Dev Karşılaştırma: Egea mı? M4 mü?

3

BMW 2014’te yeni performans coupe’si M4’ü tanıtmış, performansı ve üst düzey özellikleri ile konfor sevenleri sporla tekrar buluşturmuştu. Fiat da bu atılımdan geri kalmak istemedi ve Project Ægea adını verdiği bir çalışmaya başladı. 2015’te çalışmanın ilk ürünü Fiat Aegea Sedan satışa sunuldu.

Peki Aegea M4’le ne kadar rekabet edebiliyor? Otomobil satın alırken hangisi tercih edilmeli? Son Sektör ekibi olarak iki aracı da derinlemesine inceledik, yeri geldi pist rekorları kırdık, yeri geldi taklalar attık.

2016-fiat-aegea-desktop-wallpaper

Şimdi efenim, öncelikle Fiat’ın yeni otomobilinin isminde hemfikir olalım; Bize Aegea dediler, Ægea diye yazdılar, sonrasında sessiz sedasız bir şekilde Egea demeye başladılar. Peki bu isim karmaşası nereden çıktı?

Lansmanda bulunan basın dostlarımız arasında dönen geyik Fiat’ın pazarlama ekibinin kulağına gitmiş olmalı. Ülkemizde Aegea’nın halk tarafından nasıl okunacağı, neye benzetileceği geyiğine biz de espri tedarik etmiştik. Aramızda bazı işgüzarlar bulunuyor olmalı ki, birileri Fiat’ı bu konuda uyarmış. Haksız da sayılmazlar, çünkü geyiğin sonucunda vatandaşın bu otomobile Aga veya Aygaz diyeceği konusunda fikir birliğine varmıştık.

Çünkü biz Renault Symbol’e SÜMBÜL diyen bir milletiz!

Pazarlama ekibi kriz daha başlamadan atılım yaptı ve aracın ismini Egea olarak değiştirdi. Sondaki ‘a’ harfinin Marea/Siena/Albea/Linea isimlerini keşfeden ve her modele bir şekilde sızan eleman tarafından eklendiğini tahmin ediyoruz. Aynı zamanda ismi de yabancı gösteriyor ki, ülkece yabancı isimlere daha başka gözle bakıyoruz. Malum, adam dükkanı ‘McDonald’ın yeri’ diye açsaydı burada iş yapamazdı.

Genel bakış

Fiat, otomobil gamını cicili bicililer ve fonksiyoneller olarak ikiye ayırıyor. Örneğin Fiat 500 cicili bicili modeldir. İnsan onu ilkgördüğünde “ne güzel şeysin sen” diye düşünür, eve götürüp besleyesi gelir! Yatarken yastığınızın altına koymak istersiniz, öyle bağlar adamı… Egea aslen fonksiyonel modellerin yerini almak için tasarlansa da, Premium görüntüsü ve bol kese özellikleri ile cicili bicili modellere de göz kırpıyor.

BMW yönetiminde çalışan iki Bavyeralı konuşurken; ‘Hans abi, M3 Coupe diye çok acayip modeller tasarlıyoruz, vatandaş geliyor M3 diyor ve diğer atarlı sedan modelimiz ile aynı kefeye koyuyor, pazarlama departmanımız rahatsız, bir şey yapmalı!’ deyip model isimlerindeki rakam boşluklarını ince görerek hazırladığı M4 her ne kadar sportif olsa da, dört koltuğa sahip ve bu sayede bir miktar fonksiyonelliğe de hitap ediyor. Egea ise M4’teki çift kapı tasarıma geleneksel sedan şeklinde dört kapı olarak cevap vermiş ve fonksiyonellik bakımından bir adım önde olmayı amaçlamış. Tasarımda, BMW müşterilerinin hedef alındığının açık bir göstergesi de aracın Hofmeister kink’e sahip olması. Hofmeister kink ne la? Diye sorduysanız buraya tıklayın ki beyin kıvrımlarınız şenlensin.

bseuhsoo

M4 elbette temel aldığı 4 serisine göre daha başarılı süspansiyon sistemi ile geliyor, ancak Fiat da cevap niteliğindeki aracında kesinlikle seviye atlamış. Egea’da, Albea ve Linea’daki dengesiz şasiden eser yok. Jeep Renegade’de kullanılan şasinin üzerine inşa edilen Egea, bu sayede sınıfının çok üzerinde bir sürüş dengesi yakalamayı başarmış.

