Ferrari F40’un 30. doğum gününü, onu tasarlayan ve geliştirenlerle birlikte kutluyoruz.

“F40’ınki gibi bir tanıtımı daha önce hiç görmedim. Araç gösterildiğinde, tüm odada önce bir vızıltı döndü, hemen ardından gök gürültüsü gibi alkışlar yükseldi. Aracı, Enzo Ferrari ve yakınındakiler dışında kimse görmemişti. Şirket, gelişim ve testleri alışılmadık gizlilikte yapmıştı. Ve aracın tasarım konusundaki yeniliği neredeyse çok edici şaşırtıcılıktaydı.”

Bu sözler 1980’lerde Ferrari’nin özel projeler şefi ve çığır açan F40’ı tasarlayanlardan biri olan Ermanno Bonfiglioli’ye ait, konuşurken 21 Temmuz 1987’den bahsediyor.

F40’ın göze çarpan özellikleri şunlardı: 288’in bir evrimi olarak hayata geçti ve Bay Enzo Ferrari’nin kişisel olarak onayladığı son araçtı. Gordon Murray bunu sevmedi, ancak Nigel Mansell sevdi. Hepsi bu.

Ferrari, F40’ın 30. doğum gününde, ortaya çıkmasında etkili olan üç adamı bir araya getirdi ve dünyanın en akılda kalan araçlarından birini tasarlamak ve geliştirmenin nasıl bir şey olduğunu hatırlatmak istedi.

Bonfiglioli’ye göre, bu çok kısa sürdü.

“Zaman sınırı alışılmadıktı. Sadece 13 aylık çok kısa bir dilim vardı ve aktarma organları ile birlikte, şasi ve gövde parçaları da hızlıca tamamlanıyordu.”

Bunu daha iyi anlayabilmek amacıyla şunu söylemek gerekiyor, yeni bir otomobili tasarlamak normalde yıllar alır. Alfa Romeo’nun Giulia’yı 2.5 yılda tasarladığını söylemesi pek çok kişiyi şaşırtmıştı. Şimdi Bonfiglioli’nin ekibinin tasarlayıp test edip ürettiği Ferrari F40’ın 13 ayda tamamlandığını hayal edin.

Genel olarak F40, yol içi yapılmış bir yarış aracıydı. Evet, bu eski taktik, ancak bu durumda kullanılan şey oydu. Çelik boru şasi, kevlar gövde panelleri ve karbon fiber kapılar, kaput ve bagaj kapağı kullanıldı.

Tüm bunlar, aracı çok hafif yaptı, sadece 1100 kg idi ve F40’ta ulaşılması gereken tek hedef bu değildi. Pininfarina’dan F40’ın tasarımcısı Leonardo Fioravanti açıklıyor.

“Kendimizi bir anda işin içinde bulduk. Rüzgar tünelindeki detaylı çalışmalar aerodinamik iyileştirmeyi sağladı, bu o zamana kadar üretilen en güçlü Ferrari yıl aracı için gerekli rüzgar direnci seviyesine ulaşabilmek içindi.”

Burada bahsettiği şey, sürekli hız peşinde koşmanın en iyi anlatımı olabilir, ancak bu bir diğer istenen şeydi, aracın 200 mph (320 km/saat) hıza ulaşabilen ilk seri üretim otomobil olması isteniyordu. Bunu kabul etmeniz gerekir, klişeler bazen doğruyu gösterir.

Gövdeyi akıcı yapmak bir yöntemdi, ancak yıllardan sonra bile aklımızda kalan bir şey daha var. Fioravanti bu tasarımın arkasındaki sırrı açıklıyor: “Stilin performansla birleştiği şeydi, çok az uzayan düşük burun, NACA hava alıkları ve arkadaşım Aldo Brovarone’nin doğru açılarda yerleştirdiği arka spoiler, aracı ünlü yaptı.”

