Citroën’in üst üste duran çift (ters) V şeklindeki logosu neyi sembolize ediyor? Piramitler? Trafik kukaları? Dağlar? Askeri rütbe?

Bu logo, şirketin tarihi ile ilgili bir şey ve kurucusunun çalışmalarından geliyor.

Ancak logoya gelmeden önce, daha önceye gidelim, Citroën’in bir şirket değil, sadece tek bir adam olduğu zamanlara.

Andre Citroën, 1878’de Paris’te doğan Polonyalı ve Hollandalı ebeveynleri olan bir Yahudi’ydi. Ailesinin soyadı aslında Citroen’di, bu ise Felemenkçe “limon” anlamına geliyordu, çünkü ondan önce bu meyveyi satıyorlardı.

Citroën ismindeki noktaların, (şu e’nin üzerindeki iki tane olan) ailenin Fransa’ya taşınmasından sonra eklendiği söylenir.

1900’de Paris’te Ecole Polytechnique’den mezun olduktan sonra, Citroën su ile çalışan makineler için çift sarmallı ahşap dişlileri ortaya attı. Bu dişliler çalışırken sessizdi ve yapıldıkları ağaca zarar vermeden devasa yükler taşıyabiliyorlardı.

Citroën, herringbone dişlisi olarak bilinen bu tasarımın patentini Polonyalı bir akrabasından satın aldı ve bunları Paris’te çelikten üretmeye başladı. Doğal olarak da kendi adını verdi.

Diğerleri buna herringbone (balık sırtı) tipi derken, Citroën ise buna ısrarla Citroën dişlileri diyordu ve bu ismi kabul ettirdi.

Herringbone dişlileri, gücün paralel olsun veya olmasın, farklı akslara dağıtılabilmesine izin veriyordu. Sahip oldukları V şekilli diş yapıları dönerken birbirine geçiyor ve çok hoş görünüyorlardı.

Herringbone icat edilmeden önce, vites kutuları sesliydi, sürekli inleme sesleri geliyordu ve vitesler çok zor geçiyordu. Herringbone dişlileri bunun önüne geçti ve vites kutularının daha sessiz ve verimli olmasının yolunu açtı.

Karmaşık diş profilleri çoğu dişli seçeneklerinden daha pahalıya mal olmalarına neden oluyordu, iki ayrı ve ters yöndeki sarmal dişlileri birbirine yapıştırarak kullanmak performanslarını etkilemiyordu.

1919’da ilk Citroën aracı ortaya çıktığında, Andre Citroën, elbette bu şekli şirket logosunda kullandı. Üst üste iki tanesi, birbirlerine geçen dişlileri sembolize ediyordu.

Bu günlerde herringbone dişlileri Sykes jeneratörü adı verilen bir aletle kesilip üretiliyor, nasıl çalıştığını aşağıdan görebilirsiniz:

Herringbone (Citroën mi diyelim?) dişlileri modern günün vites kutularında pek tercih edilmiyor, çünkü üretilmeleri aşırı pahalı. Ancak türbin yapıları, toprak kazma sanayi, yüzey madenciliği, hareket ettirilebilen köprüler gibi pek çok endüstriyel uygulamada kullanılıyorlar.

13 Yorum

  1. Bilmediğim güzel bir izah olmuş.
    Gearbox dişlileri atfı ayrıca önemli.

    Sityoğen bugün sanılandan çok daha önemli otomotiv sanayii için. Birçok icadın sahibi ve keşfin uygulayıcısıydı bir zamanlar. Hatta çok kere şahit olmuşumdur ki Mercedes’e ait olduğu sanılan birçok uygulama Citroen tarafından çok daha önce uygulanmıştır. Biz çocukken dahi citroen speciale bir otomobil üreticisiydi. PSA oyunculuğu ile olağanlaştı diyebiliriz. En başta görünüşü garip olan, anahtarı çevirince yerden yükselen şeyler ile biliriz. Yürüyen çalışmalarında öncü sayılabilir.
    Ben biraz da kabullerle şöyle bir cümle kurardım her zaman. Otomobil yürüyeni citroen ile doruğa ulaştı… Lotus ile başka bir boyuta yükseldi.

          • Çok şey buldular ancak bizim hayatımız da elle tutulamıyor. Özellikle F1’in son devrinde…

            Geçen mesela sana diyecektim FIAT ünitelerini çapsız görme benzeri yorumlardan birinde. FIAT özellikle yakın geçmişte önemli motor üreticilerinden biriydi halen de öyle olduğunu söyleyebilirim. DH de bunlar üzerine örnekleriyle konuştuk. Fiat-Lancia-Ferrari-Alfa mühendisliğinden kısaca birkaç kez bahsettik. Özellike 70 ve 80’lerin başında bir nevi ustadan talebeye geçen seri usulüyle birkaç dönem base’leri kullanma, geliştirme yönünden ortak çalışmalar yürürdü. Yani bu mühendisler çok iş yapar, onların hayatlarına tatmin oluşturan iş sadece F1 Ferrari idi.
            Velhasıl yarış motorunu yarışçılar geliştirir gibi algılanan kavram çok yeni sayılır. Yani Fiat için Ferrari’nin önemi öyle Audi için Lambo gibi felan değildir.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]