İç mekan

BMW M4 her zaman alıştığımız BMW kalitesi ve çizgilerine, dinamik hatlara sahipken öte yandan da dinlendirici denilebilecek klasik Bavyeralı tasarımını da elden bırakmıyor. Egea da bu konuda M4’ten aşağı kalmıyor, her ne kadar malzeme kalitesi tel maşa olsa da, kokpitteki parçalardaki işçilik ve tasarımda büyük ilerleme kaydedilmiş ve Linea’dan mümkün olduğunca uzaklaşılmış. Düşünün ki konsolun üst kısmında ve kapı içlerinde kendi aramızda ‘Tırnakmatik’ olarak adlandırdığımız yumuşak kaplama bile mevcut.

fiat-aegea-interior-and-dashboard-press-image

Egea’nın boş modeli Easy’de otomatik klimadan tasarruf edilmiş. Ancak Fiat’ın Turin’deki tasarım ekibi yıllardır ucuz ötesi araçlarında kullandığı bir tasarım detayını manuel klimalı modellerde kullanmaya inatla devam ediyor.

Fiat’ın 2016 yılındaki amiral gemisi olan ‘Dünya modeli’ otomobilinde bu tür detay eksikliklerini görmek bizi üzdü. Kim bilir, Egea’nın dış tasarımındaki mükemmelik bizim beklentilerimizi fazla artırmıştır…

untitled-4

Fotoğrafta en alttaki bölüm Egea Sedan Easy modelinden. Hava sirkülasyonunu seçtiğimiz düğmeye bakın, Palio ve Linea’da görmeye alıştığımız Demirdöküm soba ayar mandalından ilham alındığını tahmin ettiğimiz parça, orta üst kısımda açıkça görülüyor ve hareket ettirilirken ‘hırç’ diye sesini çıkarmaktan da çekinmiyor. Orta kısımda Hatchback modelindeki uyarlaması görülüyor ki Avrupa pazarı için hazırlanan modelde o kısım elektronik olmayı başarmış. En üstte ise lansman fotoğraflarında bol bol gördüğümüz otomatik klimanın paneli yer alıyor. Bak bunu herkes yazmaz! Neyi gösterip neyi veriyorlar, dikkat etmeli.

Elbette BMW ‘ben Premium markayım abi’ bahaneli fiyat etiketinin hakkını vererek uzay gemisinden alınma otomatik klima ile noktayı koymuş durumda, anlatmaya gerek yok.

2014-bmw-m4-interior

Tasarım

Tasarım konusunda iki araç da birbirine çok zıt görünseler de oldukça yakınlar ve bu konuda Fiat’ı tebrik etmek gerekiyor. Avrupa pazarına -daha çok tercih edildiğinden- hatchback modeller tedarik ederken, Türk insanının sedan sevdiğini hep sonradan fark eden  İtalyan devi, ürettiği HB modellere bakıp ‘Yenisine gerek yok, fotoşopla bagaj ekleyip gönderin’ diyerek arka bölümüne bir bagaj kaktırdığı modelleri bize itelemeye uzun süre devam etmişlerdi. Bakınız Palio\Albea, Grande Punto\Linea… İnanmayacaksınız ama aynı haltı yeni kıtada Ford da yapıyor, neyse ki bizdeki sedan pazarına henüz göz dikmiş değiller, ahanda Fiesta Sedan;

Ancak Fiat, Egea’yı tasarlarken en baştan sedan olarak tasarlamış. Haliyle bagaj bölümü ekleme durmuyor ve aracın yan ve cam çizgileri ideale yakın görünüyor.

Sadece bu bile Fiat’ın bu araç ile neleri hedeflediğinin ve artık pazarlama felsefesini değiştirdiğinin bir kanıtı.

fiat-aegea-front-three-quarter-press-image

Bildiğiniz gibi M4, eski M3 Coupe’nin yeni evi. Anlayacağınız, otomobil dergilerinin söylemeyi çok sevdikleri halef/selef durumu var. Biz öncül/ardıl sözcüklerini daha çok seviyoruz, bu konuda da kafanız karışmasın.

BMW M4, M3 Coupe’den aldığı mirası birkaç adım daha öteye taşıyor ve aracın özellikle ön ve arka tamponlarında çok daha agresif hatlar kullanarak 3 serisinden uzaklaştığını herkese açıkça göstermek istemiş.