Bonfiglioli’nin ekibinin tek parça arka kaputun altına yerleştirdiği 2.9 litre turbo Ferrari V8 motorunun tüm zamanların en iyi motorlarından birisi olduğunu da unutmayalım.

Bonfiglioli: “Sekiz silindirli, 478 HP çift turbo, 288 GTO Evoluzione’den alınmıştı. Ancak birkaç yenilikçi ekleme, F40’ın 320 km/saat hızı geçebilen ilk seri üretim Ferrari olmasını sağladı. Aracın ağırlığına azami dikkat gösterdik, bu aşırı derecede magnezyum kullanımı ile mümkün oldu. Karter, silindir kapakları, emme manifoldları ve vites kutusu kasası, alüminyumdan beş kat daha pahalı bu malzemeden üretildi ve önceki seri üretim araçlarda hiç bu kadar fazla kullanılmamıştı.”

Bu yüzden, F40 hafif, güçlü, yüksek teknolojili ve akıcıydı. Ancak bunlar yetmedi.

Ferrari test pilotu Dario Benuzzi, bu kısa gelişim sürecinde F40’ın iyi sürülebilir bir otomobil olması için önemli bir kişiydi.

Benuzzi: “İlk prototiplerin sürüşü kötüydü. Motorun gücünü evcilleştirmek ve yol modeli ile uyumlu hale getirmek için sayısız testle aracın turbolardan fren sistemine, amortisörlerden lastiklere kadar her bölümünde değişiklik yapmamız gerekti.”

Benuzzi, Bonfiglioli’nin takımı ile birlikte çalışarak çok güçlü, hafif ve yeni çıkan kevlar-karbon teknolojisi ile dengeli bir araç ortaya çıkardı. Tüm bu mücadelenin hedefi şuydu, F40’ın saf, taviz vermeyen, önceki ‘yumuşak’ Ferrari’lerin aksine hızlı tepki veren bir araç olması gerekiyordu.

“Araçtan istediğimiz şeyi tam olarak aldık ve oldukça konfor ile birlikte, taviz vermeden bunu başardık. Hidrolik direksiyon, destekli frenler veya elektronik sistemler yoktu, sürücünün yetenekleri ve adanmışlığına ihtiyaç duyuyordu, ancak bu istediklerinin karşılığını cömertçe veriyordu.”

Fiovaranti, keskin köşeli Ferrari yol yarışçısına olan isteğin nasıl büyük olduğunu hatırlıyor. “Kumandan, bu deneysel prototip [288 GTO Evoluzione] hakkındaki görüşümü sordu. Daha sonra, ‘Gerçek Ferrari’ aracını üretme konusundaki isteği hakkında ilk benimle konuştu. O gibi biz de, bunun onun son aracı olacağını biliyorduk.”

Bu yüzden, bunun hatırlanacak bir şey olacağından emin oldular.

Kariyerinde geliştirdiği BB, 288GTO, F40 IMSA, F50 (“F50’ye bayılıyorum; küçümseniyor, belki biraz güçsüzdü”), 550, Enzo, 333SP, 599, 458, FXX, 599XX, FF ve F12 araçlarının yanında Benuzzi, F40’tan, “en çok gurur duyduğum” olarak bahsediyor.

Bu belki de en çok eleştirilen Ferrari olmuştu, Luca di Montezemolo bile eleştirmişti: “Güzel görünümü haricinde, ben hayal kırıklığı yaşadım. Son zamanlarda ortaya çıkan en kötü Ferrari ürünüydü.”

Bunun bir sebebi var, Benuzzi anlatıyor: “o zamanlar F40 üzerinde çalışıyordum ve elimi kırdım, bu yüzden 348’i imzalayamadım, doğrudan 355’e geçtim.”

