Yakıt enjeksiyonu çağında artık silindir başına dört valf kullanımı bir standart haline geldi. Ancak bunun sadece yarısıyla bile harika olabilen, dört silindir’den 12’ye kadar olabilen araçlar var ve bunların en iyilerini derledik.

Yakıt enjeksiyonu günlerinden önce çoğu araç tek bir emme ve tek bir egzoz valfi ile çalışıyordu. Ve bu müthiş motorların üretilebilmesinin önünde bir engel değildi…

Peugeot 205 GTi

Dört silindirli ve kesinlikle muazzam Peugeot 205 GTi ile başlayalım. 1.9 litre 130 beygirlik ünite tercihimiz oldu ki 1.6’lık olanı da oldukça değerli. Bu sekiz valfli yıldız parçası 16 valfli araçların yanında durduğunda ekstra valflere ihtiyaç olmadığını kanıtlıyordu.

Asgari ses yalıtımı ve temel egzoz sistemi ile birlikte günümüzün dört silindirli otomobillerinden çok daha iyi ses çıkarıyordu. Onu sevmiştik.

Citroen Saxo VTR

Görece daha az iyi, ancak daha ulaşılabilir olan sekiz valfli motor Citroen Saxo VTR’daki 1.6 litrelik ünite. O her zaman 16 valfli kardeşi VTS’nin gölgesinde kaldı, ancak aradaki devasa maliyet farkı çoğu meraklının VTR’a yönelmesine neden oldu. Modifiye edildi, parçalar hazırlandı ve kısacık hayatında sonuna kadar kullanıldı.

Bu potansiyeli yüzünden listemizde bulunuyor. Standart 97 beygirlik bu araç her yeni proje için temiz bir tuval konumunda.

Volkswagen Passat VR6

İki silindir daha ekleyelim ve Volkswagen’in VR6’sına gelelim. İsmindeki harfler Almanca ‘V motor’ ve ‘sıralı motor’ kelimelerinden geliyor, çünkü üç silindirli iki silindir bloğu yerine VR6’da 15 derecelik V6 motoru tek bir blok içine sıkıştırılmış. Bu inanılmaz bir mühendislik ve W16 Bugatti Veyron ve Chiron gibi projelerde halen kullanılıyor. Passat’lardan Continental GT’lere kadar uzanan araçlardaki W12 motoru da bu sistemle çalışıyor.

12 valfli 2.8 litre hacimli Volkswagen standart olarak 172 beygir güç üretiyor. Bu günümüze göre fazla gelmeyebilir, ancak eğlenceli bir egzoz sistemi ile beklediğinizden daha iyi bir ses elde edersiniz.

Alfa Romeo 33 Stradale

İki silindir daha eklemek bizi baş döndürücü Alfa Romeo 33 Stradale’ye götürüyor. Çoğu hareketli parçasını yarış araçlarından alan bu makina sokakların hakimi olmak için üretildi. 2 litre V8 motoru 8800 devirde 230 beygir güç üretebiliyordu. 1967’den bahsediyoruz! Bunun olabilmesi için motorun silindir başına tek bir emme ve tek bir egzoz valfine sahip olması yeterliydi.

33 Stradale’yi bir sime yapan diğer harika etmen ağırlığıydı. Sadece 700 kg olan bu araç doğru ekipmana sahip dört güçlü adam tarafından kaldırılıp götürülebiliyordu. Ancak kapı kilitleri bile olmayan bu araca sahip olmak istiyorsanız, ortalarda bırakmamanız gerekiyordu.

MG ZT 260

1991’de ortaya çıkan Ford modular V8 motoru oldukça güzel bir karaktere sahipti. Örnek olarak MG ZT’deki kullanımını gösterebiliriz, sadece 258 beygir üretse de, 406 nm torku ile asfaltı kazıyabilecek güçteydi. Polis aracı olarak kullanılan Crown Victoria’lar, Mustang’ler ve F serisi pick-up’larda kullanılmıştı. Halen de engelliler için tasarlanan Mobility Ventures MV-1’de kullanılmaya devam ediliyor.

İlk başlarda 188 beygir üretiyordu ve birkaç yıl sonra ortaya çıkan 32 valfli versiyonu tarafından gölgelenmişti, ancak 20 yıldan fazla üretilecek kadar iyi bir motordu.

