Kısa Bir Lotus Geçmişi

2

Lotus, Antony Colin Bruce Chapman tarafından 1952’de, Londra’da, eski bir ahırda kuruldu…

1963’e gelindiğinde Lotus;
Ferrari, Porsche, Cooper ve BRM gibi markaları alt ederek ilk defa F1 şampiyonluğunu elde etti (tarihi boyunca 6 defa sürücüler şampiyonu,
7 defa markalar şampiyonu oldu).

 

 

Lotus, Indy 500’e arkadan motorlu araç dizaynını getirdi ve 1965’te yarışı kazanarak Amerikan motorsporlarını da hayli etkiledi.

Colin Chapman, 1968’de GP’e sigara sponsorluklarını getirdi.

F1 takımının son büyük başarısı 1978’de Mario Andretti ile geldi (hem markalar hem sürücüler şampiyonluğu kazanıldı).

Lotus, pistlerin dışında da dev markalara kafa tutabilecek küçük, yenilikçi araçlar geliştirdi.


Chapman’ın felsefesi :

“Basitleştir, sonra hafifleştir.”

“Güç eklemek sizi düzlüklerde daha hızlı yapar. Ağırlıktan kurtulmak sizi her yerde daha hızlı yapar.”

“Yarışmaktan başka bir işe de yarayabilen her araç ağırdır.”

70’lerin şaşalı günlerinden sonra 80’lere gelindiğinde Lotus yılda sadece birkaç yüz araba üretebiliyordu. James Bond filmlerine çıkmak pek işe yaramamıştı. Chapman’ın ölümünden hemen önce Toyota ile anlaşması Lotus’a yeni bir nefes getirecekti ancak 82’de Chapman’ın 54 yaşında ölmesi ile kurucusunun vizyonundan mahrum kalan Lotus’un yıldızı çabuk söndü.

86’da Toyota, Lotus üzerindeki payını diğer bir ortak olan GM’a sattı. 93’te ise GM Lotus’u Romano Artioli’ye (Bugatti’nin de bu dönemdeki sahibi idi) sattı. 96’da Lotus Proton’a satıldı. Şu anda Proton ve DRB-HICOM (Proton’un da dahil olduğu, Malezya hükümeti tarafından Malezyalı otomobil şirketleri için oluşturulmuş kurum), Lotus’un sahibi.

Ve bu arada araçlar 1966’dan beri Hethel’de el yapımı olarak üretiliyor.



Bazı Lotus F1 araçları

Lotus 12

Lotus 12, Colin Chapman’ın ilk Formula 1 aracı denemesiydi ve çok başarılı olamamıştı. Yine de spora getirdiği “hafiflik ekle” felsefesini uygulamaya başladığı bir araçtı ve ilk andan itibaren özel magnezyum jantları ve Chapman’ın kendi tasarımı bağımsız arka süspansiyonları ile adından söz ettirdi.


Lotus 25

Lotus 25, 1962 yılında pistlere çıkmış bir Colin Chapman mucizesiydi. Spora günümüzde de kullanılan monokok (tek parça) şasi tasarımını kazandıran aracın şasisi geleneksel boru şasili tasarımlardan üç kat daha sağlam olmasına rağmen sadece yarısı ağırlığındaydı. Aşırı ince tasarlanan aracın vites kolu direksiyonun yanında bulunuyordu. 1967’ye kadar kullanılan araç Lotus’a iki şampiyonluk ve birer ikincilik ve üçüncülük kazandırdı.


Lotus 49

Efsanevi Cosworth DFV motoru için tasarlanmış bu Colin Chapman şaheseri, motor bloğunu şasi parçası olarak kullanan ilk başarılı F1 otomobilidir. 1967’de girdiği ilk yarışı kazanan 49, dayanıklılık sorunlarını çözmesinin ardından başarıdan başarıya koşacaktır.


Lotus 56B

Formula 1’in ilk ve tek türbinli yarış otomobili yeniliklerin babası Lotus’tan gelmişti. Araç Indy yarışları için geliştirilmiş, sonrasında B versiyonuyla F1’e uyarlanmıştı. Islak zeminde müthiş hızlı olan araç kuru zeminde başarılı olamıyordu. Aşırı kırılganlığını da hesaba katınca o kadar da parlak bir fikir olmadığı anlaşıldı.


Lotus 72

Colin Chapman’ın yeniliklerle dolu araçlarından birisi de 72. Soğutma radyatörlerini burun yerine ilk kez aracın yanlarına yerleştirmeyi tercih eden Chapman, bugün kullanılmaya devam eden tasarımların temelini attı. Araçta fren diskleri jantın içinde değil, şasi üzerinde bulunuyordu ve bu da tekerlek ağırlığını azaltarak süspansiyon ayarlarında kolaylık sağlıyordu.


Lotus 78

Colin Chapman Formula 1’in gittiği yönü bir kez daha değiştirdi ve 78’le ortaya çıktığında pilotları fiziksel olarak zorlayan araçlar doğdu. Zemin etkisi adı verilen, yanlarında lastik etekler bulunan ve aslında tüm şasiyi bir kanat şeklinde tasarlama üzerine kurulu bu araç, rüzgar tünelinde mükemmelleştirildi ve 1977’de beş, 1978’de iki yarış kazanmayı başardı.


Lotus 88

Colin Chapman usta tarafından 1981’de ‘şasi içinde şasi’ şeklinde tasarlanan 88, bir kaç yarışın ardından yasaklanmıştı. Dış kısımdaki şasi zemin etkisi için çalışırken içteki şasi ise kokpit ve diğer aksamları barındırıyordu.