Bildiğiniz gibi, F40’ın parlaması için 348’in acı çekmesi gerekiyordu, bilirsiniz kırık bilekler…

48 Yorum

      • e yuh be kardeşim 🙂 hiç mi duymadın. 30 sene sonrasına edit yapar mı insan 😛
        e biz boşuna mı GTR nin GTE nin GT1 (911) in CLK GTR nin hastasıyız. yarışamayan şeyi nereme koyayım ben…
        Aklıma geldi Ferrari ‘i bi sen anladın sen de yanlış anladın. 😛

        • Nerden bileyim arkadaş tarih öncesi arabanın pist yarışını… Zaten piste en yakışmayan araçmış. Bir McLaren F1 geçiyor, bi F40 geçiyor, sanırsın el arabası geçti 😀

          yarışamayan şeyi nereme koyayım ben…

          Citroen C-Elysee. Şasi ve blokla olduğu gibi yarışıyor WTCC’de, şampiyon da oluyor. Her şey yarışır, senin farkın nerede?

          • Tarih öncesi mi… la duhulü senden yeni. sonra 50 lerden çuk kadar plexi getiremeyi biliyon 🙂

            e tabi düz yokuşta çıkamayana el arabası gibi gelir. Kendisi öyledir handling hardcore car, only masters 🙂 girls do parking…

            Fark zihniyet, felsefe farkından fazlası varlıklar.. farkı.
            Her yarışan herşey manasına gelmez. C-Elysee ile mamülün ne alakası var?

            https://cdn-2.motorsport.com/static/img/mgl/4800000/4890000/4899000/4899700/4899772/s8/wtcc-motegi-2015-jose-maria-lopez-citroen-c-elysee-wtcc-citroen-total-wtcc.jpg

            (chassis fotosu bulamadım malesef) Niye bulunmuyor sence?
            Diğer eski herşeyin niye ulu orta da.

            Bu hakir görülme usulünden de değil ha, temel bakış farklı.
            Geçmişte ve bazı nispetlerle halen pistte özel yürüyemeyen şeye özel şeyler atfetmezlerdi. Bir makine sadece yarışabildiği için dahi prim basardı çünkü sınıfı, uygulama ölçekleri önemli olmak üzere yarışıyorsa ve zıçmıyorsa varlıkları kuvvetli manasına gelirdi.
            Burada homologe speciale, prototyping de önemli.
            Misal isminde 911 var diye 911 GT1 ile 911 Turbo ilişkilendirilmez. F1 LM ise base ve racing varlıklar ölçüsüyle ilişkilendirilir, başarım atfedilir.
            En kısa haliyle bunlar böyle. Ha sen şimdi buradan kırmızı şeytanı kendine çek. 🙂
            Mesela bir base modeli üreticisi bir şekilde becerememiş racing yapamamış ama başkalarının elinde pişmiş ise gidip sonuca bakıp oradan üreticisine de prim basılmaz. Bunu anca birşey bilmez çocuklar yapardı biz de yapa yapa yapmamayı öğrendik tabi.

            Şöyle bitirelim çok zaman anlattığımız gibi. Bunu bu segmentasyon yarışmacılığının dışında düşüneceğiz.
            Bir F40’ın piste hazır halde olması, o strese dayanması sonra ki herhangi bir ferrari gibi değildir. Ki genel olarak ferrari bu konuda gündelik dayanıksızlığı kadar hazır ve nazırlığı ile de ünlüdür.

