Alonso tükürürse!

4

Motorsporlarına aşık olan bir baba. Çok hayal kurmuş, kendini açık tekerlekli araçlarda önde kimse yokken, boynuna çelenk asılırken, kupa kaldırırken, şampanya fışkırtırken, bol bol “Şampiyonların Kahvaltısı”ndan ederken feryat figan hayal etmiş ama yaş geçmiş, eleği unu eleyemeden asmıştır.

Yine de ben yaparım bu işi, genleri kıza aktardık ne de olsa gazlamaması için hiçbir neden yok demiş olacak ki almış eline çekici penseyi, kızı için bir go kart hazırlamış. Hadi kızım, gazla kızım, bas kızım. Bak o fren pedalını söker ayağını da gaz pedalına bağlarım kızım!

Ama kız ı ıh! Oyuncak bebeklerini oyuncak otomobillerle değiştirir yok, pembe tulum alır yok, kulağını çeker yok, oda hapsi verir yok! Kız bildiğin ı ıh!

Baba düşünür, lan daha cep telefonu icad edilmedi, tablet yok, Tıvaylayt henüz çekilmedi, Castin Biibır doğmadı, pokemon go yok. Bu kız ne diye kart sürmüyor?  Kafayı yer. Hayır diğer velet 3 yaşında olmasa onu alıp atacak go kartın koltuğuna (Böyle babaları üzmeyin e mi!).

Derken diğer 3’lük ufaklık tükürüğüyle oynarken bir bölümünü go kartın koltuğuna düşürür. Koltukdaki tükürüğe gün ışığı vurunca ufaklığın daha bir ilgisini çeker ve geri almak için koltuğa doğru hallenir. Ama daha 3 yaşında olduğu için kartın içine adım atmayı beceremez, kafa üstü koltuğun içine iniverir. Kafa koltukta, popo direksiyona dayanırken “Yan, buyda bi tesyik vay!” deyip popoyu doğru konuma getirmek için elini bacakları arasından uzatıp o yuvarlağa benzeyen yamuk şeyi tutar kendini çeker, bir salto ve yarım burguya benzer bir hareketle popo-kafa kombinasyonunu doğru konumlara eşler. Sağ eline bakar ki hala o yamuk yuvarlağı tutuyor. “yan” der, “bu yamuk şey benim teysliyimi düjeltti, ben bunu bi daha bıyakmam.” der ve bırakmaz.

fernando alonso 19832Baba der ki lan eşşek sıpası daha 3 yaşındasın, in aşağı. Ölecen! Ufaklık yanıt vermez, kafasını bile çevirmez. O sırada gözleri o yamuk yuvarlağın arkasında uzanan boru gibi şeyi takip etmekte ve nereye varacağını merak etmektedir. Bakar ki aşağılarda bir yerde yol ikiye ayrılıyor. Durur ve hangi yolu izlesem diye düşünür. Henüz sağını ve solunu bilmediği için hangi tarafa gideceğinin bir önemi olmadığına karar verir ve birini seçer. O seçimin sağ taraf olduğunu 9 yıl sonra öğrenecektir. Ama bunun şimdilik bir önemi yoktur nasılsa.

O sırada baba, ufaklığını izlemektedir. Kızdan bi hayır yok bize, buna mı yürüsek diye iç geçirir. Çünkü hala o kupaları, çelenkleri, şampanya şişelerini ve şampiyonların kahvaltısını istemektedir.

He won the World Junior Title in Ghent, and the national championship in Sils. 1996

Ufaklığın yanına gider ve “Fernando, bunun boyunu sana göre ayarlamamı ister misin?” diye sorar. Ufaklık kafayı kaldırır “içindeyim ya işte” der. Evet bunu düzgün söyler. Go kart kendisini adam etmiştir. O günden sonra poposunu go kart aracının koltuğundan ayırmayan Fernando, ne evde ne okulda sandalyeye ihtiyaç duymamıştır. Ancak dübüründe önce yaralar açılmış, sonra nasır bağlamış, koltuk dübürüne kaynamış, ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bundan 20 yıl sonraki huysuzlukları ise sonradan, fiberglasın kana karışıp beyinde enfarktüse neden olmasına bağlanmıştır.

primo-piano-del-manager

1994-1997 yılları arasında karting yapan Fernando 1996’da dünya şampiyonu olmuştur. Lakabı el Nano’dur ve UNICEF’in elçisidir! Unicef’in…tekrar düşünün bak, bu adam Unicef’in elçisi olmuş, benim tahayyül sınırlarımı ta buradan zorlar kendisi!

