 Michelin Pilot Sport Cup2
      Exige Cup 430 1.24.8 Michelin Pilot Sport Cup2
      Exige V6 CupR 1.25 Avon ZZR
      Evora GT430 1.25.8 Michelin Pilot Sport Cup2
      311 Road 1.26 Michelin Pilot Sport Cup2
      Exige Cup 380 1.26 Michelin Pilot Sport Cup2
      Evora GT430 Sport 1.26.8 Michelin Pilot Sport Cup2
      Exige Sport 380 1.27.5 Michelin Pilot Sport Cup2
      Evora Sport 410 1.28.2 Michelin Pilot Sport Cup2
      Exige V6 Cup 1.29.799 Pirelli P-Zero Corsa Trofeo
      Exige Sport 350 1.30.5 Pirelli P-Zero Corsa
      Evora 400 1.30.8 Michelin Pilot Sport
      Elise Cup 260 1.32 Yokohama Advan Neova AD08R
      Exige V6 S 1.32.68 Pirelli P-Zero Corsa Trofeo
      Elise Cup 250 1.34.5 Yokohama AO48
      Exige Cup 260 1.37 Yokohama AO48
      Evora S 1.38 Pirelli P-Zero Corsa
      Elise Cup 220 1.38 Yokohama AO48
      Elise S220 1.41 Yokohama AD07

        • Yarış araçları numaralandıralarak isimlendiriliyor. 311, 3. nesil lotus eleven. Lotus 11 vardı 1950’lerde LeMans’ta başarılı olan bi yarış arabası.
          2007’de aynı bugün 311’in üretildiği gibi orasını burasını kesip daha pist odaklı bi araç yaptılar, ismini de 211 koydular. Şimdi de 311 üretiliyor işte. Yakında bitiyor üretimi. Geely satın almadan önce biraz daha komforlu bi 311 yapacaz dediler ama o iş 411’e kaldı, üretilirse tabi.

        • 50’lerin Eleven yarış versiyonundan geliyor. 3. nesil Eleven demek.
          http://www.wiki-zero.com/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTG90dXNfRWxldmVu
          Sanırım o da 1100cc yarış sınıfı hedeflenerek üretildiği için Eleven olmuş. Aslında 4. nesil bile denebilir.
          1. 11 o wiki de göreceğiniz. Onun MK bilmem kaç series 2 si var sonradan oluşturulan. Ve modern 2-Eleven ile 3-Eleven var.

          Genel isimler nereden geliyor Chapman isimlendirmede de basitlik-işlevsellik temelli rakamla ifadeleri yeterli buluyor. Biraz da eski ingiliz gelenekçiliğinden geliyor. Esprit, Elise, Europa gibilerin de hepsinin bir hikayesi varmış. Orada da E ile başlama geleneği var şunu başka birşey koyalım deyince olmaz demişler. 🙂

          Neden Evora? Ben pek sevmiyorum onu varlık nedenleri beni açmadığından ama önemli model mantığına sahipti. Lotus iyi bir GT, High cost Coupe (Porsche, Ferrari, Vette vs alternative) [eskiden o işi Esprit ile yaptı hastasıyız..] üretebilme imkanı olmadığı için oldukça yetersiz bir GT (Europa) ile yola çıktı sadece finansalları biraz doğrultabilmek üzere. İşte arasını da Evora ile doldurma yolunu seçti. Dahası genel hizmet için de daha güncel basing’e sahip olma gereği dışında, 2+2 planla o tip iş açığını da karşılama yoluna gitti.
          Tabi ki onu da daha fazla konfor yoluna gitme ile yaptı. Daha fazla hafifleştirme güttü o da daha fazla maliyetleştirme oluşturdu. Porsche’e alt ağacına rakip olmak o kadar da zor değil aslen ama düşük adetler nedeniyle maliyetleri daha yukarıda kalmaya başlayınca mantıksal eleştiriler de aldı tabi.
          Yani ben öyle düzgün üflemeyen klimasız şeye binmem, üstüm biraz daha az kırışsın arkadaş diyenler için yaptılar onu. Bizim için öyle bi kafa yok tabi. O taraf gerekse Evora’a yine pek para verilmez gidip Porsche, BMW, MB alınır keyfle basa basa seyahat edilir…

          Her sevdalısının beklediği Lotus dan harika Esprit’in bir veliahtı ama onu yapacak takatları yok. [yine ilkokul döneminde yeşil bir S2 sine hayran hayran bakılanlardandı]. Olursa diye bir hayali vizyon koydular ortaya ama pek olacak gibi değildi. SUV işini biraz daha erken başlatıp herşey olumlu gitse 5-10 sene sonra belki…
          Geçmişte fiyatı daha ucuz olup Ferrari Killer olmuş birkaç şey vardı BMW 8 series, malum Porsche turbo s sınıf ve Esprit.
          Tabi Esprit onlardan çok ileri derecede ayrılır RML, RWD ile ve bir nevi supercar formunu altlara indirmiş sport gt idi. Tabi 458’e sport coupe işte, supercar F40, McLF1 yanında koenigsegg şeysilerine hypercar demek nasıl küfür sallamak gibi oluyorsa ona da öyle demek öyle oluyor.