            • O zamanlar büyük makinaların yarıştığı 1. sınıf seri varmış, yapmış yarıştırmış satmışlar. F40 da görünüşe göre o dönemin ürünü. Şimdi yok maalesef. En fazla GTE LM kasıyorlar, onlar da güzel elbette, C7R’a kötü diyeni oyarlar 😀

              WTCC’de şasi ve blok seri üretimden gelme, illaki desteklemeler vs yapıyorlardır, yoksa yamulur o şasiler 😀

  1. xtrabit alan ilgisinden çıkıyorsun, karışıyor hatlar. 🙂 Bak halen modern dünya ile kıyaslıyorsun 🙂 diyorum ki sana sondan başa gitme, gidemezsin, gitsen de netice alamazsın.
    Turbo fakir boost’udur ama hangi fakir.. F1, Can Am, Lemans da fakir demi 🙂 Parası olan ama çok daha fazlası gerekeni karşılayamayan için fakir boost’uydu performans aleminde halen öyle.
    Bak mesela ağırlık konusunda da eksiklikler var. 16-35 psi almak için kaç kiloluk SC uygulaman gerekiyor haberin var mı.
    Artı pek bilinmeyen crank, kapak üstünde ne kadar hafiflik olursa o kadar iyidir. Atmo’nun bu yüzden muazzamlıkları vardır.
    Bunlar racing chassis SC de ağırlık yukarıda kalır TC de dağıtma olanağı elde edersin. Dünyada motorun tam zıddı konumda TC uygulanan race paketler dahi vardır. Uzun mesafenin handikapını göze alırlar (zaten çoğu ucuz binekte de yol uzundur). Sorduğumuzda soğutma öneminden böyle tercih etmenin mantığını anlatmışlardır. Böyle devasa SC’ler kaput dışından beslenir…
    Bir derecenin üzerinde ki SC’i kaput altına sığdıramazsın. İşte aklına o 1k hp’lik charger, cobra ‘ları getir. Artı SC ‘i uzakta tutma imkanın da yoktur.
    Altta ki sarı 38 psi turbo charge basıyor.. GTO Evoluzione 750 hp olarak planlanmıştı ki bu değere yakınını üretiyor. Bu makinelere SC olmaz.
    Mesela dönemin aç bak V12’sinin ağırlığına bir de bu V8’lerine…
    Artı V8 den V12 upscale edemezsin. Benim devamlı anlattığım bu makinenin yol halinde V12 olmamasının da ekonomik sebepleri var. Üretim adedinin de nedeni var. Şu kadar diyeyim elde işe yarar bir ünite kalmadığı için F50 nin ki baştan üretilmiş birşey idi ne olduğunu biliyorsunuz.

    TC’nin karakter ile ilgisi yok Machine, racing olma ile ilgisi var.
    Senin bahsettiklerin binek aletler. Ben Twin TC’li Muscle da gördüm sarışına şahit oldum.
    Karakterden sevmemem 911 Turbo S’i eksik, saçma bir hale sokmuyor demiyorum öyle birşey. 488 de dediğimiz yakışmamasıydı, alışılmış geleneğin dışıydı zaten defalarca dedim perf. için olsaydı neyse derdim o hedefle koyulmadı onlar.
    Daha etkin bir bakış için dönemin pahalı porsche’lerinden, jaguar’larına, bugatti’lerine incik boncuk bakılmasını tavsiye ederim.
    Viper’ın V10’u ile SC yapılanı da var TC yapılanı da ancak 1,5k üzeri istiyorsan kolay ve daha çekici geleni TC ile… Kimse 2k’lık makinede karaktere sesin limitlenmesine felan bakmıyor 🙂
    Yeter ki perf., racing için olsun o turbo’nun kendine göre bir hali var yeter ki varlık nedeni başka şeyler olmasın.
    Hakeza biz Veyron’un turbo’larına değil o kalas ünitesini deha ürünü gösterdikleri, yürüyeni için dalga geçiyorduk.

    • Turbo yarışta olur, ama başka sebeple olur. Yolda performans aracı yapacam diye koyarsan McLaren gibi olursun. SC’ler her dönem vardı, benim bugün kullandığımı Ferrari 90 yılında yapamıyorsa kapasın gitsin zaten.

      Ben sürüşüne de, sesine de bakarım. Başkası sileceğine baksın.

