0’dan 100’e 2 saniyede çıkan Japon kılıcı: Aspark Owl

8

Kılıç dedik ama, sapan mı demeliydik? 860 kg kadar ağırlık, 430 beygir toplam güç ve 760 nm tork. Aspark Owl, gizemli bir Japon teknik danışmanlık şirketinin projesi ve 0-100 hızlanmasını 2 saniyede tamamlayacağını iddia ediyor.

Frankfurt otomobil fuarının bir köşesinde duran bu araba herkesin dikkatini çekti. Belki bazıları ‘içinde V12 olmadığı için’ kısa bir bakışın ardından es geçti, ancak bu gümüş güzelliğin farklı bir amacı var.

Şirketin web sitesi, aracın 2014 baharından bu yana geliştirildiğini yazıyor ve ciddi bir iddiaları var: “Dünyanın en iyi hızlanan elektrikli aracı”

Evet, Aspark Owl tamamen elektrikli bir otomobil ve bu hızlanmasını elektrik motorlarının verdiği devirden bağımsız tork sayesinde başarıyor. Tasarım ekibi menzilden ziyade ağırlığa önem vermiş ve araç tam şarj ile sadece 150 km yol kat edebiliyor. Düşük ağırlık, 4.44 son dişli oranı, inanılmaz geniş lastikler, başarının reçetesi haline gelmiş.

Ancak tüm bu iddialar henüz teoride kalıyor. Aracın gelişim sürecindeki fotoğraflar ve videolar bu hedefe ulaşmak için hala biraz zamana ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

Aspark dış gövdenin toplam 50 kg olduğunu iddia ediyor ve bu da kalan 810 kg’nın şasi, motor, batarya ve aktarma organlarından geldiği anlamına geliyor.

Araç 100 km hıza çıkıp durabilmek için sadece 50 metreye ihtiyaç duyuluyor ve öyle ki bir fabrikanın arkasındaki küçük bir alanda test edilebiliyor.

Aracın prototipinin birkaç hızlanma sürüşü yaptığı videolara ulaşmak mümkün, Japon ekip hiçbir şeyi saklamaya gerek duymuyor.

Bunlardan birisi de bu:

Test pilotunun denemelerden birinde ‘aşırı hızlanma’ olduğunu düşünüp korkarak 2 saniye dolmadan, sadece 1.75 saniyede gaza basmayı bıraktığı belirtiliyor.

Evet, rastgele bir Japon şirketi hafif bir elektrikli spor otomobil geliştiriyor ve bu otomobilin dünyanın en hızlı olmasını planlıyor.

İlk otomobilini geliştiren bir şirket için her şey bir rüya gibi görünüyor olmalı, ancak bu ilk yaptıkları şeyden en iyisi ile ayrılmamaları için hiçbir sebep yok.

Şimdi basın bildirisi papağanlığını bırakalım da bu 2 saniyenin nasıl gerçek olacağını, bunun için hangi şartların gerektiğine bakalım.

Öncelikle aracın üzerinde önde 275, arkada ise 335 olmak üzere devasa lastikler var ve bu lastikler bu denemeler için 110 dereceye ısıtılıyor.

Aktarma organları ise kalkış öncesinde bir scooter motoru ile tersine çalıştırılarak ısıtılıyor. Demek ki limitlere ulaşmak için elektriklilerde de ön ısıtma şart.

Ekip test aşamasında uzun mesafeler gitmeyeceği için standart Lityum bataryalar yerine çok hızlı dolabilen süper kapasitörler kullanıyor.

Görüldüğü gibi araç henüz çok ham durumda ve gerçekten hazır olabilmesi için biraz daha zamana ihtiyaç var. Elbette vaat ettiği şeyi başarabilmek için lastikler ve motorunun sıcak, bataryalarının dolu ve asfaltın da iyi ve temiz olması gerekiyor. Menzil mi? Süper otomobillerini yılda 200 km bile sürmeyen koleksiyonerler için sorun olmasa gerek.

