Vın Turizm Niko

1

Başkalarının aksine babasının divanında değil yatında doğan Niko, babasından aldığı gazla ve parayla motor sporlarına merak sarmış, bir gün mutlaka Formula 1 dünya şampiyonu olacağını hayal ederek büyümüştür.

Tipten Alman anasına, fikirden Finli babasına çeken bu genç ergen, kartingde tanıştığı takım arkadaşı kavruk oğlan ile iyi arkadaş olur, birlikte yarışlar kazanır ve birbirlerini geliştirirler. Niko efendi Formula BMW’de şampiyon olduktan sonra babasının F3 takımına yazılır ve babasının da torpiliyle Williams ile testler yapar.

Yeni kurulan GP2’de şampiyon olunca da, babasının şampiyon olduğu takıma adını yazdırır ve Formula 1’e kapağı atar.

İlk yarışında en hızlı tur zamanını atsa da, Niko’nun öğrenme süreci sancılı geçer. Yarışın birinde birisi gelir çarpar, öbür yarışta aracına bir şey olur çarpar. En son da Brezilya yarışında kendi kendine kaza yapınca cesareti kırılan Niko oğul, artık kaza yapmadan ve tehlikeden kaçarak sürmeyi öğrenmeye çalışır.

Yıllar sonra büyük yıldızlı Alman şirketi Formula 1’e girince ‘Alman dimi la bu eleman? Sarı sonuçta?‘ sözleri arasında şansa bala bu takıma alınır. Niko oğul bu habere önce inanamaz, eşantiyon şapkaları ve şirket araçlarını görünce nihayet inanır.

Yeni büyük takımında Niko oğul artık kendisini büyük adam görmektedir, tur bindirirken pilotlara el kol hareketi yapmaya başlar. Hatta elinden gelse selektör yapacaktır. Fakirin dostu, züppenin düşmanı Karthikeyan reyiz ise bu duruma içerlenir. Niko oğulu önce uyarır, dinletemeyince bi koyar freni, Niko veledi uzaya gönderir.

Niko, zırt pırt bozulduğundan dolayı taksi çıkması olduğundan şüphelenilen arabaya sahip Şumi abiyi puanlamada geçer, üstelik bir de bununla övünür.

Ancak hayat Niko oğulu kendi züppelikleriyle sınayacaktır. Şumi abi bırakıp gidince yerine eski takım arkadaşı kavruk olan gelir. Ancak kavruk artık çok değişmiştir. Babasının divanından Nicole’ün kucağına terfi eden kavruk oğlan, artık herkese ve dolayısıyla Niko’ya tepeden bakmaktadır.

Ben Şumi’yi yenmişim, bu kavruğu mu yenemeyeceğim!‘ mottosuyla sezona giren Niko oğul jet hızıyla ağzının payını alır. Kavruk olan divanda durduğu gibi durmamaktadır.

Niko oğul düşünür taşınır, ne yapacağını bulamaz babasına danışır, ondan da bir şey öğrenemez gider eski toprakları inceler. Kavruk oğlanı yenmelidir, ancak yeteneği buna pek yetmemektedir. Eski takım arkadaşı efsanenin Wikipedia sayfasını incelerken bazı taktikler gözüne çarpar, ‘ben bunları kullanırım aga‘ der ve işletmeye başlar.

Monako’da kopya taktik uygulayacaktır, ancak sensei’sinin başaramadığını başarması gerekmektedir. Pistin ortasında lök diye durmak yerine kaçış alanına doğru ‘ay kaydım ben yaa tühhh‘ edasıyla yönlenince sarı bayraklar çıkar, kavruk turunu tamamlayamaz ve Niko polü de cebine katar. Planları işlemeye başlamıştır.

Şumi Sensei’nin diğer eski planı da bir yerlerde kullanılacak gibidir.

Belçika yarışı gelir, Niko kavruğun arka tekerine -yanlışlıkla istemeden görmeden üzülerek- dokunuverir. Hakemler dışında herkes olayı anlar, bu da Niko’ya yeter.

Niko oğul tüm taktikleri çalışmış, ancak kendisini paso geçen kavruğun şampiyon olmasına engel olamamıştır. Bir sonraki sezon da dener, yine olmaz. Kendi taktiklerini kendisine karşı uygulamaya başlayan kavruk bu kez daha da önce şampiyon olunca Niko iyice delirir.

Artık üçüncü sezon olmuştur ve bir kez daha yenilmeyi kalbi kaldırmayacak Niko oğulun İspanya yarışında tepesi iyice atar, -görmeden bilmeden yanlışlıkla ve yine üzülerek- kavruğu taa çime kadar sıkıştırır ve spin attırır. Ancak spin atınca daha da hızlanan kavruk o sırada görevini tamamlamış olmanın zevkiyle viraja giren Niko’ya ‘ahahha nassı koydum ammaaaa‘ edasıyla çarpınca ikisi de yarış dışı kalır. Niko’nun plan bu kez yan etki yapmıştır.

Niko’nun kavruğu yenmesi için başka taktikler bulması lazımdır. En son garajda kavruğun debriyajını yağlarken yakalanınca korkudan altına işer, ancak o esnada aklına yeni bir fikir gelir; kavruğun deposunu destekleyecektir. Çocukken babasının yatında aylak aylak kitap okurken depoya işeme geyiğinin yalan olduğunu ve arabaya zararlı olduğunu öğrenmiştir. Bu gereksiz bilginin bir gün kendisine yarayacağına inanamayan Niko oğul Alman birasını fıçıyla gömer ve soluğu parc ferme’de alır.

Kavruk güzel güzel zafere giderken bir anda motoru patlar, ve ‘ohhh nooooo‘ sesleri eşliğinde kenara çeker. Niko bir görevi daha sessizce tamamlamış olmanın verdiği Hitman hissiyle ortamdan uzaklaşır.

Niko oğul öyle böyle puanları cukkalamış, kavruğu yenmiş ve yıllardır hayalini kurduğu şampiyonluğu bir şekilde kazanmıştır. Bir sonraki sezon ne yapacağını düşünürken kendisinin aslında yarı Alman yarı Finli olduğunu hatırlar.

İçindeki Finliyi dinleyince birden aydınlanan Nikonen bu kez başka bir Finli’den ders alır ve hazır şampiyon olmuşken, sıpası da doğmuşken ‘emekli olayım gideyim‘ der ve ‘vın turizm’ ses efekti eşliğinde ortamdan uzaklaşır.

    – son –

1 YORUM

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]