          • Anlamadım.
            F40’ın varlık bağımı birçok… F40 ne bağımsız bir ürün ne de tam bir devam. 288 Evo bir prototype/concept. Bir birkaç hedef için geliştirilmiş ürün halini alamamış birşey. F40 kural değişimi ile başarıya ulaşamamış o fikrin olgunlaştırılmış, yenilenmiş hali.
            Üzerinde ki herşey farklı ve ayrı bir yaygın üretim ürünü tabi ki tekrar homologe olacak.
            Evoluzione’nin homologasyonu 288 GTO idi. GTE’nin homologasyonu F40…
            Homologation number birinin B-293 diğerinin B-273
            linkleri bu yüzden verdik ya zaten.

            Sen şimdi kendi mantığınla çıkıp diyorsan ki ona niye V12 niye koymadılar ben olsam koyardım. 🙂 O laftan başka varlıkta karşılığı yoksa hiçbir işe yaramaz bir laf olurdu. F40’nın ünitesi Evo dan olgunlaştırılmış, doygunlaştırılmış bir ünite.
            Elinde en mantıklı ne varsa onu kullanırsın. Hedeflerin de açık.

            Arzu, istek ile yola çıkış kavuşmaz her zaman. McLaren F1 illa V12 olacak diye mi oldu bulamasalar ne olacaktı? ne bulabilselerdi o olacaktı. 0 dan geliştirilmiş bir motor muydu hayır BMW ben varım gel yapalım dedi diye oldu.
            Bence bunun sonuçları üzerinden konuşmanın meali bir yere kadar. O imkanı P1 de yakalayamadılar napalım en harikası bu dediler.
            F40 yine burada ayrılıyor elinde racing bir donanım birikimi varolmuş iken bunu bırakmazsın.

            https://rallygroupbshrine.org/the-group-b-cars/homologation-list/
            https://www.supercars.net/blog/some-of-the-craziest-cars-ever-made/
            bak bu oldukça iyi bir derleme.

  2. Vay anam vay yarın tam tekrar okuyalım inş. bu arada sorular gelirse de yanıtlamaya çalışırız.

    Benim ve çokları için son 30 yılın ilk ve son… sert, vahşi, akılcı ve akıcı hatlarıyla dizayn harikasıdır. Üzerine koyulamamış şeydir üzerine hiçbir şey eklemeden tekrar üretip satılabilecek etkisiz kalmayacak olandır. Yorumcuları da genel de bunu söyler. Velhasıl o erişilemez… Design by Pininfarina…
    Tasarımdan da ibaret değildir o yollar için üretilmiş son pist makinesidir. Hiçbirşey onun kadar az değişiklikle kerblere adapte olamaz…

    F40 nedir biraz daha anlamak için bu abi mutlaka dinlenilmelidir. Birkaç kaydı mevcut.

    https://www.youtube.com/watch?v=ue68iLRgy7I

      • Turbo olması onun güzelliği ve özelliği. Geçmişte Racing kökenli makineler charged olurdu. Bu insanların kafasına sonradan kazınmış dahası yine Ferrari’nin kazıdığı alışkanlık çok doğru prensiplerle oturmadı. Genel geçer kabullerle oluşmuş çok şey yeterli ve doğru değildir… Bu kadar bile uzatmaya gerek yoktu aslında. 🙂