8 Yorum

  1. Bu ürün tipinde çok şaşılacak, abartılacak pek birşey yok artık.
    Aston Martin gibi devasa bir kuruluşun valkyrie projesinde partnerliğe gittiği Rimac sadece 6-7 yıllık bir şirket. Genç bir adamın ilk deney ürünü (E30 EV) bizim haberlere dahi çıkmıştı. Haber ve gelecek ümitlerine konu olmuş Ferrari’nin balpeteği piston mimarisini hazırlayan firma da neredeyse sadece 10 yıllık.
    Bu yukarıda ki gibi araç, makinelerde neredeyse sadece tasarımı, planlamayı yapmış oluyorsunuz. Bunlar üretilen değil birçok ucuz yarış aracı gibi toplanan şeyler. Elinizde 3D print mimari ve buna takla attıracak yetenek olması yeterli.
    Şuan onlarca 3D printing üzerine geliştirilen birkaç kişinin bir araya gelmesiyle kurulmuş küçük şirket var.
    Bunların birçoğu geliştirdiklerini BMW, MB gibi kuruluşlara da satıyor.
    Onbinlerce evinde 3D printer, plotter yapan insan var. Yüzlerce garajlarında eski otomobillerini elektriğe geçiren insan var. Çünkü oldukça basitler. Toparlamak için bazı şeyleri bilmek ve satın alabilmek neredeyse yeterli.
    Oysa evinizde, garajınızda bir V4, V8 ICE yani motor yapamazsınız….
    Gelecek değişim geçiriyor ve neler olabileceği oldukça meçhul.
    Tesla ile umut dağıtan şirket bilindik şirketlere göre varlıkta kıyaslanamayacak küçüklükte bir ölçek. Ani çıkışlar ani batışlara da sebep olabilecek ölçekler bunlar. Bir SAAB, pontiac, Alfa gibi bir markanın batışı dahi 10 yıl sürebiliyorken…

    Artık dizayn ve şablon üretimi, kalıplama da oldukça kolay. Üretimsel becerilerin değişmesi sektör varlıklarının değişmesine sebep olur her zaman. Mesela basit bir örneği ile Desktop PC mod dünyasının halka inmesi o alanda özel üretim yapan şirketlerin sonu olmuştu. Tabi ki herkes özel kasa gibi şeyler yapamıyordu fakat yapabilenlerin sayısı bu tip şirketlerde çalışan sayısından çok daha fazla oldu. Şimdi otomobil denilen ağır dayanıklılık ürünü de bu biçime ufaktan dönüşmeye başlıyor. İnsanlar ihtiyaç duydukları yedek parçaları evlerinde hazırlayabilecekler. Lakin bu başka şüpheleri de getiriyor. Toplayarak hazırladığınız bir 3D yazıcı ve desktop pc masanızda sabit durur oysa otomobil 120 km/h süratlerde devasa kuvvetlere maruz kalan ürünlerdir.
    Şuan kimse 5 den fazla olan tam elektrikli rekortmen hyper car’ın gelecek kalite durumunu bilmiyor.
    Yani otomotiv dönüşüm geçiriyor bu değişimin sonu iyi mi olacak çok meçhul.
    Sadece toplayarak bu kadar şey yapabiliyorken F1’in geleceği ve tavrının gerçekliği de sorgulanabilir…

    Zira Project One denilen araç neredeyse elinizde bulunan şeylerle toplama bir araç. Öznelliği sadece yaptığınız şasi dizaynında. Bunun dışındakiler abartılanların dışında üreticisi için oldukça basit işler diyebiliriz.
    Hatta diyebilirim ki bu kadar pahalı ve sükse bu ürün, XX programme, Veyron, VenomGT gibi oldukça basit temellerde görünen projeleri gerçekleştirmekten de çok daha basit. Aldığı vakitte bunu göstermekte zaten…

    • Bu ürün tipinde çok şaşılacak, abartılacak pek birşey yok artık.

      Bunu ben de yazacaktım içeriğe de, gidişatı bozmayayım diye ellemedim.

      Bu bir yandan güzel bir şey. Şanzıman, debriyaj vs aktarma organlarına ihtiyaç duymadığı için süspansiyon yapabilenin araba yapabileceği bir ortam oluşuyor. Rekabeti ve prototiplemeyi farklı boyutlara çıkarabilecek bir şey.