Hofmeister kink bile diğer modellerde görmeye alışık olmadığımız keskinlikte tasarlanmış ve aracın BMW imzasını adeta gözümüze sokuyor.

m4-side

M4’ün arka kısmındaki difüzörümsü kısmın hikaye olduğunu elbette biliyoruz, ancak ‘sıradan ahmet’ bu tasarıma hayran olacaktır.

Elbette Formula 1 takipçisi bizleri memnun etmek pek mümkün değil, o yüzden eleştirme hakkımız da yok. Sonuçta Clio’lara bile düşmüş bir tasarım detayını M4’te görmeseydik bu aracı satın almayabilirdik.

Dört egzoz çıkışı bir an akıllara V8’i getiriyor ama ne hacet… iki turbonun iki çıkışı arkaya gelirken klonlanınca dört olmuş. Aracın kalbi denilen motorunun arkadaki egzoz çıkışlarını bile destekleyemiyor olması BMW’nin bu tasarım şaheseri aracı için utanç verici olsa gerek…

m4-rear-3-4-low

Performans

Bavyeralılar M4’te 3 litre sıralı 6 silindir ve çift turbo kullanan yeni bir motor tanıttı. Sıralı altı silindir size E46’yı hatırlatıyor olabilir, ancak E90/92/93 kodlu daha yeni nesil modellerde kaputu açtığınızda sizi tüm haşmetiyle 4 litrelik bir V8 karşılar.

Peki, ne oldu da o aslan kükremeli V8 motor bir çift turbo I6 (sıralı 6 silindire kısaca böyle deniyor) ile değiştirildi? Otomobil üreticileri son zamanlarda neden turbo’ya sarılıyor?

Turbo, eskiden pahalı bir teknolojiydi ve ‘inanılmaz performans’ ile aynı anlama geliyordu. 1 litre 3 silindir motorlara bile turboyu yapıştıran yeni cesur dünya, bize ‘inanılmaz performans’ mı vaadediyor?

Kazın ayağı öyle değil. Malumunuz 21. Yüzyıldayız ve bu dönemde her şeyin altında bir bit yeniği aramalısınız. Anormal görünen ve muhteşem gösterilen bir teknoloji varsa, orada bi çakallık, bi fırlamalık, bi kurnazlık ve hatta bi fordçuluk vardır!

BMW’nin bu hamlesi aslında motor hacmini küçültme furyasının sonucu. Avrupa’da otomobil vergilendirmesi emisyon üzerinden, ülkemiz gibi bazı yerlerde de hacim üzerinden yapıldığı için, rekabet kapsamında maliyetleri düşürmeye çalışan üreticiler daha düşük vergiye sahip olabilmek için yılana (şair burada turbodan bahsediyor) sarıldı.

M4, 3 litre çift turbo motoru ile ana rakipleri Audi RS5 ve Mercedes C63’e göre çok daha düşük vergi diliminde yer alıyor. Bu avantaj hacim küçüklüğünden dolayı ülkemizde de mevcut. Hadi yine iyisiniz…

Egea’ya dönecek olursak, Fiat küçük motorlar konusunda yıllardır sektör lideri konumunda ve bu anlayışın sağladığı vergi avantajına, cezasızlık avantajını da eklemeyi kendisine misyon edinmiş durumda. Şehirlerarası yollardaki EDS’lerin farkına varan Fiat, güçlü motor seçeneklerini doğrudan eleyerek sizi aşırı hız cezası yemekten kurtarıyor. Hız sınırlarının limitlerine göre kalibre edilmiş motor ve aktarma organlarına sahip araçlar geliştirerek sahibine çifte kazanç sağlıyor.

M4 piste çıkıyor, Egea ne yapıyor? Nabeeeer!!!’ diye girişecek arkadaşlara yanıtı Türk ve Alman yetkililer uzun zaman önce verdiler. Masraflı olduğu gerekçesiyle yarış pistimiz İstanbul Park’tan kurtulmamızın ardından Almanlar da bu konsepti beğenince Nürburgring’de Formula 1 yarışlarını düzenlemekten vazgeçtiler. BMW’nin vatanı, hatta kendi pisti denilebilecek Nürburgring’in yarışlara kapılarını kapatması M4’ün daha çok bir yol otomobili olarak tasarlandığını bize ispatlıyor. Nabeeeer!!!