Lotus 98T

Colin Chapman 1985’te dehasını bir kez daha gösterme fırsatı buldu. Renault’nun 1.5 litre turbo motoru halen F1’de kullanılan pnömatik valflerle bir ilke imza atarken intercooler içinde su enjeksiyonu ve halen F1 araçlarında kullanılan ve ön teker ve sidepod arasında hava yönlendirmesini sağlayan ‘barge board’ kanadına sahipti. 98T ayrıca yakıt tüketimini ölçen mikro bilgisayar sistemine sahipti ve bu o zaman için inanılmaz bir özellikti.

 

 



Mario Andretti’den Chapman hakkında :

”Colin, sürücülerine her türlü avantajı sağlamaya çalışmasıyla ünlüydü. Ve esas meselenin ağırlık olduğunu biliyordu. Ağırlığa takıntılıydı, elinden geleni yapıyordu, ancak birçok kez çizgiyi aştı ve bu sürücülerine pahalıya patladı.

Bir istediğim olduğunda utangaçlık yapmıyor, açıkça belirtiyordum. Mühendislerinden biri olan Bob Dance’a şunları söyledim : ‘Colin limitleri zorlayan veya çok radikal bir şey yaptığında lütfen bana bildir.’

Bob’a mantık dairesi içinde kalmak isteyen biri olduğumu belirttim. Colin’e ne zaman baksam pilotlarını nasıl şampiyonluğa taşıyacağını düşünüyordu. Bazen ‘manyaklaşıyordu’ ama onu da ünlü yapan oydu. Hiçbir zaman koltuğuna oturup patronluk taslamadı.

Çok yaratıcı ve neşeli biriydi. Onun kariyeri hep inişli çıkışlı oldu çünkü her zaman sınırların dışında oynamayı seviyordu. Ben, onun doğru zamanlarından birine denk geldim ve Lotus’a bir şampiyonluk getirdim. ”


Jochen Rindt’in Chapman’a mektubu

“5 yıldır F1’de yarışıyorum. Sadece bir kez hata yaptım (Chris Amon’a Clermont Ferrand’ta çarptım). Ve bir kez aksilik yaşadım; Zandvoort’ta, şanzıman yüzünden. Bu durum senin takımına katıldığımdan beri değişti; Levin, Eifelrace F2 (çift salıncaklı süspansiyonlar) ve şimdi de Barcelona.
Sadece güvenebildiğim araçları sürerim ancak senin araçlarına güven duyamıyorum.”


Rindt, 1970 Monza yarışında bir fren problemi yüzünden öldü. Yetkililer, araştırmalar sonucunda Rindt’in kemerlerden birini yangın olması durumunda hızlıca çıkabilmek için açık bıraktığını ve bunun da ölümünde etkisi olduğunu söyledi. Rindt, ölümünden sonra şampiyonluk kazanan tek F1 pilotu oldu.



Lotus Seven ve Caterham

Lotus Seven, Colin Chapman tarafından dizayn edilen, Lotus tarafından 1957-74 arasında üretilen araç. Lotus 74’te aracın üretimini durduracağını açıkladı. Distribütörlerinden biri olan Caterham, Chapman ile iletişime geçti ve aracın üretimini devam ettirebilmek için gerekli olan tüm ekipmanları satın aldı. Neyse ki araç hala üretiliyor.

 


 

Lotus T125 Exos

Cosworth 3.5Lt V8 640 bhp



Lotus’un dahil olduğu bazı mühendislik projeleri :

– Lotus Talbot Sunbeam

– Opel Lotus Omega
Lotus, Opel Omega olarak bilinen sedanın motorunu genişleti (3.0 -> 3.6 l), motor bloğunu güçlendirdi, motor parçalarının çoğunu değiştirdi, iki turbo ekledi (Garrett T25), kaportasını daha aerodinamik hale getirdi, şasi (süspansiyon, direksiyon vs.) ile oynadı. Corvette ZR-1’den ZF şanzıman, Holden Commodore’den kilitli diferansiyel getirdi. Ortaya 290 kmh yapabilen bir sedan çıktı. Sade görünümünden ve hızından dolayı İngiltere’de zamanının hırsızlarının gözde arabası olduğu söyleniyor.


– DeLorean DMC-12
– Tesla Roadster (Lotus Elise şasisi)
– Aston Martin DB9 (şasi platformu geliştirildi; aynı platformda 13 yıl boyunca Vantage’lar da üretildi)
– Corvette C4 ZR-1 (LT5 DHOC V8 modernizasyonu)
– Toyota MR2 MK1
– Nissan GT-R (şasi ve aerodinami geliştirilmesi)
– Hennessey Venom GT (Lotus Exige şasisi üzerine kurgulanan rekortmen aracın şasi ve aerodinamik geliştirmeleri)
Lotus şasisi + Çift turbo eklenmiş Amerikan V8’i

– Jaguar C-X75
– Ariel Atom

Kısaca, 150’nin üzerinde proje ve otomobil üzerinde Lotus mühendisliğinin çalışma ve katkısı bulunmaktadır.

Düzenleyen: M1CHAEL

2 Yorum

  1. “Yarışmaktan başka bir işe de yarayabilen her araç ağırdır.”

    Hafiflik ekle’yi biliyordum da bunu bilmiyordum.

    Yarışın sonuna doğru eğilip bükülecek kadar zayıf şasileri üreten ve bunları kullanacak kadar cesur sürücüleri olan adam.

    Eline sağlık.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]