Formula 1 kariyeri 2001’de Minardi’de başlar ve takım arkadaşı efsane(!) pilot Tarso Marques’i geride bırakır. (Bu adamı hatırlayanlar!? Bence hiçbiriniz hatırlamıyor.) 2002’yi Renault’da test pilotu olarak geçirirken Flavio ibnesiyle tanışır.

Ormanda bir gün tavşan ve ayı yürüyüş yapıyorlarmış. Ayı ne kadar yalnız olduğundan, kadınları bir türlü etkileyemediğinden bahsederek haklı ünüyle Playboy’a logo olmuş tavşanın kafasını ütülemekteymiş. Tavşan çekimlere yetişme derdinde bir yandan adımları hızlandırmaya çalışırken diğer yandan, ayıyı teselli etmeye uğraşıyormuş. Derken ne olsa beğenirsiniz, karşılarına bir peri çıkıvermiş. Ayıya “senin çaresizliğini duydum, bence bir yardımı hakediyorsun.” demiş ve dönüp tavşana göz kırpmış.

– Dileyin benden ne dilerseniz. Ama dileklerinizi dikkatli seçin çünkü sadece 3’er dileğinizi gerçekleştireceğim. Hem de hemen!

Ayı şaşkınlığını üzerinden hemen atmış ve ” bu ormanda ben hariç tüm ayılar dişi olsun ve hepsi bana aşık olsun! demiş.

Peri sihirli değneğini sallamış, etrafa saçılan peri tozları dağıldığında ayının dileği gerçek oluvermiş. Artık ormanda kendisi hariç tüm ayılar dişiymiş ve bizim ayıya aşıkmış.

-Peki senin ilk dileğin nedir tavşan?

— Ben bir kask istiyorum.

– İlk dileğinin bu olmasını istediğinden emin misin?

— Evet evet, bir kask! Başıma ve kulaklarıma uygun bir tane.

Peri sihirli değneğini sallamış, etrafa saçılan peri tozları dağıldığında tavşanın dileği gerçek oluvermiş. Artık elinde tam da başına uygun bir kaskı varmış.

-Peki ikinci dileğin nedir ayı?

—Bu ülkede ben hariç tüm ayılar dişi olsun ve hepsi bana aşık olsun!

Peri sihirli değneğini sallamış, etrafa saçılan peri tozları dağıldığında ayının dileği gerçek oluvermiş. Artık ülkede, kendisi hariç tüm ayılar dişiymiş ve bizim ayıya aşıkmış.

Tavşana dönmüş ve ikinci dileğini sormuş.

–Ben bir motosiklet istiyorum.

-Hımm, dileklerini boşa harcıyor gibisin.

–Hayır hayır, bir motosiklet. Hızlı bir tane, tam da şu ağacın altına lütfen.

Peri sihirli değneğini sallamış, etrafa saçılan peri tozları dağıldığında tavşanın dileği gerçek oluvermiş.

-Peki söyle bakalım ayı, son dileğin nedir?

—BU DÜNYADA BEN HARİÇ TÜM AYILAR DİŞİ OLSUN VE HEPSİ BANA AŞIK OLSUN!!!!!!

Peri sihirli değneğini sallamış, etrafa saçılan peri tozları dağıldığında ayının dileği gerçek oluvermiş. Artık dünyada, kendisi hariç tüm ayılar dişiymiş ve bizim ayıya aşıkmış.

Peri tavşana dönüp merakla, son garip dileğin nedir diye sormuş.

Tavşan da “Bu ayı var ya bu ayı İBNE olsun!

deyip …

Ya işte bu Flavyo Briyatore denen herifin ibne olmasını istiyorum. Kafanızı epey ütüledim ama bir rahatladım ki sormayın!

Neyse, en son Fernando bu ibneyle tanışmıştı. İşte bundan sonra kariyeri de  bu düzlemde ilerler. 2003’te Flavyo, Censın’ı şutlayıp yerine Fernando’yu alınca İngiliz basını çok kızar ama Flavyo ibnesi onukomabunuko der geçer.

image4.img.640.mediumDerken Fernando’yu hırs kaplar. damarlarındaki fiberglasın da gazıyla 2005 yılında 24 yıl 58 gün ile en genç dünya şampiyonu olur. Bir sonraki yıl da freni tutmaz, en genç çifte dünya şampiyonu olur.

Fernando kariyerine en yaşlı çifte dünya şampiyonu rekorunu alana kadar devam etmeyi planlıyor kanımca. 3.’yü alacağı yok gibi çünkü.

Fernando aynı zamanda Formula 1’in en genç yarış zaferi ve pol pozisyonu kazanan pilotu da olmuştur ama 2008 İtalya’da Sebastiyan bu istatistiği pipetle emecektir. Sonradan şampiyon da olunca Fernando’nun elinde iki kupa ve boş şampanya şişelerinden başka bir şey kalmayacaktır. Hâlâ babasıyla birlikte bunların karşısına geçip iki tek atarlar. Bu sırada Fernando hiç konuşmazken babası, şampiyonların kahvaltısının tadını hayal eder.