855979_p90152949-highres

BMW, M4’te 7 ileri çift kavramalı otomatik ve 6 ileri manuel vites seçenekleri sunuyor. Corvette C7’deki 7 ileri manuel kadar ileri gitmemeyi tercih eden Hansgiller, ‘6 iyidir, şoföre sıkıntı yapmayalım.’ diyerek doğru bir noktaya temas etmişler.

Egea’ya gelelim. Fiat yeni trende uyarak Egea’yı 6 ileri şanzımanla taçlandırmış. Manuel viteste de 6 ileriyi kullanarak sportifliğe vurgu yaparken aslında motorun daha az yakıt tükettiği devir bantlarında daha uzun süre kalmayı sağlayarak emisyonları düşürüyor. Egea performans temelli olmadığını direksiyon hissiyatı ile ele veriyor. Sportif sürüşe imkan verecek keskinliğe sahip olmayan direksiyon sistemi, tamamen konfor vaadiyle geliştirilmiş ve Palio ile kısmen Linea’da bulunan hassas tasarımlardan vazgeçilmiş.

M4’e geri dönelim, turbolara aklımız takıldı. BMW neden büyük tek bir turbo kullanmak varken iki tane küçük turbo kullandı ki? Aşırı mühendislik mi yapmak istedi? İşte bunların sebebi hep turbo gecikmesi. Malum turbo motorların ‘tork’ dışında performansa nitelikli yönde hiçbir katkısı yok. Turbo türbinlerinin devirlenmesinin zaman alması ise bize turbo gecikmesi olarak yansıyınca, hevesimiz kaçıyor. Bunu bilen Bavyeralılar bir tane büyük turbo yerine iki tane küçük turbo yerleştirip dönen kütleyi azaltarak bu gecikmeyi asgariye indirmeyi hedeflemiş. Oldukça başarılı oldukları da söylenebilir.

Ancak şu bir gerçek ki; ne kadar iyi mühendislik yaparsanız yapın, ne kadar iyi tasarlarsanız tasarlayın, ne kadar hafif malzeme kullanırsanız kullanın, BMW M4, öncülü M3 Coupe’nin atmosferik V8’nin tepkisine sahip olmaktan çok uzak. Turbo, Egea’da da var!

Bavyeralılar kendilerini affettirmek için egzotik materyal işine girmişler. Colin Chapman’ın ‘hafiflik ekle’ sözünü duyduktan sonra kendilerini bunun büyüsüne kaptırmışlar ve M4’ün nur topu gibi karbon fiber parçaları olmuş. Aracın şaftı ve tavanı karbon fiberden imal edilmiş. Akslar da içi boş parçalardan tasarlanarak hareketli ağırlık azaltılmış ve performans tepkisinin artması hedeflenmiş. Turbo gecikmesini bu kadar az gösteren şeylerin arasında bu detaylar da var.

İlla piste gireceğim, yoksa karnım ağrır diyenler için ise opsiyonel olarak karbon seramik fren sistemi seçeneği sunulmuş ki, 3 turdan sonra çakıl havuzuna zorunlu ziyaret yapmayalım. Evet evet… Burada belirtmekte fayda var, aracınız ne kadar cafcaflı olursa olsun özel olarak pist için tasarlanmış araçlar gibi değiller. Yani Aventador’uyla, 458 Italia’sıyla, R35 Skyline’ıyla, M4’üyle İstanbul Park’a çıkıp caka satmak niyetinde olan abiler, ablalar bilmelidirler ki; tam performans ile turlamak istiyorsanız, içinizdeki en iyi aracın en çok 4 turu var. Çoğu modelde aracın hakkını veren bir sürücü, 2 turda da canını burnuna getirebilir. Başınıza gelecek olan ilk ‘şey’ frenlerin şişmesi olacak (böyle söylemeyi hiç sevmiyoruz ama çoğu kişi böyle anlıyor). Yani frenleme sırasında olusan ısı beklendiğinizden daha çok hasara neden olacak. Fren hidroliğini kaynatacak ve bu da kaliperlerin diskleri ısıramamasına yol açacak… vs.

m4-coupe_044

Ayrıca M4’ün 1600 kg civarında olması ve sürüş dinamikleri olarak M3’ten ziyade M5’i andırması, virajlarda dengeli olsa bile savrulmaya niyetlenmesi ile bünyede negatif bir etki bırakıyor. Motorun gaz tepkisi ve düşük devir aralığı ile birleşince, pist için tasarlanmadığını hemen anlıyorsunuz. Düzde Porsche 911 GT3 RS’e yakın hızlanmalar çıkarabilen bu dört kişilik otomobilin virajlarda da bizi aynı düzeyde mutlu edebilmesini isterdik.