  3. Çok güzel bir derlemeydi teşekkürler Onur kardeşimize. Şahsen bilgilerimi tazelemenin dışında, güncel bilgileri edinmiş olduk ve incelerken de kısaca değişenleri öğrenmiş olduk.

    Lotus’un satın alımı, SUV vs gidişatı köklü bağımlılık ve ilgimizle kötüymüş gibi görünebilir ama bence pek öyle değil. Hissiyatı düşünürken realitelerde kafamıza saplanıyor malum. Hatta bazı şeyleri yapması Lotus’un en azından bazı şeylerini koruyabilmesi için mecburiyet gibi de duruyor. O yüzden de mesela Ferrari’nin, RR’un, Porsche’un SUV yapması gibi bakmıyorum pek olaya. Lotus’un varlık ölçütleri bunların hepsinden çok daha küçük durumda yani ayakta kalabilme argümanları ve güdüleri aynı olamaz. Pazardan para kazanmak ile ayakta kalabilmek farklı birşey mesela o yüzden de Porsche’u pek suçlamamışımdır. Ancak olması gayet doğal bir segment olmasına rağmen RR ve Bentley’i suçlarım. Akım yürütmek ile aciz akıma uymak farklı şeyler…

    Şunu bilmek lazım ki Lotus’un kaybolması, yok olması, bir group altında sindirilerek tamamen silinmesi yukarıda ki şu araçların piyasadan kaybolması demek değildir sadece. Dünyanın birçok şeyi kaybetmesi demektir. Bu güne kadar öğütmesiyle meşhur avrupalı bir group altında olmaması da büyük bir güzellikti ve max derecede faydalandı insanlar oradan. Yani sadece birikimin kaybı değil bir hizmet kolu, nadir türünün de yok olması demek olacaktır. Neden? mesela bir prototip, bir model üretmek istiyorsanız, ülkenize bir marka vs kazandırmak istiyorsanız öncelikli gideceğiniz şirketlerden birisidir Lotus. Tüm herşeyi bir hizmet ağacı altında size sunar. Ki zaten türkiyeden de gidenler oldu… böyle oluyor bu işler. Mesela o gördüğünüz Tesla arkasında da Lotus birikimi var. Lotus olmasaydı belki de öyle bir araç göremeyecektiniz yahut o tip kaabiliyetlere sahip birşeyi maliyet ölçekleri nedeniyle oluşturamayacaklardı. O yüzdendir ki Lotus, Cosworth, Ricardo, AVL olmak ayrıca çok çok önemlidir.
    Bu tip speciale işlerin korunabilmesi için de mesela oyun stüdyoları da böyledir mutlaka seri, fason bazlı para akışı da sağlayacak bir kolun olmasını gerektiriyor mevcut dünya. Aksi halde tüm olağan üstü geçmişlerine rağmen markalar, şirketler batıyor. Lotus SUV’una, pek özenilmemiş otomobillerine biraz da bu gözle de bakmak lazım gelir. Daha iyi açmak üzere (valla kasıtlar şeklinde yazmak zorunda kalıyorum hafıza dinamiğinden bunları tam açmaya kalksam şu ana kadarkinin bir 3 katı daha cümle kurmak gerekecek:) ) bir misalle.
    Pininfarina denilen olağan üstü işlerin markası geçmişte (bu örneği birkaç defa verdim sağda solda) alt sanayiye, genel otomobil markalarına da hizmet sunuyordu. Bunlar daha olağan design işleriydi ve buradan gelen para akışı da güzeldir. Ancak biraz da kendiliğinden oluşan belki kontrol edilemeyen güdülerle (bunda başarısal pozisyon farkı da etkilidir) Pinin. çok pahalı işlerin adamı olarak kaldı. Sadece belirli ölçek ve markalara hizmet sunabilir gibi bir hale geldi bu da tabi onun mevcut ekonomik düzende fiş çekimine başlamasını doğurdu. Tek bir işle çok büyük para kazanabilirsin ancak elektrik faturası, personel maaşları her ay karşına çıkmaya devam ediyor seri işlere de ihtiyaç var o yüzden. Yani sadece bir Ferrari gibi şeyler yapmak istediğinde birlikte çalışabileceğin Pininfarina sonucunda battı ve dünya bir nevi o mirası şimdilik kaybetti. Belki de zaman içerisinde öyle olmaz.
    İşte Lotus da böyle olmamalı… Cosworth de mutlaka birden fazla yerlerde yüklenici, tedarikçi felan olabilmeli.

    Başta önemsiz görülen şeyler sonuçlarında insanları vurur ancak farkedildiğin de çok geç kalındığı görülebiliyor. İşte LOTUS o sarı öküzdür…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]