Ferrari 275 GTB

Ferrari 275 GTB üretilmiş en hoş araçlardan birisi ve kaputunun altında toplamda sadece 24 valfe sahip Colombo 60 derece V12 motoru yatıyor. Bu motor ailesini kullanan son Ferrari’lerden biriydi, ancak muhtemelen en iyisiydi. Karbüratörlü 3.3 litrelik olanı çağının en karakterli ve en iyi ses çıkaran aracıydı.

3.3 litrelik ünite hayatı boyunca 280-300 beygir arası güç üretti. Competizione Speciales olarak adlandırılan yarış versiyonları da bulunuyordu ve devasa hafifletme programından geçirilmişlerdi. Bu işlem aracın ağırlığının %10’unun azaltılabilmesini sağlamıştı.

Lamborghini Miura

Güzel İtalyan araçlarından bahsetmeye devam edersek, efsane Lamborghini Miura tarihin iki valfli yıldızlarından bir diğeriydi. 350GT’deki 3.5 litrelik V12’nin 3.9 litreye yükseltilmiş versiyonunu kullanıyordu.

350GT Ferruccio Lamborghini’nin umduğu kadar olay yaratmamıştı, ancak 345 beygir ile ortaya çıkan Miura Lamborghini’nin dünyanın en iyi poster otomobillerini tasarlama çağının başlangıcı olmuştu.

1 YORUM

  1. Çift valf’liler 90’ların sonuna kadar bizde oldukça yaygın olarak yer aldılar…
    Yerli parça üretim katkısıyla dünya satamadıklarından terk ederken biz de ürün dolayısıyla talep çoktu. Yakın döneme kadar Mercedes, BMW gibi üreticiler bizim gibi 3. sınıf dünya ülkelerine özel olarak kakaladıkları 1.4-1.6 lt yanlış yerleşimli üniteler içeren araçları.. malum gelişmiş pazarlarda satamayacaklarından sunmuyorlardı. Dünyada genellik halini alan mallaşma ve mallaştırma sebebiyle şimdi ayırtetmeksizin herkese kakalıyorlar o ayrı….
    Hatta yukarıda ki bahisle 2000’lerin başlarında yavaş yavaş EU pazarlarında sundukları GT olarak tanımlanan en güçlü versiyonlar gelmemeye başlamasıyla birlikte başta Renault ve FIAT satışında çift valfliler önemli bir payı teşkil ediyordu…

    İçerik olarak ise çift valflilerin 1. nolu handikapı yüksek yakıt tüketimleridir. Buna karşın motor üst kısmı daha hafif olabilmesinin dışında, basitliklerinden daha dayanıklı, hor kullanıma gelebilen, bakım maliyetleri ve bakım tolerasyonunun düşük olması gibi güzellikleri vardı. Tabi bir de devir çevirebiliyorsa şayet sesin üretim geometrisi kökenleriyle hattın daha temiz olmasından dolayı patlama sesi daha temiz kalıyor yani sesleri daha güzel çıkıyordu. Tabi bu basitleştirilen ucuz ve ağır motorlarda tam tersi olarak sesleri quad valve ‘lilere göre çok daha kötüydü.
    Velhasıl teknik ve teknolojide düz mantığın işlemediği üzere daha az valf sayısına rağmen daha fazla tüketim merak edene araştırma kapısı sunar tabi ilgilenen olursa. Mesela drag dünyasında da çok tercih edilen 205 GTI, bir jenerasyon konusunun çok üzerinde olmak ve çok daha yüksek HP’li olmasına göre 306 GTI dan çok daha fazla tüketiyordu. Performans comunity’sinde bu sık dile getirildiğinden tercih edimi düşmüştü.
    Mesela küçücük depolara rağmen hafifte kalmak istediğinizde yanınızda bidonla benzin taşımak yada performans yürüyüşüne ara verip petrolcüye gidip gelme ihtiyacı hissediyordunuz. Bu tabi özel bir dünya.
    Bunun dışında yazıda geçtiği üzere elde edimi daha ucuz olduğundan ve motorlar basit olduğundan mesela krank taşlamanın gırla gittiği zamanlarda özellikle bu araçlar daha fazla tercih ediliyor olabiliyordu. Özellikle drag dünyasında.
    Aslında iş gören ihtiyaçları karşılayan bu dinamik tercihin yok olmasına sebep olan da oldukça geç tarihler olmak üzere de emisyon kaideleridir. Zira tüketimi o kadar da düşünen yoktu. Halen düşünen olduğunu sananlar varsa tatlı rüyalar der kaçarım…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]