Çift turbo I6 motor bizi tamamen etkileyemese de, performans açısından harika bir seçim, ancak gücünü gösterebildiği tek araç olan Bavyeralının küçüğü M 2.35i’nin saf performansının peşindeyseniz ve sportiflik sizin için gerçekten önemliyse, M4 sizin için yanlış tercih olacaktır. Galeriye gidip bir M2’nin karşısında saçınızla oynayarak ya da sakalınızı kaşıyarak araçla flörtleşebilir, satış görevlilerini heyecanlandırabilirsiniz.

Konfor

Fiat, Egea’nın kalite algısına konfor eklerken, kaliteli malzemeden çok boyutlar üzerine yoğunlaşmış. Öyle ki aracın arka kısmına ses yalıtımı eklemeyi unutmuş görünüyorlar. Arka kısımdan gelen yol sesi tatil yolculuklarında arka koltuğu tercih edecek teyzelerin dedikodularını sürdürmelerini engelleyip, hayırsız damat/evlat olarak adlandırılmanıza sebep olabilir. Ancak şu da var ki, 1.85m boyunda olanlarınız bile arka koltuklarda rahat edebilir. Aracın aslında Türkiye için tasarlanmadığını buradan anlayın.

BMW ise yalıtım konusunda tam tersine gitmiş ve aracın içine ses gelsin diye mücadele vermiş. Mühendislerinin fabrikada refleks olarak aracın her yerine ses yalıtımı yapmasına engel olamayınca, motor sesini içeriye ses sistemi yardımıyla iletmeye karar vermişler. Play tuşuna basıp motor sesi dinlemek! Bonzai gibi maddelerin Almanya’da da bulunduğunun bir göstergesi olsa gerek! 1.85m boyunda olanlarınız bu aracın da arka koltuklarına sığabilir. Ancak biz arka camları cezaevi aracındakilere benzeyen bir coupenin arka koltuğuna geçtiğimizde ‘Daral ve Afakan’ ahalisi ile mücadele verdiğimizden, bu kısımla pek ilgilenmedik. İlgileniyorsanız bize de anlatın lütfen.

Yakıt tüketimi

En alicengizli konu. 21. yüzyılda hadi ekonomik olma derdinde olan araçlar için üreticilerin fabrika verilerinde düşük yakıt tüketimi değerlerini bize kaktırmasını anlayabiliriz diyelim. 6 litre tüketim verisi olan araçların aslında 10 litre tükettiğini acı ve pahalı tecrübeler sonucu öğrendik.

Fiat, Egea için bunu yapmamış. Dizel modeller için 100 km’de 4,5 ile 5,2 litre arasında, benzinli modellerde de 100 km’de 7,7 ile 8,5 litre arasında şehiriçi yakıt tüketim değeri vermiş.

İlginçtir ki bu değerler yanıltıcı değil. 1.4 Fire modeli ile şehirçinde 6-6,5 litre ile turlayabiliyorsunuz. 1.6 E-Torq AT6 modeli ile de 1-1,5 litre fazlasını düşünebiliriz. Dizel modeller ise 5-6 litre civarında. Bu değerler yaklaşık 200.000 km kullandıktan sonra bile 5lt/100km tüketim değerini geçmeyen, bu nedenle de yakıt tüketimi konusunda bize referans olmuş Wolksvagen Jetta 1.6TDI’dan sonra pek de yüksek gelmedi. Tabi gazladığınızda bu değerler artıyor ama gaza ilk kez yüklenip vitesleri yükselttiğinizde yaşa(yama)dıklarınız sizi bir daha gazlamaktan alıkoyacaktır. Alet gitmiyor. Egea sizin güvenliğinizi ve cüzdanınızın kalınlığını koruma derdinde olduğu için içinizdeki tüm hızlanma isteğini hayalet avcılarının yüksek emiş gücüne sahip süpürgesiyle emip bitiriyor. Bu andan itibaren şehiriçi hız limitlerinin yılmaz temsilcisi haline geliveriyorsunuz. Ha gittiği kadar basarım diyorsanız ekranda göreceğiniz rakamlar en çok 13,5 litre. En düşük de 5,5 litre (yokuş aşağı 3,2L). Biz daha fazlasını yapamadık.