          • Cıks… bu bahiste ilgisi yok. Bu aracın varlık oluşumunu anlamak için 288 Evoluzione’e bakacaksınız. Bu varlık sahası ve hedefleriyle oradan doğdu. Turbo olmak zorundaydı dönemin model homologasyonunu ve seri segment homologasyonunu alabilmesi için hedef Group B idi. Group B de kaç tane SC araç biliyorsun?
            Bu gerçekleşmeyince F40 dizayn, ürün safhasında plan GTx racing idi orada da aynı homologasyon geçerlidir.
            İnsanlar devamlı niçin V12 olmadığını sorgularlar pek araştırmadan… Bu sonradan oluşan bir algının sonucu, sonuçtan kaynağa gidilmez her zaman. F50 hiçbir zaman yarışmadı, yarışamadı… Peki Turbo, Renault icadı mı? tabi ki değil.
            Devrin LM GT’lerine bakılırsa ya hacimli natural’ler ya TC’ler görülür bunların nedenleri var.
            TC avrupa, SC ‘ın ise amerika da yaygın olma nedenleri de var. Başta oluşan üretici tercihleriyle birlikte FIA delegasyonu bunları finalde oturmuş kılıyor. Piyasaları oluşturan iç dinamikleri de var.
            Çok kısa kök nedenlerden bir tanesi. Avrupa motorlarda yeniden dizayn ve üretimlerden çekinmeyen bir zihne sahipti. USA ise bunu çok gerekli görmüyordu her zaman. O yüzden koca koca supercharge’lar, kafam kadar turbo charge’lar uygulamayı, biraz dayanıklılaştırıp etanol çakmayı çok zaman daha mantıklı ve kabul edilebilir gördüler.
            İşte konu F40 olunca sayfalar dolusu yazdıracak şeyler her zaman çıkar ama takat yetmez. Zaten tarih boyunca pek öyle sayfalarca yazdıracak pek birşey çıkmamıştır…

            • Cıks. Bunları, 288 Evo’yu biliyorum. O kadar uğraşıp yola araba yapıp o turboları sökmüyorsan eldekini iteliyorsun demektir. Beğenmedik.

              Renault turboyu icat eden değil, yol aracına turbo fakir işi olup da az yaksın diye takılır. Güç için takan, yakıt derdi de yoksa neden takar ki? Amarigalılar kadar iş bilen yok.

              • Niçin söksün? sen F50 den başlayarak atmosferiğe ikna oldun diye mi?
                O günlerde F1 de birçok seri de turbo’lar var. 🙂
                Niçin söküpte o hacimde etkisiz bir motor kalsın ellerinde?
                O günlerde turbo’su olan kimin reklamını bozmak istiyorlardı? Ve geçtilerde. 🙂

                Bak yine olmadı R5 Turbo’a Alpine 310’a fakir işi olsun diye mi takıldı? 🙂
                Bu dediğin de sonranın bakışı. Turbo zengin işiydi. Audi Quattro, Lanicia Integrale gibilerde de var olma nedenleri oldu. Bu tip şeylerin binek, turbosuzları da var oldu fakirler için. Çünkü turbo dedin mi yaktırır uçururdu. Yani turbo güç için takılırdı. O yüzden Turbo ve supercharge 1 nolu racing üniteleridir..
                Bugünün saçmalığı zaten ancak o günleri bilerek anlaşılırdı. Bugün 4 turbolu binek, lüks sedan var. Neymiş kimisinde 2 tanesi elektrikliymiş. Bir zamanlar koca hacimlerde quad turbo denildiğinde akan sular dururdu. Şimdilerde gücü abartmak için olan şeyi motor denilen şeyi cücük kadar koyup bu ne lan demesinler diye ayakta tutmak için kullanıyorlar…
                Neymiş lag mış şuymuş buymuş bu da hikaye bakış… Hiçbir ruhu var olmayınca lag’ı olmasa ne yazar olsa ne.
                Bir zamanlar RS Cosworth denilince bir tarafları titrerdi insanların. İşte o yüzden asfalt kazıyan, çılgın akselerasyon makinesi F40…

                https://www.youtube.com/watch?v=NYYA2jE3Ze0

                • Şu ruhu, hissi, heyecanı verebilecek XX den, Zonda R’dan başka verebilecek tek bir makine yok belki. Sonra da diyorlar medeniyet gelişti… nah gelişti..