    • Ayrıca, içten yanmalı motorun düşünüldüğünde ne kadar aciz, ne kadar arkası toplanması gereken bir teknoloji olduğu da ortada. Devir bandı gereksinimi şanzıman ile çözülmek zorunda, relantide durma şartı, duramama dezavantajı da debriyajla çözülüyor malum. Valfleri açıp kapamak için atılan taklalara girmiyorum bile. Seviyoruz falan ama açık zihinle bakmak gerekiyor.

      Haa elektriğin aciz olduğu yer yok mu var, batarya tıkanıklığı şu an belki de tek sorun.

      • İhtiyaçların azalması mı şekil değiştirmesi midir olay…?
        İhtiyaçlar lüzumsuzluklar mıdır her zaman yoksa gereklilikler midir…?

        Niçin aciz olsun 150 ila 250 yıllık teknik. Yeni birşey duyunca tüm eskileri çöpe mi atıyoruz…? Nerede burada insanın akılcılığı…?
        Sevgimiz fazladan yük bindirdiklerimizle mi yoksa erişebildiğimiz en akılcı, ekonomik, çoğulcu çözüm nedeniyle mi…?

        İhtiyaçlarımıza, sanayimize fantazi gözüyle mi bakıyoruz yoksa daha akli, metadojili nedenlerle mi..
        Trifaze motorlar vs çok uzun zamandır hayatımızda onların taşımacılıkta ki varlıkları da birkaç yıllık değil malum. Yine de her güce ihtiyaç duyduğumuz noktada devasa dizelinden, tek patlarına kadar hayatımızın her yerinde bulunuyor ve söküp atılabilecek gibi değiller. Yada tüm fantazia söylemlerin dışında oturup gözlemleyeceğiz neler yapacaklar…
        Bilim kurgu ve evrim ekonomisi ile gerçek yaşam arasında büyük farklar var. Mesela pat patların kaç milyonun hayatını kurtardığını ölçekleyebiliyor muyuz.
        Tekil odaklar yine başka bir sorun. 0-100 yahut salt menzil veya doğal kaynaklık.
        Haberlere bakınca bazen bana Petrol ve Doğal gazı sanki uzaydan damıtıyoruz gibi geliyor…
        Yoksa 0-500 den başka pek bir odağı olmayan hayatımıza pek bir işe yaramayan şeylerde var. Her zaman Tesla’da odağın şu olduğunu söyledik. 0-100 değil menzil ve sürülebilirlik değil sürekli yürüyebilirlik.

        Köyde de benzer düşüncelere gark oldum. Fatura fazla geliyor diye kredi çekilerek girişilmiş yeni moda doğal kaynakçılığın hesap kitabının meçhuliyeti…

        Sabahtan beri ofiste elektrik yok hiç durmadan böğürerek cummins çalışmaya devam ediyor. Başka neyle karşılanabilir 10 yıl sonra bu kadar büyük ihtiyaç bilemiyorum. Ha bakım anlaşması mı yılda herşey dahil sadece 1000 TL…

        Herkes diyor ki bu gelecek, ihtiyaç her yıl 3’e katlanan enerji ihtiyacını düşünen yok. Eh işte tam evrilmemiş insan kafası yada cebini yeterli evrilmiş görmeyen…

        • Bizde de elektrik tekliyor. UPS’ler bu durumdan rahatsız 😀

          Elektrik işi fena çamura batacak 10 sene sonra işler karışabilir gerçekten.

          Elektrik, bu otomobilleri yürütmek için bir alternatif. Dizel var benzin var türbin var da elektrik niye olmasın? Zaten her yerde kullanılıyor da, herkesin edinebileceği yan sanayilerinin çıkması iyi bir şey. Menzil falan anlamam, her işe yarar, Bkz. Rimac.