M4’de bizi şaşırttı. Efenim, Otomatik Start/Stop işlevi veya Fren Enerjisi Geri Kazanımı (tanıdık geldi ha!) gibi bi dünya fezatronik teknoloji sayesinde şehiriçi 11.1L/100km olan fabrika verisinden çok da uzaklaşmıyor. M4, tüm ihtiraslarınız, içinizdeki canavar, size ait değilmiş gibi davranan sağ ayağınız, sol omuzunuzdaki hız meleği, işgüzar arkadaş …vs gibi etkenlere galip gelip onları dizginleyebilirseniz şehiriçi 12L/100km gibi bir tüketim değeri sunuyor. İşte bunlar hep turbo! Bizim Opel Astra 1.4T ve Insignia 1.6T neredeyse o kadar yakıyor be! Yok efendim ben onları dizginleyemem diyorsanız, masrafınız sadece yakıt olsa iyi. Motor, tüketim konusunda üst limiti yokmuş gibi davranıp 60 litrelik depoyu en çabuk nasıl boşaltırım derdine düşerken, kopmaya pek müsait arka bölüm de lastikleri bitirmekle sorumlu hale geliyor.

Yani diyeceğimiz o ki, üreticiler burada pek alicengiz oyununa girmemiş.

Son sözler

Egea fiyat/performans odaklı tasarımı ile ve Premium sınıfı harbiden zorlayan özellikleri ülkemizdeki vergilere rağmen uygun fiyata getirmeyi başarırken, boyut olarak da artık ‘compact’ diyerek burun kıvırılmayacak şekilde büyük tasarlanmış. Dodge Dart fiyaskosundan daha güçlü çıkmayı düşünen FCA (Fiat Chrysler Automobiles), Egea ile işini artık şansa bırakmak istemediğini açıkça belli ediyor.

80242-b-fia

Egea, Fiat’ın yeni ‘Dünya otomobili’ olarak İtalyan prestijini bu kez hakkıyla dünyaya yaymayı hedefliyor ve bunda başarılı olduğu da söylenebilir, boş modelini almayın yeter!

M4 ise bir mühendislik harikası. Performansı, kalitesi ve tasarım çizgileri evladiyelik olabilecek, tutkunu olabileceğiniz bir deneyim vaadediyor. Tabi bu tanımlamalardan ‘evladiyelik’ kısmı pek mümkün değil, çünkü karbon fiber dediğimiz kara kuru zımbırtının bir ömrü var ve belirli bir zaman sonra parçalanıp dökülmeye başlıyor. Fiber tekneler gibi, ikinci el fiberglass tekne almak niyetindeyseniz, çok yıllanmış olmasın, anladınız siz onu. M4, evladınıza bol miktarda parça maliyeti bırakmak istiyorsanız tercih nedeni olabilir. Ancak sizin de bizim gibi M4’ü aldıktan sonra aracın frenlerini ve süspansiyonlarını imanına kadar zorlayıp, şasiyi epey yorduktan ve bir iki set lastik yiyip hevesinizi aldıktan sonra sadece lastiklerini değiştirerek satacağınızı ve başka bir egzotiğe geçeceğinizi düşündüğümüzden, gelecekteki 2. el M4 kullanıcılarını da uyaralım; bizden araba almayın!

Egea mı, konfor dediğimizde fiyatının üzerinde bir sürüş sunan bu modelin ‘Ben piste de çıkıcam aga‘ gibi bir derdi yok zaten. O premium olma derdinde bile değil, ‘premium görünsün yeter‘ denmiş. Dedik ya, adam bildiğin Hofmeister kink sahibi. Az önce bu nedir diye merak edip yazının sonunda döner bakarım dediyseniz sizi yukarıya doğru zorlamayayım, hemen şöyle buyurun lütfen!

Bir de şu var, her ne kadar İtalyan olsa da Egea, Türk Malı 🙂

3 Yorum

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]