                  Dengesizce çılgınlık, ruh namına birşey bulabildiğin herşey 80 öncesi dizayna sahip örneğini gösterdiğimiz Ford GT, Se7en vs gibi…

                • Turbo fakir boost’udur. Hacim büyütüp atmosferik yapmak mümkün. hadi kalıp, ağırlık vs dedin, (ki charged motor hafif zaten olamaz) SC çakarsın, bir kayışa bakar. Hacimli atmosferik ve düşük hacimli SC’ler varken turboyu beğenemem. Birisi yaptı diye de değer koyamam. Yapmışlar, ama olmamış.

                  Turbo lag’ı da karakter diye satıyor adamlar işte, görüyoruz.

                  6.2 litre SC V8 de kullandık, 7 litre atmo da… Arabalarımdan üçü turboydu, üçünden de o yönden memnun değildim.

    • Videoyu şimdi izledim. Şiirler, tiradlar.

      Yarış için yapılmış şey illaki hepsinden güzel olacaktır. Kime göre tabi 🙂 Günümüzde aynısını yapma şansları yok, bir şekilde yapsalar da alan çıkmayacaktır. Benim için hala en güzeli 68 Firebird mesela, iyisi mi yok? Tonla… Ama akıl var değerlendiriyoruz.

      • Salt insan mamülü bir makine şiirler yazdıramaz insana, yazdırabiliyorsa nedenleri vardır.

        Tamamen yanılıyorsun. İnsanların bunu Ferrari’e yazdıklarını, anketlere girdiğini çok iyi biliyorum. Dokunmaksızın tekrar üretilmesini hayal etmiş koca bir zengin kitlesi vardı. Bunlar hayalci çocuklar değil sadece. Hatta bunu Pininfarina’a söyleyenler oldu fakat izin koparmadan bunu yapmaları mümkün değil.
        Forumlarda zevkle aralarında konuştular 2000’lerin varlıklarıyla görüntüsüne pek fazla dokunmadan (üzerine öyle ucube şeyler yapanlar da pek çıkmadı bu da bir anlamdır) 810-50 kilo civarlarına üretilebileceğini hayal ettiler tabi gerçekleşmesi imkansızdı.
        Binlerce Ferrarici toplandığında içlerinde en haşmetlileri 512TR, P3x gibi bazı sayılı modellerin sahipleri gibi F40 cılar olmuştur. Aynı yukarıda ki resimde olduğu gibi. F40 ile zirvesine ulaşan jant dizaynı bile kendi başına marka haline gelmişti anahtarlık şu bu vs. Kim nerede o tarz birşey görse aaa F40 jantı diyordu rahatlıkla. Kulpsuz kapı panelleri F40 ile simgeleşti, anıldı vs. Koca yerleşik arka kanatların zirvesi…
        Yani sonradan bu işleri takip edenlerin önemsiz gördüğü kadarıyla önemsiz değil bugünün ihtiyar insanları için. 🙂
        Yeniden üretildiğinde kapış kapış gidecek araçlara birkaç örnek vereyim mesela…
        850CSI, Miura, Countach, Pantera, W201 E class, Esprit s4, C5 ZR1, RT/10…
        Ki bunlardan bazıları yapıldı dediğimiz gibi de oldu. Halen devam eden tarihi eser olmuş AC Cobra, Ford GT replica örnekleri de ortada… Bazı harika şeyler ölmez, eskimez…

        Yarış için, yarış makinesi gibi olması için yapılma çok önemli ve değeri oluşturan şey. Her zaman dedim harika McLaren F1 dahi buna sahip değil. NSX’in böyle bir ünü yok… Bunun getirdiği bir tad var parasıyla aranıpta bulunamayan. Bunu bir daha Ferrari de yapamadı yada yapmadı. Bu aynı FXX’i trafiğin yollarına homolog edip kullanan bir kafa ürünü gibi bir şey ki muazzamdır o zihin. 30 yılda ben böyle başka bir model bilmiyorum.
        O yüzden kahrolsun emisyonlar… 🙂

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]