He bu arada, 2007’de McLaren iç savaşını atlatan müstakbel Samuray, bir süre eski takımı Renault’ya geri döner ve 2009 için Red Bull’un teklifini “siz kimsiniz la meşrubatçılar” diye reddettikten sonra Ferrari’ye geçer ve 4 sene “Givz yu vingz” okur. Sadece arka kanattan ama, zira Red Bull araçlarının geri kalanını sadece yarış tekrarlarını izlerken görebilmektedir. 2010, 2012 ve 2013’de şampiyonayı 2. bitirmiştir. Dahası pek laf soktuğu Renault motorlu araçlar 2010 ve 2012’de kendisine sıkıntı yaratmıştır, kabus olmuştur. Yüksek ateşli hastalıklarda gördüğü tek halüsinasyon haline gelmiştir hatta. Fernando sırf bu sayede pek çok inanç sisteminden dualar öğrenmiştir.

Alonso çocukken (14!) gittiği Holy Guardian Angel Primary School’da yeterince kutsanmadığını düşünerek sırtına samuray dövmesi yaptırır ama kime gösterdiyse istediği muameleyi görememiştir. Nedenini, samurayların aslında çok havalı ama onurlu birer hizmetçi olduklarını bilmemesine bağlayabiliriz belki. Gittiği her yerde el bebek gül bebek olmak isteyen adamdan samuray mı olur lan, efendin yoksa sen de yoksun işte!?

Ferrari’ye gelince doğduğu kente geri taşınır. Ama burada vergiler yüksek, öyle böyle değil. Nasılsa paralar su gibi aktığı için 50 milyon Sterlin’lik vergiyi bi tarafına takmaz, ben babamın go kartına tükürmüştüm, o tükürüğün hakkını ödeyemem der, 50 milyonu şak diye öder. Hani Türkiye’de vergiler çok yüksek diyene… Bizim paranın alım gücü de yerlerde tabi, neyse bunlar başka web sitelerinin konuları. Daha sonra karıyı boşayıp kalan parasını da ona kaptıran Fernando, Dubai’ye yamanır.

Fernando şampiyonada gücünü artırmak için Ferrari’nin ikinci pilotlarının yeterli olmadığını düşünür, takımda boş duran Rocksteady ve Bebop pozisyonlarına Marc Gene ve Pedro de la Rosa’yı getirir.

2010 Abu Dhabi’de tam şampiyon olacakken uzak ülkelerin birindeki bir siyasetçinin matematik ızdırabına maruz kalır ve Petrov’u bir türlü geçemez, ama ne geçemez, öyle böyle geçemez!

Hani o kadar geçemez ki anca şöyle bir ızdırap olabilir;

2010’da iki sıfır var; sildiniz, kaldı mı 21,

Fernando yarışa 3. başlamıştır. 21/3=7

Buradan yarışı 7. bitireceğini daha başlamadan bilebiliyoruz.

Peki nasıl? Fernando’nun o zamanki araç numarası 8. 8+7=15

Abu Dhabi GP 55 tur. 55-15 = 40 yapar ve bize susmak kalır. SUSUN!

içerik2

2012’de kendi evinde kazanmaya çok yaklaşmışken şans eseri tek bir hata bile yapmayan bir kazmanın arkasına takılan Fernando yarış sonunda Rocksteady ve Bebop’a Williams garajını kundaklatmıştır.

Ya bir de hiç bahsetmeyecektim ama, bu Fernando’nun sesi telsizde pek yanık çıkar. Hatta daha fazla bahsetmeyeyim şöyle aşağıya serpeyim. En alta da seçmece dipçeler ekleyeyim.

2015 Rusya: Mühendis: Arkandaki Massa ile yarışıyorsun Alonso: Mizah anlayışını sevdim.

2015 Kanada: Mühendis: Yakıt korumalıyız, bitiyor. Alonso: İstemiyorum, istemiyorum. zaten büyük sorunlarım var ve bunlarla yarışıyorum. Amatör gibi görünüyoruz

2015 Japonya: Alonso: GP2 motoru, GP2!

2012 Almanya: Tutto kers, tutto power!

2014 Brezilya: Alonso: ay ay ay ay neden sıralamalara boş bataryayla başlıyorum, bu nasıl olur!

2010 Silverstone: Alonso: daha fazla telsiz istemiyorum

2010 Avustralya: Mühendis: Hamilton 3.5, 3.5 Alonso: Tamam, bilmek istemiyorum

2010 Almanya: Alonso: Bu çok komik/saçma (this is ridiculous)

4 Yorum

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]