          • Benim korkulu da olsa arzum ve duam Muhterem Yıldız efendi orada öylece izleyip durmasın celadetini göstersin versin ayarsızların eline ayarsız yükselişlerini… 🙂
            O vakit herhal de geri gördükleri kabileler hayatta kalabilir.:) Hastalık olmaksızın zombiland’a dönüşen şehirler. 🙂

            Alternatif iyi bir tarif ama hangi mealiyle…
            Seçenek, zıtlık, mecburiyet mi?
            Bak aklımda Türbin vardı yazarken unutmuşum.
            Şöyleydi; Birşeyin teori de iyi olması tek geçerli uygulama sebebi midir?
            Onlarca yıldır hayatımızın bir kenarında turbine, jet flow yer alıyor. Bunların çok daha başarılı güç üniteleri olduğunu biliyoruz peki niçin uygulamadık… Bunları da garajlarında, hobiciliğinde istediğinde yapanlar var.
            İyeliğin tek geçerli uygulama koşulu, ekonomik realite olmamasından olabilir mi. Bizler elektrik motorlarına olanca benzemesine rağmen rotary gibi şaft tiplere dahi ucube gözüyle baktık.
            Onlarca zaman geleceğin turbin’li, uçar kaçar havai araçlara ait olacağı yaygarasını halen göremedik. Yani o zamanda o çağın Rimac’ları vardı…
            Tarihi bir realite var ki insanlık zorunlu kılınan her uygulamayı içinde sindiremiyor, zaman içerisinde ligden düşüyor bazı şeyler.
            Dizel bunun zıddı şekilde gerçekleşen bir uygulama oldu mesela.
            Pompa, sahtecilikleriyle de olsa tuttu ve yürüdü. Oyunu kendileri bozdular, bozmak zorunda kaldılar. Aslında hiç olmaması gerekiyordu.
            90 sonları itibariyle ve 2008’leri ile gelişmiş ERS’ciliği onca yıla rağmen çoğunluğun hayatına sadece start-stop ile girebildi ki. Mental sorguya girildiğinde onun da çaktığını çıkartmak pek kolay.
            Yani bu zorlamanın nedenleri anlaşılıyorken tutar yönü garanti değil bunu ancak zaman gösterebilir.

            Acaba bastığında Rimac’ın bütün enerjisi kaç dk da tükeniyor? 🙂

            • Onlarca yıldır hayatımızın bir kenarında turbine, jet flow yer alıyor. Bunların çok daha başarılı güç üniteleri olduğunu biliyoruz peki niçin uygulamadık…

              F1 motorları yol aracına neden düşmediyse o yüzden.

              Dizelde gerçekten iyi malzeme kullandılar, VGT, CR, EGR, CAT, DPF kastılar da kastılar, pahalı mahalı bir şeyler yaptılar. Zaten ondan 5-10 kaat daha pahalı. Benzine o kadar yatırım yapan yok. 3 silindir turbo yapıyorlar, ortadan ayrılmasa bujiyi geri fırlatıyor 😀

              Li-Ion. Kilit malzeme bu. Daha iyi uygulaması bulunduğu an hobiciler (sen-ben) hariç dünya buraya kayar. Geriye vızıltı iptali kalıyor, o da iyi bir izoleye bakar.

              • Konunun sadece F1 ile ilgili yok bence odaklanma, yoğunlaşma ile ilgisi var. F1’in herşey demek olduğu kafadan çıkarılmalı. Genel dünya ile en az ilgili ortam F1’dir.
                https://en.wikipedia.org/wiki/Category:Automobiles_powered_by_gas_turbines
                http://granatelliturbines.com/

                Hatırlanırsa bir zamanlar future, hayal dünyasını gaz türbinli araçlar teşkil ediyordu.

                Odaklanılmayanlar sadece bunlar değil. Birçok içten patlamalı deney ürünü vardı ve halen de var.
                Birileri için maksat verimlilik vs değil.

                Konu bence sadece capacity de değil elektronik cihazların battery maliyetleri ortada. Dünyanın çoğunluğu halen 10 yıl üzeri araçlarla dolu. Dünya Alman pazarından ibaret değil. Henüz kimse pilli bebeklerin pilini değiştirmeyi tatmadı. Bu insanlara şanzıman maliyeti dahi oldukça yüksek geliyor… Bir otomobilin 1/4, 1/3 maliyetini tutan şeylerden bahsediyoruz. Bir motorun ve çoğunluk ekipmanın ham ömrü 200k km üzerinde…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]